Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Temmuz '14

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
124
 

Biz değişirsek değişir Dünya

Biz değişirsek değişir Dünya
 

Ey insanoğlu!

Para, iktidar, itibar, başarı ve güç uğruna, nefret, kin, haset, kibir ve intikam duygusu ile sarmalanmış enerjini ve sinerjini evirebilseydin eğer sevgi, hoşgörü, barış ve kardeşlikten yana. Kulak verebilseydin eğer Felsefeye, edebiyata... Aşkla insanlaştırdığın ruhunu, ırmakla, rüzgârla, güneşle, ağaçla, denizle donatıp, gökkuşağının renklerini taşıyabilseydin eğer bir fırçanın ucuna, şiirle yıkanıp, şarkıyla ısınabilseydin, yağmurlarda kelebek, güneşli sabahlarda sardunyanın pembesi olabilseydin eğer.

İşte o zaman olmazdı bu kan gölü, bu zulüm, bu vahşet.

İşte o zaman toprağın altında çürümek yerine,

Toprağın üstünde yaşardı kardeşçe, karnı tok, özgür ve sevdalı çocuklar...

İnsanlık tarihi; zulmün de tarihidir aynı zamanda. Acının, kederin, gözyaşının, korkarak ve korkutularak yaşamanın da tarihidir. Dünün mazlumlarının, gücü eline geçirince "bugünün zalimine"dönüşmesi göstermiştir ki, güçlü her daim zalim, zayıf her daim mazlum olmuştur. Benmerkezci, hırsın, kibirin, kinin, nefret ve intikam duygusunun kemirdiği zihinler getirmiştir insanlığı ne yazık ki bu hale. İşte  bu yüzdendir ki, ne değişen siyasi iktidarlar, ne değişen ekonomik sistemler "zulmün, korkarak ve korkutularak "yaşamanın önüne geçememiştir. Bu zehirli duygularla yoğrulmuş, ego düşkünü, hırslı insanlar, gücü ele geçirdiklerinde "şimdi sıra bende diyerek, güçsüzün yani o günün mazlumlarının canına okumuştur her seferinde. İnsanlık tarihini doğru okuyabilenler görecektir ki, hangi yolla olursa olsun, iktidara gelenler, gücü ele geçirenler, hiçbir zaman tam olarak toplumun huzurunu sağlayamamış, barış ve kardeşliği tesis edememiş, korkutarak, baskıyla ve sindirerek yönetmekten asla vazgeçmemişlerdir. Bana göre sorunun kaynağı "insanın kendisidir"aslında. Çözüm de; zihinsel eğitimden geçer. Elbette ki, bu zihinsel eğitimin temeli, toplumların eğitim sistemleri ile atılır öncelikle. Hayatı doğru anlayabilmiş ebeveynlerin, çocuklarına hayatı doğru anlatabilmeleri de önemli bir etkendir.

Çocukluk ve gençlik yıllarında, hayatın anlamını çözebilmiş yetişkin insanın kendi zihinsel ve ruhsal evrimini tamamlama çabası da"insan olabilme"yolunda ki en önemli adımdır. Her insan için hayatın gerçek anlamı,"mutlu olmaktır”aslında. Ruhsal ve bedensel sağlığın eşliğinde, huzurlu ve mutlu olmayı hedefleyen bireyin donatısı, sevgi, hoş görü, vicdan, merhamet ve adalet duygusudur. Bu gerçek hedefe ulaşabilmek için kullandığımız yol,"eğitim,kariyer, para, makam, başarı, itibar, iktidar”hayatın amacı değil, sıradan araçlardır aslında. Bu sıradan araçları hayatın amacı haline getirenler, asla kurtulamazlar, hırs, ego, kin, kibir, nefret ve intikam duygusundan. Hamurunda iyilik ve sevgi olan insan, işte böyle zalimleşir ve kötü insan olur. Hayatın amacının yerine, bu araçlardan birini ya da bir kaçını koyan insan, süreç içerisinde öylesine tehlikeli bir hale gelir ki kendi kötücül duygularının tatmini için dünyayı bir yangın yerine çevirmekten kaçınmaz.

Tarihler boyunca, toplumlara empoze edilen, büyük idealler, ülküler ve hedeflerin arka planında, hep birilerinin şahsi, çirkin çıkarları ve küçük hesapları var olmuştur aslında. Halklar, sözde büyük idealler, ülküler peşinde kutsal ve manevi değerler kullanılarak birbirlerine düşman edilmiş, mazlumlar birbirlerini öldürürken, zalimler kasalarını doldurmuş, iktidarlarını, güçlerini

İtibarlarını perçinlemişlerdir. Tarihin her döneminde her koşul altında bu tür insanlar var olduğuna göre bu insanların fiziksel varlıklarından kurtulmak mümkün değildir. O zaman çare bu insanların zihinsel varlıklarından”kurtulmaktır. İçsel yolculuğunu, zihinsel ve ruhsal arınmasını tamamlamış insan, bu sonsuz evrenin bir bütün olduğunu ve kendisinin de bu bütünün, ufacık, sıradan ve diğerleri ile özdeş bir parçası olduğunu kavradığı gün bitecektir savaş, zulüm, baskı ve korku.

Biliyorum çoğunuz "ütopya"diyeceksiniz bu düşünceme. Yine bana göre, insanlığın kurtuluşunun sırrı bu ütopya da gizli. Uzak bir gelecekte bile olsa bu ütopyayı gerçekleştiremez ise insanlık, yok olmaya mahkûmdur. Dünyanın gerçekten değişmesini istiyorsak  önce biz değişeceğiz...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 24
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 195
Kayıt tarihi
: 13.02.14
 
 

Hayatı şiirden öğrenmemişse eğer, yarımdır insan...   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster