Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '07

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
1053
 

Biz gelecek bin yılda da buradayız , siz rahat uyuyun paşam!...

Biz gelecek  bin yılda da buradayız , siz rahat uyuyun paşam!...
 

Mustafa Kemal kendisi anlatıyor: Sakarya Savaşında telefonla süngü emri veriyor. ”Süngü takın ve düşmana saldırın!” diyor. Karşısındaki “Komutanım süngü yok!” diyor… Anadolu İstiklal Savaşı veriyor, Başkomutan süngü emri veriyor ama cephede savaşan askerin süngüsü yok…Mustafa Kemal kendini toparlıyor “Topal Osman ve 70-80 kişilik avanesinin eğri bıçakları var.Alın o eğri bıçakları onlarla saldırın” diyor…Tarihin en büyük savaşlarından birisi iki ay sürüyor…

Düşünün bu toprakların bu ülkenin kader savaşlarından birisinde askerimizin saldıracak süngüsü bile yok…

İstiklal Savaşı bu…Mermi silah süngü hiç birinin önemi yok..Savaşı silah kazandırmıyor çünkü..

Bir milletin imanı var, onuru var cephede savaşan….

Yani en teknolojik silahların en kalabalık orduların asla yenemeyeceği şey bu milletin yüreğinde fazlasıyla var..

Onun için kadın çocuk, ihtiyar genç ekmek bıçaklarıyla, kazmayla, tarım aletleriyle dünya tarihinin en onurlu savaşını o günlerin en büyük devletlerine karşı kazanıyor…

İstiklal uğruna, onurları, haysiyetleri fazlasıyla olan ama, bu savaşı kazanacak kan ve canlarından başka verecek bir şeyleri kalmayan bu toprağın asil evlatlarının aynı zamanda büyük bir şansı var…

Silahları yok ama…

Mustafa Kemal (Atatürk) Paşaları var…

Fevzi (Çakmak) Paşaları var…

Kazım (Karabekir) Paşaları var…

Refet (Bele) Paşaları var…

Rauf (Orbay) Paşaları var….

Ali Fuat (Cebesoy) Paşaları var….

Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Anadolu’ya her bir kıtada birlerce kez elinde silah savaşlarda dövüşe dövüşe yetişmiş tarihin en muhteşem komutan gurubu var…

Hepsi güzel insanlar, hepsi birbirinden yiğit insanlar….

Hepsi bu toprağa bu millete, karşılıksız sevdalı sonuna kadar inanmış insanlar…

Mustafa Kemal hasta yatağında evlatlığı Ülkü hanıma Kazım Karabekir Paşa ile görüşmek istediğini söyler..Yani Kazım Karabekir’i görmek, vedalaşmak helalleşmek için… Ancak Mustafa Kemal Atatürk’ün bu isteğini Kazım Karabekir’e söylemeyip gizlemişler, helalleşme isteğini saklamışlar….

Bu sahne Atatürk’ün ne kadar güzel bir adam olduğunun ispatıdır.

Kazım Karabekir Mustafa Kemal üniformasını çıkarıp istiklal mücadelesine başladığında ilk emrine giren komutandır…

Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak, Refet Bele, Rauf Orbay Ali Fut Cebesoy olmasıydı Mustafa Kemal de olmayacaktı..

Hepsi muhterem insanlardı…

Birlikte inandılar ve birlikte savaştılar….

Cumhuriyetin ilanından önce bir tartışma başladı ve bir kırgınlık girdi araya…

Rauf Orbay’lar Kazım Karabekir’ler “Nereden çıktı bu Cumhuriyet” dediler “Biz milli hakimiyet, millet meclisi diyorduk” Gerçekten Mustafa Kemal Cumhuriyeti hiçbir arkadaşına söylememişti. Yıllarca birlikte savaştıkları silah arkadaşları Cumhuriyet ilanını gazeten okudular…Kazım Karabekir Paşa Trabzon'daydı, Mebus'tu Genel Komutan'dı ama Cumhuriyet ilanını Trabzon'da bir müfreze komutanından öğrendi..Rauf Paşa böyle bir önemli bir konunun görüşüleceği Meclis toplantısına çağrılmamıştı...Ali Fuat Paşa ertesi gün gazeteden öğrendi... Bu onları kırdı ve bu kavramın ne anlama geldiğini, içinin nasıl doldurulacağını bilmedikleri için ciddi bir tartışma oldu.

Cumhuriyet tarihinin en büyük burkulmasıdır bu küslük…

Hepimizin içi burkuldu…

Keşke devrimleri, Cumhuriyetin ilk 15 yılını kol kola götürebilselerdi…

Fevzi Çakmak Cumhuriyetin ilk yıllarının tek parti döneminin Genel Kurmay Başkanıydı..Mustafa Kemal anlatıyor “Sakarya Cephesinde Fevzi gün boyu askerlere kahramanlık coşkusu veriyordu.Yılmıyor taburdan tabura koşuyor, askere kuvvet, enerji, coşku veriyordu.Gün bitiyor, akşamüzeri o derin siperin içinde diz çöküyor, önüne Kuran’ı açıp okuyor..Bu Fevzi var ya insan değil evliya…” Bunlar Mustafa Kemal’in sözleri…

Fevzi Paşa sonraları Demokrat Parti’nin önünü açacak çalışmalar yaptı.İsmet İnönü ile mücadele eden muhafazakar kitlenin ön lideri oldu.Vefatında yas ilan etmedi diye millet İsmet İnönü’ye kızdı, Milli Türk Talebe Birliği cenazesini devletin elinden alıp muhteşem bir tören yaptı..

Ordu ve Millet Fevzi Paşa’nın kişiliğinde et ve tırnak gibiydi…

Mustafa Kemal, Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir….

Mustafa Kemal’in biri sağ biri sol koludur….

Bu isimler bu toprağın kalbidir, bu toprağın aklıdır, hafızasıdır, inancıdır….

Milli Mücadelenin bu büyük kahramanlarını kimse ayırt edemez….

Hepsi aynı değerde muhteşem yiğit insanlardı…

Devlet sonra bunların hepsini “Devlet Mezarlığı”na aldı…

Ülkemin hangi şehrine hangi ilçesine giderseniz gidin, caddelerimize salonlarımıza bu isimler verilmiştir…

Bu da milletin ayrı bir güzelliğidir….

Bu topraklar küslüğü kabul etmez…

Dargınlık yaşamaz bu topraklarda…

Bu millet Atatürk Bulvarı ile Kazım Karabekir Bulvarını, İsmet İnönü Caddesini, Fevzi Çakmak Caddesini şehrinin meydanında birleştirir..

O isimler ki şerhin meydanlarında sarmaş dolaş edilmiştir…

Bu barıştırma, bu birleştirme, bu sarılma bu milletin asaletidir!..

Atatürk de bu milletin asil bir evladıydı…

Cumhuriyetin ilk on beş yılında uzaklaştığı ama Kurtuluş Savaşını birlikte verdiği arkadaşlarını ölüm yatağında onlarla vedalaşmak, helalleşmek istedi…

Bu ülkenin insanları bu sahneleri iyi okumalıdır…

Bu milletin, bu toprağın, bu cumhuriyetin temelinde küslük yok…

Cumhuriyet tarihi boyunca zor günlerimiz oldu….
Gün geldi elimiz ayağımız tutmadı…
Gün geldi ümitsizliğe kapıldık, hıçkırıklarımızı tutamaz olduk…

Gün geldi başımızı yaslayacağımız, bizi ayakta tutacak, bizi birbirimize yaklaştıracak, bizi yeniden ayağa kaldıracak , sığınacağımız, güç alacağımız bir şey aradık…

O zaman milletçe Atatürk’ün ismi ve resmi gözümüzün önüne geldi…

Ümitlerimizin kırıldığı anda bu topraklarda tarihin en onurlu savaşını verdiğimizi hatırlamak içimizi ferahlattı…

Onun için Çanakkale dedik, Kuvayı Milliye dedik…

Gün geçtikçe türlü musibetler yaşadıkça Mustafa Kemal’lere, Kazım Karabekir’lere, Fevzi Çakmak’lara, Kuvayı Milliye’ye, Çanakkale’ye daha bir sarıldık, tanıdık, gurur duyduk, değer verdik…

Ne mutlu bize…

Onlarım varlığıyla yol alıyoruz.

Daha 80 yıl önceydi…
Bu toprağı, bu milleti çok seven Mustafa Kemal vardı, Kazım Karabekir vardı, Fevzi Çakmak vardı…

Onlar bu toprağı ve bu milleti çok sevdiler çok…

Ne mutlu bize..

Zor günlerde onların ismi, onların resmi onların hatıraları onların hayatları onların mezarları bize onur veriyor, güç veriyor…
Onlarla yolumuzu aydınlatıyoruz.

Biz de onları seviyoruz….Bu toprağı sever gibi, bu milleti sever gibi seviyoruz onları…

Hiçbir ideolojik saplantıya takılmadan, güncel siyasi mülahazaların esiri olmadan hepsini aynı derecede, ayırtmadan, oldukları gibi, sana bana yakın demeden seviyoruz onları…

Mustafa Kemal'i, Kazım Karabekir’i, Fevzi Çakmak’ı, İsmet İnönü’yü, Refet Bele’yi, Rauf Orbay’ı , Ali Fuat Cebesoy’u hepsini ama hepsini aynı aşk ateşiyle seviyoruz…

Onlar bu toprağa, bu millete yapılan son büyük yok etme savaşından başarıyla çıktılar…

1071’den beridir biz bu topraklardayız…

Ne badireler atlattık…

Ne istilaları defettik…

Ne ihanetlere göğüs gerdik…

Ne çok kamız aktı bu topraklara..

Bin yıldır her dönem dünyanın en kabadayısı hangi devletse, hangi komutansa, en büyük ordusu hangileriyse, her devrin en güçlü en gelişmiş silahlarını kuşandılar birleşip birleşip üzerimize geldiler…

Bu topraklar için savaşmadığımız ülke savaşmadığımız ordu kaldı mı?

Moğal'undan Safevi’sine, Haçlısından Rus’una, İngiliz’inden Fransız’ına , İtalyan’ından Avustralya'lısına kim varsa en büyük ordularıyla, en güçlü silahlarıyla geldiler, hepsini dize getirdik…

Bir yandan Ordularıyla saldırdılar öte yandan yine bu toprakların çocuklarını kandırıp beslediler, eğittiler içimize salıp isyan ettirdiler…

İçerden dışardan her türlü belaya rağmen adımız bazen Alparslan oldu, bazen Melikşah oldu, bazen Alaaddin Keykubat oldu, bazen Selahaddin Eyyubi oldu, bazen Süleyman Şah oldu, bazen Osman Gazi oldu, bazen Yıldırım Beyazıd oldu, Bazen Fatih oldu, bazen Yavuz oldu, Bazen Kanuni oldu, bazen Mustafa Kemal oldu…

1000 yıldır bu topraklar bizim..

Daha çok bin yıllar bu topraklarda olacağız…

Çünkü, biz gücümüzü, inancımızı bu topraklardan alıyoruz…

Çünkü, onurumuz inancımız var…
Çünkü, biz Anadoluyuz..


1000 yıldır dünya üzerinde ne kadar devlet millet, ordu, komutan, silah varsa alıp geldiler bizi bu topraklardan çıkarmak için, bölüp parçalamak için..

Ne oldu?..

Başaramadılar..

Şimdi tam da bu noktada sormak istiyorum:PKK 1000 yıldır hiç kimsenin kazanamadığı savaşı bize karşı kazanıp bu toprakları bölmeyi başarabilir mi?

Bu toprakların tarihini bilen bu sorunun saçmalığını da bilir?

Eğer Türkiye Rusya’nın Çeçenistan’a yaptığı gibi, İsrail’in Filistin’e yaptığı gibi davransa PKK sorunu 15 dakikada biter..Bilemedin bir saat…Türkiye’nin değil sadece Balıkesir’in imkanlarıyla bitiririz PKK’yı..

Ama Türkiye Rusya, ABD, İsrail değil…

Onlar gibi , aşiret gibi davranamaz…
Hukukun, demokrasinin, ahlakın dışına çıkamaz...

Biz büyük bir devletiz..Geleneğimiz, inancımız, tecrübemiz, onurumuz, değerlerimiz, geneleniğmiiz ahlakımız var…

Biz tarihin hiçbir döneminde Putin, Şaron, Bush gibi liderlere sahip olmadık…

Bizim liderimiz Alparslan, Fatih, Mustafa Kemal gibi güzel ve yiğit insanlar oldu….

Silahına takacağı süngüsü yokken yüz yıl öncesinin süper ordularının istila edemediği bölemediği bu toprakların bu gün bölünebileceğini düşünmek delilikten öteye bir şeydir…
Daha yüz yıl önce Fevzi Çakmak’ı, Kazım Karabekir’i Mustafa Kemal’i yetiştirmiş bir asil milletin yaşadığı topraklardır Anadolu….

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 175
Toplam yorum
: 174
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1461
Kayıt tarihi
: 01.10.07
 
 

Balıkesir doğumlu.1990 İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu. Balıkesirspor Kulüp Yöneticili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster