Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '06

 
Kategori
Günübirlik Turlar
Okunma Sayısı
1851
 

Biz Heybeli'de her gece mehtaba çıkardık

Biz Heybeli'de her gece mehtaba çıkardık
 

Evet Heybeliada'da yaşarken her akşam o mehtaba çıkardık. Tekneyle olmasa da muhakkak mehtabı izlerdik. Adanın en güzel özelliği her tarafının denizle kaplı olması değil midir?

Babam emekli subay, dolayısıyla şehir şehir gezmiş bulunuyoruz. 1982 yılında son durak İstanbul oldu bizim için. Artık okul değiştirimeden en iyi şekilde eğitim almalıydık. Öyle de yaptık. Yıllar geçti İstanbul'da. Bostancı sahilinden kaç kere geçtim hatırlamıyorum. Hep görürdüm adaları, uzaktan bakardım, ilginç gelirlerdi. Ama ne ailem bizi götürmüştü gezmeye ne de biz büyüyünce gitmiştik. Yıl 1997. Tarihi 1173 lere uzanan eski Harp Okulu Şimdiki Deniz lisesinde öğretmen alım sınavları vardı. Şansımı denemek istedim ve o meşhur adalar vapuruna bindim. Hani bambaşka bir dünya keşfettim derler ya aynen öyle oldu. O vapurla martı kahkahaları arasında adaya ulaşıp, karaya ayağımı basıp o mis gibi deniz, ağaç ve hatta faytonların kokusunu duyunca İstanbul'a yakın böylesine cennet bir yerin varlığına inanamadım. 15 yıldır önünden geçipte buraya gelmiş olmamanın pişmanlığını yaşadım. Zaten Heybeliada'dan asla kopamadım, kopamamda.

Sınavı kazandıktan sonra öğretmenlik yapmaya başladım. Heybeliada'nın o bembeyaz üniformalarıyla sembolü olmuş askeri lise öğrencilerine İngilizce dersi verme şerefine nail oldum. Önceleri İstanbul'daki evimden gidip geliyordum adaya. Sonra böyle olmaz diyerek ev tuttum ve artık adalı olmuştum. Deniz manzaralı minik bir evim oldu önce son oturduğum ev ise tamamen İstanbul manzaralı, bahçeli bir yalının bahçe katıydı. İstanbul'a bu kadar yakın olup bir o kadar uzak olmak ne demek ancak adada yaşayan bilir. Yaz ayları bambaşka bir diyardır. İnsanlar dolduruverir. Gece son vapura kalır herkes son ana kadar tadını çıkarabimek için. 19 Ağustos depremini de İstanbul manzaralı evde yaşamıştım. İstanbul'a bakarken tüm ışıkarın sırayla sönüşünü izleme şansım oldu. Manzarayı tarif edemem size.

Neden Heybeliada derseniz diğer adalara nazaran daha mütevazidir. Öbür adalar biraz daha zengin insanların kendilerini gösterme yeridir. Heybeliada memurun yaşadığı ve insanların tatil yaptığı, dinlendiği gerçek bir tatil yeridir. Adada Faytonlar vazgeçilmezdir. Ama emin olun yürümek adayı keşfetmenin en güzel yoludur. Heybeliada'ya gelince muhakkak görmeniz gereken yerlerin başında Çamlimanı gelir. Orada çam ağaçları ile deniz o kadar güzel bir manzara oluşturur ki seyretmeye doyamazsınız.

Ahmet rasim, Hüseyin Rahmi Gürpınar gibi Türk edebiyatı'nın ünlü isimleri de yıllarca Heybeliada'da yaşamışlardır. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın ve İsmet İnönü'nün evleri müze haline getirilmiştir.

Adaya ayak basar basmaz karşınıza çay bahçeleri, lokantalar ve faytonlar çıkar. Çay bahçelerinde hem çayınızı yudumlayabilirsiniz hem de arkadaşlarınızla tavla ya da okey oynayarak gününüzü geçirebilirsiniz. Lokantalarındaki balıkların tadına doyum olmayacağını takdir edersiniz herhalde. En güzel meze ise İstanbul manzarası. Faytonlarla Büyük ve Küçük tur diye iki tur yapabilirsiniz. Küçük tur Aşıklar Turu diyede geçer. Ama benim size tavsiyem yürüyerek gezmenizdir. Biraz daha yukarılara çıkmak isterseniz Ruhban Okulu ve Aya Triada Manastırı'nı da görebilirsiniz. Şimdiki adı Heybeliada Rum Erkek Lisesidir. Hiç öğrencisi yoktur ama müdürü ve yardımcıları bulunur. Değirmen piknik alanı gününüzü geçirmek için birebirdir. Ailecek mangal keyfi yapabilirsiniz. Adada bahsedilecek bir yer daha varki türk filmlerinde bile çok konusu geçmiştir. Senatoryum;Veremli hastaların temiz havada iyileşip hayata döndükleri yer.

Yaz aylarında insanlar adaları yüzmek için de tercih ediyorlar. Heybeliada'da bunun içi iyibir seçim. Burgazada, Kınalı ada ya da engin Marmara denizi manzaralı plajları denize girmek isteyenler için birebir. Ada'da konaklamak isteyen olursa Halki Palas'ı önerebilirim. Halki Palas sadece adanın değil İstanbul'un en eski otellerinden biri olma özelliği taşımaktadır. Tarihi eser olduğu için orjinal yapısı korunmaktadır halen.

İstanbul'a tertemiz, dumansız, issiz bir taraftan bakmak isterseniz, ciğerlerinize bayram ettirmek isterseniz, doğa ile içiçe olmak isterseniz yazı beklemeyin derim ben. Alın sevdiğinizi aşk tazelemeye gidin birlikte..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok güzel anlatmışsınız, hem sizin blog yazınız hemde izlediğim bi televizyon dizisi içimde adaya gidip görmek heyecanı hissettirdi. İnşallah boş bi vaktimde gelmeyi çok istiyorum. Elinize ve yüreğinize sağlık...

ŞEKER KIZ 
 29.03.2007 9:59
Cevap :
Tavsiye ederim. İstanbul'da yaşayıp adaları görmemiş olmak gerçekten büyük kayıp olur. Muhakkak gezip tadını çıkarın. Sevgiler..  29.03.2007 19:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 713
Toplam mesaj
: 146
Ort. okunma sayısı
: 2808
Kayıt tarihi
: 30.10.06
 
 

İzmir Cumhuriyeti'nde yaşıyorum... Sarmaşık Sanat Atölyesi'nde ebru sanatı ile uğraşıyorum. En es..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster