Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
216
 

Biz iyi bir aileyiz!...

Biz iyi bir aileyiz!...
 

Boğaziçi Üniversitesi hocalarının yaptığı "Mahalle baskısı" içerikli araştırma, Türkiyede muhafazakar baskı olduğu ve bu baskının kendisi gibi olmayanları dışladığı(ötekileştirme) tezinin isbatı üzerine kurulmuş bir çalışma...

Önceki blogumda da yazdığım gibi, bu ülkede aradığınız neyse, arar bulursunuz. Muhafazar baskısı da bulursunuz, laik baskısı da bulursunuz. İnsan topluluklarının yaşadığı her yerde, az veya çok; şu nedenle veya bu nedenle birbirleri üzerinde baskılar bulabilirsiniz.

Ancak, bir ülke için temel "sorun" bu mudur?

Şöyle düşünelelim; aynı evde yaşayan kardeşler arasında kavga olmaması mümkün müdür?.. Elbise kavgası, oda kavgası, televizyonda hangi kanalın seçileceği kavgası... say sayabildiğin kadar!.. Hele de bizim ev gibi, "bir evde iki kız; biri çuvaldız, biri biz.." gerçeğiyle yüz yüzeyseniz.

Pekala, bir ailenin ayakta kalması açısından asıl sorun bu "kardeş çekişmesi" midir? Yoksa, evin reisi olan babanın çoçukları üzerindeki baskısı mı kalıcı sorunlar doğurur?

Bu sorunun cevabını doğru olarak verdiğimiz de, Türkiyedeki bu yılan hikayesine dönen "mahalle baskısı" semptomlarını giderecek çareler bulabiliriz belki..

Hangi pedagog, hangi psikolog şu gerçeğin aksini iddia edebilir: Bir aile içerisinde temel sorun, çocukların kendi aralarındaki kavgalar değil, aile reisinin aile üzerine kurduğu "ezici" otoritedir!

Burada olması gereken normal baba otoritesinden bahsetmiyoruz. Burada sözünü ettiğimiz, aile bireylerinin kişilik değerlerini yok eden "sadist" baskıdır.

Sosyologların sürekli tekrarlayıp durdukları gibi, bir ülke insanı da büyütülmüş bir "aile" olduğuna göre, yukarıdaki gerçekler ülkenin insanları için de geçerli olmalıdır... Kısaca devlet, millet ilişkisi..

Madem konu "mahalle" metaforu üzerinden tartışılıyor; ben de "muhtar" metaforunu kullanacağım:

Şimdi siz, ülkenin şurasında burasında; doğusunda, batısında falan kişiye falanca yan bakmış, kaş çakmış gibi, inkarı mümkün olmayan şeyler arayıp duracağınıza bir de işin "muhtar baskısı" kısmına bakın!

Bütün mahalleli "Muhtar" ın baskısından şikayetçi iken; esasen bu muhtar baskısı insanları gerilim içerisine sokarken, siz komşular arası dedikoduları gündeme çıkarıyorsunuz.

Çıkın dolaşın bakalım, ülkenin dört bir yanını; dinleyin tüm farklı insanlarını, bakalım herkes "Muhtar" ından memnun mu?...

Muhtar'ın baskısını içselleyip de, mahallelinin kendi arasındaki çekişmeleri sorun sayarsanız, ortalığı karıştırmaktan başka bir şey yapmış olmazsınız!

Bu "mahalle" bu "Muhtar" ın bunca yanlışına rağmen, yine de bir arada kalmayı, birbirine saygı duymayı başarabilmiş bir ailedir..

Evet, sorunlarımız yok değil ama dünyadaki diğer örneklerine bakıldığın da, biz, yine de "iyi bir aileyiz!...!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazdıklarınıza ben de katılıyorum. İnsan olgusunun olduğu her yerde baskın olma güdüsü, yaşamın doğası gereğidir. İnsana davranışlarını kontrol etmesi gereğini ancak, bir kavramı hedef göstererek ona ulaşmak için zorunlu olduğuna ikna edebilirsiniz. Eskiden İnanç dediğimiz, İslam dediğimiz kavram bu işlevi görüyordu. İnsanlar; iyi insan, ahlaklı insan olmayı bu hedefe ulaşmak için gerekli kabul ediyorlar, hoş görülü, sabırlı, yardımsever olmayı bunun gereği olarak benimsiyorlardı. Ki aslında da öyledir. Ne yazık ki günümüzde inançları felsefe düzeyine indirgediğimiz için artık işlevini yapamıyor. Takım tutar gibi bir inanç olgusu davranışlar üzerinde etkili olamıyor. Bunun yerine hormonsal ihtiyaçlar ve nefsi arzular kontrolsüz olarak etkin konuma geçiyor. Tabii ki bu da güçlünün yaşaması anlamına gelen baskın olma yolunu tercih eder hale getiriyor. Çatışma, tahammülsüzlük, hazımsızlık, çıkarlar ön planda oluşuyor. Şimdilik bir çözüm göremiyorum. Selam ve saygılar.

akar 
 27.12.2008 22:57
Cevap :
Sevgili akar, her şeye rağmen bu ülke insanı birbiriyle kırışmaya girmemiştir..Nerde böyle bir olay olmuşsa, altından derin organizasyonlar çıkmıştır. Maraşda, Sivasta olanların kimin işi olduğu şimdilerde daha net ortaya çıkıyor.Yani ciddi bir inanç eğitimi olmadığı halde, bu toplum geleneksel bir hoşgörü kültürünü yaşatıyor. Bunu başındaki Muhtariyetin yanlışlarına rağmen yapıyor üstelik..Bu da az bir şey değildir; bugünün sorunlarının çözümü de belki bu damarın işlenmesi ile bulunacaktır...Teşekkürler,selamlar..  28.12.2008 12:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1619
Toplam yorum
: 4208
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 795
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster