Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
574
 

Biz kendisiyle mahkemeliğiz!

Biz kendisiyle mahkemeliğiz!
 

Bugün, önce ''Sabahların Sultanı Seda Sayan''ı izledim. Ceylan eşiyle ilgili yaşadıklarına değindi. Bu arada ayrılmalarına neden olan birisi hakkında isim vermeden yorum yaptı, öfkeli sözleri bittikten sonra ''Biz kendisiyle mahkemeliğiz!'' dedi. Bu yüzden de fazla açıklama yapmayacakmış. Meraklandık tabii. Vatandaş meraklı Melahat durumunda... İçimiz içimizi yiyor. İçli köfte gibiyiz. Ne olacak bu sanatçılarımızın hali?

Şu anda da Esra Veyhan'ı seyrediyorum. Demet Akalın-Hande Yener polemiği konu edildi. VTR'ler gösterildi. Birisi ''O, bakkal şarkıları söylüyor'' demiş, öteki ''Ben bakkal şarkıları söylemiyorum...'' diye müdahale etmiş ve mahkemeye vermiş.

Yakında hakimin karşısına çıkacaklar. Bakkal şarkıları mı söylemiş, süpermarket veya hipermarket şarkıları mı? Meydana çıkacak mı acaba? Hakimlerin işleri zor. Bir şarkıcının hangi kategoride şarkı söylediğini tespit etmek zor değil aslında. Bilirkişiye bile gerek yok.

Pop, Top (!), Klasik, Türk Sanat Müziği, Halk Türküleri vs. Bunlar belli. Ama Bakkal, çakkal ve süper-hipermarket şarkıları kavramları yoktu şimdiye kadar. Bu konuda bakkallardan ve market yöneticilerinden yetkili kişileri bilirkişi olarak çağırırlar.

Başbakanımız kendisinin karikatürlerini yapanları mahkemeye vererek mi örnek oldu acaba şarkıcılarımıza? Eee... Büyüklerimizi örnek alıyoruz tabii.

Memleketimizde hakim olmak gerçekten zor. Her gün yüzlerce davaya bakmak zorunda olan hakimlerimiz de var, bu insanlardan adalet bekleyenlerimiz de... Hakim her davaya beş dakika ayırsa günde 100 dava için 500 dakika gerek. Yani sekiz buçuk saat. Haydi hayırlı tıraşlar!

''Beş dakikada Beşiktaş'' derler ya işte bu olay... Taraflar mahkeme salonuna girip kimlik tespiti yaptırana kadar 2-3 dakika geçer. İki dakikada da kimin suçlu, kimin suçsuz olduğu anlaşılacak. Anlaşılmayınca da bir iki ay sonrasına ertelenir mahkeme. Soru soramazsınız hakime. Öteki davanın dosyasını çoktan açmış ve taraflar içeri alınmak üzeredir.

Adalet sistemimizin iyi işlemediğinden şikayet ediyoruz; ama birey olarak bizim suçumuz da az değil hani. Otu moku şikayet konusu yapıp da mahkemeye müracaat edeceğimize biraz da kendi problemlerimizi kendimiz halletmeyi denesek! Ha, ne dersiniz?

Demet Akalın, Hande Yener'e bir telefon açıp da, "Hande'ciğim ayıp ettin Şemsettin durumlarına düşmüşsün. Ben bakkaldan alışveriş bile etmem. Hipermarketlere giderim, '' deseydi, ne kaybederdi? Hiiiiç!

''Valla, kusura bakma ya Demet, lâf olsun diye söyledim. Hani paparazzi konusu olsun da ikimiz de gündemde kalalım. Reklamın kötüsü olur mu hayatım? Ben aslında bakkal şarkısı nasıl söylenir onu bile bilmem, '' diye bir cevap alabilir ve konu mahkemeye gitmeden telefonda halledilirdi.

Demet Akalın, Gülben Ergen'e de sataşmış.'' Çocuğunu süs malzemesi gibi yanında taşıyor, reklam yapıyor, '' demiş. Gülben Hanım da Demet'i mahkemeye verecek. Vallahi mahkemelerimiz sadece şarkıcıların gündemde kalabilmek, TV programlarına çıkabilmek için açtıkları basit davalara bakmakla vakit geçirecek bu gidişle.

Almanya'da Münih/Osbahnhof duvarlarında yıllar önce gördüğüm şu yazı da aklımda kazılı kaldı. Affınıza sığınarak yazıyorum. ''Eher glaube ich an die Unschuld einer Hure, als die Gerechtigkeit der Justiz!'' meali, ''Bir fahişenin bekâretine, adalet makamlarının adaletine inandığımdan çok inanırım.''

Tam gerçeği ifade etmese de üzerinde düşünülmesi gereken bir cümle. Her problemin çözümünü mahkemelerde arayacağımıza, insani ilişkilere değer verip de önce kendi aramızda halletmeye çalışırsak, yaşam daha kolay ve yaşanılır olur.

Saygılarımla.
Mustafa Mumcu 03. 09. 2007 Saat: 17:32

NOT: 2 yazım hatası vardı, düzelttim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eski bir bakkal çırağı olarak ben de bakkalları küçük düşürdükleri için onarı mahkemeye vereceğim. Zamanında "onbaşılar" ayaklanmıştı ve epey ses getirmişti. Türkiye'deki tüm bakkalları, hatta bakkal müşterilerini eyleme davet ediyorum. Yazar kasa atmak yasak ama haberiniz olsun. Bu arada ne çok TV izliyormuşsunuz siz. Selam ve saygılarımla.

Osman Ömer 
 06.09.2007 0:46
Cevap :
Ben de yeni bir müşteri olarak, süper ve hipermarketlere gitmeyip bakkallardan alışveriş yapan tüm müşterileri eyleme davet ediyorum. Haftaya pazar Ankara Tandoğan'da, İzmir Gündoğdu Meydanında miting var. Herkes gelsin, ben yokum. İşim var. Bu arada böyle ucuz polemiklere bakakalanlar da davetliler. Davetiyeleri Hasan Ömer arkadaşımıza ileti yazarak isteyebilirler. Yalnız iletilerinde yazım hatası yapmasınlar, arkadaş kızıyor. Osmaciğum, benim bürom evimde. Yalnız yaşayan bir keriz olduğum için teselliyi televizyonda buluyorum. Şu anda otomobilim de yok ve ülkemi dolaşamıyorum. İnsanlarımızın yaşam tarzlarını, 15 yaşındaki kızların 35 yaşındaki namussuzlar tarafından kaçırılarak namuslarının korunmalarını filân hep bu programlardan öğreniyorum. TV hemen her dakika açık. Ben aynı anda birkaç işi birden yapabilme özelliklerine sahibim. Bazı insanlar iki işi aynı anda yapamazlar ya. Yürürken sakız çiğneyemezler, konuşurken ve yazarken düşünemezler. Öyle değilim. Saygı ve sevgiler.  06.09.2007 14:13
 

başka bir şey dememeli bu gereksiz sözlere..

Sincap 
 04.09.2007 23:26
Cevap :
Tam bakkala giderken okudum yorumunuzu baktım kaldım. Teşekkür ederim sevgili sincap. Saygı ve sevgiler.  05.09.2007 11:45
 

Arık televizyon seyretmiyorum.Hatta televizyonu açmak bile istemiyorum.Beni hiç bir konuda aydınlatmadığı gibi aksine boşuna dar olan zamanımı öldürüyor.Bıktık safsata programlardan.Bunun yerine daha seviyeli,bilinçlendirici ve seviyeli eğlence programları olsa...Özledik eski günleri vallahi..Esen kalın.

 
 04.09.2007 8:28
Cevap :
Sevgili silence, şu sabah programları yok mu, işte onlar hep problemi olan insanları konuk ediyorlar. 70 milyon insanın belki 69 milyonunun problemi fala ama bizlere sadece ekrandaki ağlaşan kişilerin problemi varmış gibi sunuluyor. Hep aynı şeyler İnci ERTUĞRUL, Esra CEYHAN, Serap EZGÜ gibi değerli program sunucuları neden başka konulara değinmezler de hep ağlayanları ekrana çıkarırlar acaba. Dün İnci Ertuğrul'un programında 15 yaşlarında, zorla kaçırılan kızını arayan türbanlı bir bayanı gördüm. Kadının bir bluzü var, göğüs kısmı dekolte. Ama türbanlı. Bu programları can sıkıntısından da seyredenler çok. Bence hiç TV seyretmemek çözüm değil. Daha iyi programlar yapılmalı. Vatandaşı ağlatmak için çok çaba sarfetmeyen programlar... Yorumunuz için teşekkür ederim. Mutlu ve sağlıklı günler.  04.09.2007 10:55
 

olur olmadık şeylerden mahkeme mi açılır? diğer yanda ölümle tehdit, cinayet, dolandırıcılık gibi ciddi suçlar var. onların incelenmesine vakit kalmıyor.

Canan Öz 
 03.09.2007 21:55
Cevap :
Gündüzleri TV seyredecek vaktiniz varsa bakın lütfen! Tüm sataşmalı şarkıcılar, türkücüler bu programların konukları. Onlar da her sataşmayı mahkemeye götürüyorlar. Maksat gündem dışına düşmemek. Benim TV'de izlediklerim sanat dünyasından, bir de Cennet Mahallesi tipleri var bunlar da komşuluk münasebetlerini genelde karakollarda sürdürürler. Karakoldan sonra da mahkeme. Aslında eften püften konular için dava açılmasına izin verilmemeli. Demokratik haklarını kötüye kullananlara DUR, diyecek kanunlar yok! Canan Hanım, yorumunuz için teşekkür ederim. Sağlıklı, mutlu günler!  03.09.2007 22:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3063
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster