Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '06

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
774
 

Biz Sefil Muggle'lar

Biz Sefil Muggle'lar
 

Biz Muggle’ler neden bu kadar çok severiz acaba fantastik öyküleri? Neden hiç olmayacak şeylerin anlatıldığı kitaplara filmlere bayılırız? Geçmişe gidebilmeyi, geleceği görebilmeyi, sihir yapabilmeyi, bir uçan süpürgeyle şöyle etrafı kolaçan edebilmeyi hayal etmek neden içimize büyük bir mutluluk verir?

Bugünlerde bende fantastik öykülere merak saldım. Bugüne kadar kesinlikle okumam dediğim, saçma masallar diye nitelendirdiğim film ve kitapları bir anda keşfettim. İşin ilginç yanı bana çok iyi geldiler. Elimden düşüremediğim gibi, rüyalarımda bile kendi fantastik öykümün içinde gezdiğim mutlu günler yaşıyorum şimdi. Ama bu durum aklıma bir soru getiriyor : Neden bu kadar sevdim bu öyküleri?

Bu soruya kendimce birkaç yanıt bulmak beni çok rahatlattı. Yaşamımız o kadar belli kurallar ve amaçlar arasında kaldı ki artık hayallerimiz bile sıradanlaştı. Etrafınızdaki insanlara hayallerini sorarsanız hep birbirine benzer şeyler duyacaksınız. Kimisi ev ya da araba almak, bazıları daha çok para kazanacağı bir iş bulmak , bir kısmı çalışmadan yaşaması için lotodan çıkan yüklü bir meblağ, kimisi evlenmek ve çocuk sahibi olmak istiyor. O kadar sıkıcılaştı ki artık hayallerimiz bile birbirimize bile bahsetmez olduk onlardan.

Aslında herkesin kimselere söyleyemediği ve gerçekleşmesine imkan olmadığını düşündüğü bir hayali de var. Onu sadece gece yatağına yatıp yalnız kaldığı ve uykusunun kaçtığı zamanlarda çıkarıp tozu alınıp,seyredilip kaldırılacak ve herkesten saklanacak bir şey olarak görüyor. Kimi ünlü bir aktör olmayı, kimi ünlü bir futbolcu olduğunu, kimi çok zengin ve yakışıklı herkesin tanıdığı biriyle evlendiğini, kimi Nobel edebiyat ödülünü kazandığını ya da Oscar’ı aldığını düşünüyor.

Kendi hayatlarımızın ve hatta kendi hayallerimizin rutinliğinden o kadar sıkılıyoruz ki bir gün birileri bizim de kurduğumuz hayalleri yazmaya ya da bize bir ekrandan göstermeye başlayınca bu çok hoşumuza gidiyor. Biz de onunla heyecanlanıyor, onunla maceradan maceraya koşuyoruz. Onun varlığı yastığımızın altında sakladığımız kendi hayalimizi bile gerçeğe yaklaştırıyor.

Kimi zaman bir zaman makinasıyla geçmişe gidip bir savaşa katılıyor, kimi zaman bir baykuşla bize gelen mesaja cevap yolluyor, bazen bir yüzüğün bizi ele geçirmesine izin veriyor, bizi kurtarmak için ejderha ile savaşacak kadar cesaretli prensi umutla bekliyor, bir Quidditch maçına uçan süpürgemizle gidiyor, burnumuzu oynatarak isteklerimizi gerçekleştiriyoruz. Sonra sabah hava aydınlanmadan uyanıp, aceleyle hazırlanıp, servise yetişmeye çalışıyoruz. Trafik sıkışıyor uykuyla uyanıklık arası hepimiz servislerimizde "keşke zamanı ileri alabilsem" "keşke bu servis uçabilse" ya da "keşke ışınlanarak gidilebilseydi bir yerlere "diyoruz.

Biz sefil Muggle’lar değiştirmeye gücümüzün yetmediği sıkıcı hayatımızı fantastik masallarla renklendirmeyi seviyoruz...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Sibel. Yazını zevkle okudum. Hayali atların üstüne binmeler, parmak şıkırdatmalarla, burnunu oynatmalarla bir şeyleri değiştirmek istemeler çocukken daha da fazlaydı. Sonra büyüdükçekabullenmeyi öğrendik çıplak gerçekleri, öğrendiklerimizin hepsi hoşumuza gitmese de. Sonra küçüklerin yanısıra büyüklere masallar diye sunulan bu kitaplara sarıldık.Hep kaçış gibi görmüyorum ben bunları, yaratıcılık duygusunu kamçılayan vesileler olarak da görüyorum. Ayrıca, her icat,buluş da bu hayalleri canlı tutanların başının altından çıkmıyor mu?Olanla yetinilseydi,bugün bir yürüyen merdiven, bir pipet,bir uzaktan kumanda aleti ve daha neler neler icat edilmeyebilirdi...Muggle'laştırılanmayan olmak hayatı daha keyifli kılıyor...Sevgiler.

ni 
 10.12.2006 15:04
 

hala canımı çok sıkan biri olunca masanın altından parmaklarımı şıklatır ve kurbağa ol derim. Daha işe yaradığı olmadı ama ben inatla deniyorum:))))

S.USLU 
 08.11.2006 10:47
Cevap :
Bende sürekli bişiler denyrum "göz kontağını kaybetmeden" , bence denemeye devam :)  08.11.2006 21:56
 

Yazında sözü gecen masallardan birinin kahramanı olmak da bizim ellerimizde. Aslında rutini değiştirecek güç bizde ama onu istememiz çok önemli. Bunun için öyle zannettiğimiz kadar köklü değişikliklere de gerek yok. Çok önünü arkasını düşünmeden hoşlandığın biri ile geçireceğin kısa bir tatil bile bazen bir ömre değer olabilir. Insanın hatırlanacak güzel anıları olması bile bir şeydir.Yeter ki kendimizi umutsuzluk içinde dış dünyaya kapatmayalım. Gelecek günlerin neler getireceği bilinmez,umut etmeden de yaşanmaz. Sağlıcakla kalın.

memom 
 06.11.2006 15:18
Cevap :
Haklısınız belki de :) Teşekkür ederim yorumunuz için.  08.11.2006 21:55
 

Sevgili Sibel tekrar hoşgeldin. Güzel bir yazıyla dönmüşsün. Ben önceleri severdim fantastik edebiyatı ama sonra nedense o ilgimi kaybettim. O öykülerin rutini kırıp insanı günlük sıkıntılardan uzaklaştırdığını tahmin ediyorum ben de. Eline sağlık.

Murakami 
 05.11.2006 23:29
Cevap :
hoşbuldukkk :) bende geri gelebildiğim için çok mutluyum. Haklısınız belki de bir dönemdir, gçer, bilemiyorum. Teşekkür ederim.  08.11.2006 21:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 138
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 6508
Kayıt tarihi
: 07.07.06
 
 

Ben hep yazmak istedim ama hayata sıçrama tahtam beni yazılardan ve yazarak para kazanmaktan çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster