Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

ALİ GALİP AKYILDIRIM

http://blog.milliyet.com.tr/aligalip

21 Ocak '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
104
 

Biz Türkiyede mi yaşıyoruz?

Biz Türkiyede mi yaşıyoruz?
 

Ülkesini, insanını, insanının yaşam tarzını, kültürünü yerinde görmeyen, bilmeyen insanlar o ülkeye ait olamazlar. Ancak yaşadıkları köye, kasabaya ve şehrine ait olurlar.


Televizyonların “Gezelim Görelim, Lezzet Durakları, Şoray Uzun Yolda” ve benzeri gezi programlarını izlemeyenimiz yok gibidir.

Her program Türkiye’nin farklı illerinden, farklı kültürlerinden, farklı lezzetlerinden, folklorundan kesitler sunmakta, yediklerini, içtiklerini gözümüze sokar gibi göstermektedirler.

Bizlerde televizyonlarımız başında ülkemizin değerlerini tanımış (!) oluyoruz.

Program yapımcıları da güzel bir iş yapmanın mutlu yorgunluğu ile kazançlarını düşünürler. Televizyonları başında on binlerce, yüz binlerce vatandaşı nasıl uyuttuklarının farkında olarak…

Resmen uyutuyorlar diyorum.

Çünkü televizyonlarda ülkesini tanıdığını sanan bir izleyici sadece kendisini kandırmakta, her yeri güllük gülistanlık olarak görmektedirler.

Türkiye’nin güzelliklerini, lezzetlerini ha televizyondan göstermişsin, ya da aç bir insana ağzı kapalı cam kavanozda yiyeceklerin sanal  lezzetini tattırmışsın.

Yok, bir birinden farkı.

Tanımak ve tatmak, dokunmak ile hissetmek ile olur. Televizyonlarda izlediğimiz güzellikler sadece o an için bizi etkilemektedir. Televizyonda gördüğümüz yakın çekimdeki kuzu tandırların cızırtılı servisi sadece hafızamızın geçici belleğinde yer almakta, bizler yine evimizdeki yemeklere talim etmek durumunda kalmaktayız.

Gerçek anlamda, birçoğumuz başka bir insanı, başka bir şehri, başka şehirlerin kültürünü, geleneğini tanımıyoruz. Çünkü ona dokunamıyoruz. Oralara gidemiyoruz. Şehirlerin gerçeklerini, gerçek kimliğini bilmiyoruz. Şehirlerdeki sanatsal etkinliklere katılamıyoruz, insanların hangi şartlarda yaşadıklarını görmüyoruz. Yani kısacası uğrunda ölmeyi göze aldığımız ülkemizi tanımıyoruz, bilmiyoruz.

Yerel düşünüp, yerel yaşıyoruz. Hiçbir şeyi sorgulamadan televizyon başında vaktimizi dolduruyoruz. Bundan dolayıdır ki, iş için, yerleşmek için herhangi bir büyük şehre göç ettiğimizde çevreden ve gelişmelerden etkilenmeden köyümüz de, ilçemiz de ya da şehrimiz de yaşadığımız gibi yaşamaya devam ediyoruz. Kendi hemşerilerimizden başkaları ile iletişim kurmadan.

Oysaki diğerlerini tanımadan, yaşadığın şehrin kimliğini öğrenmeden, ne Türkiye gerçeklerini öğrenebiliriz ne de insanımızı tanıyabilir bir birimizden etkilenebiliriz.

Bu ve benzeri durumlardan dolayıdır ki, demokrasimiz muhafazakârlığın cenderesinde kurtulamamakta, dış dünyaya açık, hoşgörülü, demokrat insanlar yetiştirememekteyiz.

Evrensel düşünen insanlarımız toplum tarafında kabul görmemekte, insan onuruna yakışmayacak yaftalamalar maruz kalmakta ve dışlanmaktadırlar.

Ülkesini, insanını, insanının yaşam tarzını, kültürünü yerinde görmeyen, bilmeyen insanlar o ülkeye ait olamazlar. Ancak yaşadıkları köye, kasabaya ve şehrine ait olurlar.

Şimdi soruyorum biz Türkiye de mi yaşıyoruz yoksa kendi yerelimiz de mi?

Yeni bir yazıda buluşmak dileği ile…

 

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 264
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 346
Kayıt tarihi
: 28.07.14
 
 

1959'da doğdu. Sınıf Öğretmenliği okudu.1979'da Öğretmenlik görevine başladı. Hayatın; okumak, ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster