Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '09

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
628
 

Biz ve Onlar (Korku Dağları Bekler-Bir Haberin Düşündürdükleri)

Biz ve Onlar (Korku Dağları Bekler-Bir Haberin Düşündürdükleri)
 

Bööö...


“Türk müsünüz, Yahudi misiniz?”

Soruyu soran, 40 küsur sene önce Türkiye’den İsrail’e göç etmiş yaşlı bir hanım. Sorunun muhatabı annem ve babam. Dönmelerine yakın, bir hediyelik eşya dükkanında ıvır-zıvır bakıyorlar. Türkçe konuştuklarını farkedince, yüzünde güller açarak, Türkçe soruyor;

“Türk müsünüz, Yahudi misiniz?”

“Türküz.” diyor bizimkiler. Ayaküstü muhabbet koyulaşıyor. Yaşlı Hanım’ın gözleri pırıl pırıl. Ayrılırken, “Güle güle gidin” diyor, Türkiye’ye bizden de selâm götürün.”

Güzel hislerle çıkıyoruz dükkândan. Birşeyler yemek için bir kafeye oturuyoruz. Garip bir biçimde, yaşlı kadının sorusu dönüyor kafamın içinde; “Türk müsünüz, Yahudi misiniz?” Türkiye’den gelmişiz, Türkçe konuşuyoruz. Türk olduğumuz açık değil mi? Birden kafamın üstünde bir ampul yanıyor. Tabii ya. Kadıncağız aslında Müslüman olup olmadığımızı soruyor. Kendi kendime gülüyorum, şaşırdığıma şaşırıyorum. Bundan daha doğal ne olabilir ki? Türk eşittir Müslüman. Yaşlı Hanım ve onun gibilerse, Yahudi, Ermeni, Rum. Bu devlete vergi de verseler, çocuklarını askere de gönderseler, ay-yıldızlı mavi pasaportla da dolaşsalar, Türk değiller. Anca azınlık olup, gerçek Türkler tarafından hoşgörülürler.

“Biz Türkler, çok hoşgörülüyüzdür. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u aldığında, kiliselere dokunmadı.Osmanlı, İspanyol engizisyonundan kaçan Yahudilere kucak açtı. Bakın Ortaköy’de hem cami, hem sinagog, hem de kilise yan yana. Dizi dizi inciyiz, azınlıklara tanınan haklarda birinciyiz.”

Ne güzel değil mi? Aslında pek değil. TDK sözlüğü, -lü olmakla övündüğümüz hoşgörüyü şöyle tarif ediyor; “Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans (Lat. tolerantia < tolerare="">

Yani neymiş? Ortada normal olmayan bir durum, hatta bir olumsuzluk var ama biz büyüklük gösterip, katlanıyoruz. “Biz lutfediyoruz da aramızda yaşamanıza izin veriyoruz, haddinizi bilin” demenin kibarcası “hoşgörü”.

İşin kötüsü mesaj yerini bulmuş. Azınlıklar ikinci sınıf vatandaş olduklarını öylesine sindirmişler ve Yaşlı Hanım da çok sevdiği Türkiye’de Türk sayılmadığından öylesine emin ki, sorusunu böyle dillendiriyor.

Herşeye rağmen Yaşlı Hanım’ın şanslı olduğunu düşünebiliriz, zira onun 40 sene önce bıraktığı “hoşgörüler diyarı” Türkiye’nin yerinde bugün çöl fırtınaları esiyor. Kötünün iyisi de bitti memlekette.

Bugünkü Radikal gazetesinin internet sayfasından bir haber:

KAYSERİ - İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Avi Mizrahi'nin açıklamalarına tepki gösteren Türk Eğitim-Sen Kayseri 2 No'lu Şube Başkanı Ali İhsan Öztürk ve bir grup öğretmen, Adolf Hitler'in ruhu için Cumhuriyet Meydanı'nda helva dağıttı. Helvayı alan bazı kişilerin helvanın başkan Öztürk'ün ölen babası için dağıtıldığını zannetmesi gülüşmelere neden oldu.
Cumhuriyet Meydanı'ndaki Meydan Parkı'nda yönetim kurulu üyeleriyle birlikte açıklama yapan Türk Eğitim- Sen Kayseri 2 No'lu Şube Başkanı Ali İhsan Öztürk, Hitler'i rüyasında gördüğünü öne sürdü. Öztürk, “Hitler Bey rüyamda, ‘Bush'un Irak’ta yapmış olduğu katliamlar, soykırımlar ve insanlık suçu benimkinden daha mı geri ? Eğer siz bu şekilde devam ederseniz, hakkımı helal etmeyeceğim. Eğer hayrıma helva dağıtırsanız hakkımı helal ederim' dedi. Biz de Hitler Bey’in şerrinden ve gazabından korunmak için helva dağıttık” dedi.
Bu sırada helvanın neden dağıtıldığını yoldan geçenler anlamadı. Helvayı yiyen bir kişi gazetecilerin, “Helva kimin için dağıtılıyor?" sorusuna Başkan Ali İhsan Öztürk'ü göstererek, “Arkadaşın babası ölmüş herhalde. Onun için dağıtıyorlardır” yanıtı verdi. Helvanın Hitler için dağıtıldığını öğrenen bu kişi aldığı helvayı tepsiye bıraktı. Ahmet Oğuz GÜNDÜZ (dha)

Bu haberin anafikri ne? Bush mu? Amerika mı? Hitler ne alâka? Yahudileri kırmış olmasından mı? Zekânın kıvraklığına bak sen. Haberin kahramanı eğitimciymiş. Şaka mı bu? Komik mi? İkisi de değil. Ocak ayı başlarında başka bir grubun “Ermeniler ve Yahudiler giremez, köpekler girebilir” diye pankart açtığını ve kısa bir süre önce Malatya’da misyonerlik yaptıkları için insanların kıtır kıtır kesildiklerini hatırlayanlar için öyle “münferit bir olay” da değil. Çekinmeden, utanmadan, alenen ırkçılık yapıyor, nefret kusuyoruz artık. Bütün bunlar yaşanırken, “Tepkimiz Yahudilere değil, İsrail hükümetine” diye kıvırtarak hem de. İkiyüzlülüğümüz öyle bir raddeye vardı ki, bir taraftan Ermenileri topyekün düşman bellerken, diğer taraftan ne kadar aydın, ne kadar adil, ne kadar sofistike olduğumuzu göstermek için “En iyi arkadaşım bir Ermeni” tişörtleri giyeceğiz neredeyse. Şizofreninin sırrını Türk doktorlardan başka kim bulacaktı pardon?

Hayatımızın her alanını kapladı “biz ve onlar”. İnsan, bilmediğinden korkar. “Bizim gibi” olmayandan ölesiye korkuyoruz hepimiz. Bizim inandığımız tanrıya, bizim bildiğimiz gibi ibadet etmeyenden, bizim istediğimizle sevişip, bizim gösterdiğimiz gibi yaşamayandan, farklı olan herşeyden ve herkesten korkuyoruz. Türbanlıdan, sakallıdan, makyajlıdan, küpeliden, Moskof’tan, Arap’tan, Kürt’ten, Yunan’dan, “Türk'ün Türk'ten başka dostu olmamasından”, öteki dünyadaki cehennemden, hayır, asıl bu dünyadakinden, depremden, selden, dağdan, taştan, eşcinselden, düzcinselden, erkeklerden, kadınlardan, akıllardan, fikirlerden ödümüz patlıyor. Kör kuyular kadar derin ve en az o denli karanlık cehaletimiz izin vermediği için de, öğrenmek, tanımak, bilmek yerine, ötekileştiriyor, öcüleştiriyor, yok sayıyor, o da yetmezse yok ediyoruz korktuklarımızı. Düzenin devamından çıkarı olanlar da körükle gidiyorlar yangınımıza.

Çifte standardın standart olduğu, insanı insan yapan bütün değerlerin içinin boşaltıldığı, herkesin herşeyi nalıncı keseri gibi kendine yonttuğu, cahilliğin, görgüsüzlüğün, hoyratlığın, ilkesizliğin marifet sayıldığı bir ortamda, yoksulluk, haysiyetsizlik ve düşmanlığın kol gezmesine şaşmamak lazım aslında. Her gün gazeteleri açtığımızda yüzümüze sıçrayan çirkefin, yakın bir gelecekte büyük bir gürültüyle patlamak ve hepimizi kirletmek üzere kaynadığının farkında bile değiliz. Cehaletten başka korkacak hiçbir şeyimiz olmadığını, onu yenebilmek için de sadece bilimsel bir eğitim sistemine ihtiyacımız olduğunu göremiyoruz. Birileri bildiğimiz dünyayı altımızdan çekip, yerine kan, kin, gözyaşı dolu başka bir gerçeklik hazırlarken, biz geleceklerini zerre kadar umursamadığımız çocuklar yapıyoruz.

Neyse, boşverelim şimdi bu işleri. Bu akşam televizyonda ne var?

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 81
Toplam yorum
: 233
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1493
Kayıt tarihi
: 04.07.06
 
 

Kişinin kendini anlatması zor. Her şeyden birazım, her şeyim yarım.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster