Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1125
 

Bizden Kim Özür Dileyecek?

Bizden Kim Özür Dileyecek?
 

Bari Bizden de o Özür Dilesin


Başlık yanıltmasın, son zamanlarda özür dileyenler furyasına tepki olarak yazmadım bu yazıyı. Soydaşlarımızı filanca ülkede katlettiler, falanca ülke topraklarımızı işgal etti, onlar da özür dilesin demek amacıyla da kaleme almadım bu satırları.

Hani önce bazı aydınlarımız, Osmanlı’nın haksızlık yaptığı gerekçesiyle Ermeniler’den özür diledi ya. Ardından başbakanımız, geçmişte azınlıklara faşizan baskılar uygulandığını ileri sürerek üzüntülerini ifade etti ya…

Karşı değilim, tersine hemfikir olduğum yönler ağırlıkta. Özür dileme ve gönül alma insanı küçültmez. Tersine haysiyetli bir davranıştır. Büyüklüktür. Erdemdir…

Farz edin iki metre boyunda, 150 kilo ağırlığında dev gibi bir adamsınız. Kocaman ve kaslı kollarınız, futbol sahası genişliğinde göğsünüz var. Vurdunuz mu, devirirsiniz alimallah. Mahallenin de kabadayısınız. Herkes sizden çekinir, en azından saygı gösterir.

Sizin mahallenizde de, hemen her mahallede yaşayan bir deli, bir de fırlama velet mutlaka bulunur. Bu veledin bir gıcığı vardır size. Kafanıza, bedeninize, kıçınıza… nerenize denk gelirse oranıza sapanıyla taş fırlatır. Fırsat bulduğundan ensenize şaplatır, kaçar. Hatta daha da ileri gider, bir punduna getirir, parmak atar, sıvışır. Peşinden koşarsınız, yetişemezsiniz.

Derken bir gün kıstırırsınız bir köşede… Ne yaparsınız o zaman? Palet büyüklüğündeki ellerinizle tepesine bir yumruk indirip beyin kanamasından terk-i diyar mı ettirirsiniz? Osmanlı tokadıyla ağzını burnunu dümdüz mü edersiniz? Yoksa ayaklarını kırar, kötürüm mü bırakırsınız?...

Ben sizin yerinizde olsam kulağından tutar, güzel bir nasihat çekerdim. Hatıralarım ve acılarım tazeyse… Meselâ birkaç dakika önce pandiğinden nasibimi almışsam, en fazla kıçına birkaç şaplak vurur, bırakırdım. Hatta ertesi gün sinirim yatıştığında, çok mu canını yaktım diye gönlünü almaya uğraşırdım. Büyüklük budur çünkü.

Bilmem anlattıklarımla, Ermeni tehciri konusunda bir bağlantı kurabildiniz mi?

Ülkemin, devletimin özür dileyeceği, en azından gönlünü almak zorunda olduğu o kadar topluluk var ki…

Korkarım bana, bize sıra gelmeyecek… Devletimizden özür beklemekle kocadık, korkarım özür görmeden göçüp gideceğiz dünyadan…

Tam 29 sene oldu… Dehşeti yaşattı bize devletimiz… Tam bir milyon gençtik o zamanlar… Kabul ediyorum, asiydik, aykırıydık, burnumuzun dikine giderdik. Ama bunun bedeli kurşunlar, darağaçları, seneler boyu zindanlar olmamalıydı. Cinsel organlarımızdan verilen elektrik hiç olmamalıydı…

Tam 29 sene oldu… İnsan bir kez olsun kâbusunda cadılar, karakoncoloslar, gulyabaniler… Ne bileyim, pörsümüş çıplak kocakarılar görmez mi? Ben görmüyorum. Her kâbusumda 220 volt cereyan var… Tabanlarımı parçalayan coplar var… Filistin askıları var… Susuzluktan çatlayan dudaklar, açlıktan kıvranan bedenler var… Var oğlu var…

Sahi, bizden… Bu ülkenin öz evlâtlarından… 29 sene öncesinin gençlerinden kim özür dileyecek?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 173
Toplam yorum
: 304
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2150
Kayıt tarihi
: 03.10.07
 
 

1958 Trabzon doğumlu. Darüşşafaka Lisesi ve M.Ü. Siyasal Bilimler Fakültesi mezunu. Yazdığı kitapla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster