Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
362
 

Bizi bekleyen bambaşka bir dünya

Renkleri ve düşleri kirletmekte bir saniye bile tereddüt etmeyen biz dünyalılar, bencilliğimizi göklere çıkarmamıza engel olacak en küçük prüzü yok etmekten çekinmiyoruz.

Neden? Yaradılışımızın bunu gerektirdiğini söyleyenlere inanmak istemiyorum. İnsan ancak onuruyla farklılaşabilir çünkü. Yok etme ve tahammülsüzlük isteğimiz günden güne artıyorsa, onurumuzu bir yerlerde bıraktık demektir.

Küresel ısınmayı, savaşı ve ezilenleri acıyan bakışlarla uzaktan izlemeye alışkın gözleri kanıksayan bu dünyayı , bunların doğal ve aşılacak süreçler olduğuna neredeyse bütün insanları inandırmış egemen zihniyeti gördükçe, şu soruyu sormaktan kendimi alamıyorum: Vicdanımızla onurumuzu, aklımızla kalbimizi dengede tutan, bizi bütün ölümlülerin içinde kendine has kılan o teraziye ne oldu?

İnsanları, toprağı, ülkeleri, aşkı, yüreği, dostlukları, sokakları ve nefes aldığımız her anı itinayla sınıflayıp ayırmayı öğreniyor bugünün çocukları. Okudukları gazetelerde, yürüdükleri yollarda, kurdukları şehirlerde kendisinden olmayanı dışlarsa, bulunduğu yeri vaadiyle büyütülen bu çocuklar, avuçlarında koruyabileceği vaadiyle büyütülen bu çocuklar, en değerli varlığı gibi koruyup büyüttükleri eşitlik bebeğini, yüreklerinin yarsı gibi taşıyıp, sokaklarda milyonlara haykırmak isteyen büyüklerini hiç tanımadılar. Özgürlük, eşitlik ve adalet duygusunun insanın, göğsünün ortasındaki madalya gibi sonsuza dek taşımak zorunda olduğunu, bunun için, sadece bunun için kendi ömrünü hiçe sayan insanların bulunduğunu hiç öğrenemeyecek belki.

Çünkü dünya kabuk değiştiriyor. Evimiz, sokağımız, şehrimiz, ülkemiz ve ardından bütün dünya kabuk değiştiriyor. Elbette değişim varoluşun bir parçası, şartı. Gelişmişliğimizin şerhi değişim. Sabandan traktöre, traktörden bilgisayara, uyduya giden serüven değişim sayesinde var.

Ama sanırım değişimin çok yanlış bir yerinde duruyoruz. Değiştirmemiz gerekenleri unutup kendimizi değiştiriyoruz. Birden ne için savaştığımızı unutup, bizden olmayanı yargılamaya başlıyoruz. Bizimle aynı fikirde olmadığı için arkadaşlarımıza kızdığımızda başlıyor ayrımcılık. Başka bir corafyada doğduğu için bir halkı yadırgamaya hatta yaşadığı yurdundan sürmeye kadar gidiyor. Resmi tarih buyüzden savaşlarla dolup taşıyor. Uygarlık tarihini savaşlar belirliyor.

Belki de bugünün çocukları bencilliği değil, paylaşmayı öğrense büyüklerinden, yüzyıllar boyu aynı toprağı paylaşan uygarlıkların bir arada nasıl yaşadığını, başka bir dünyanın gerçekten mümkün olduğunu bilerek büyüseler, bizler başkalarının seçimlerile birlike kendimizden vazgeçmeden yaşamayı öğrensek, yarın bizi bekleyen gelecek bambaşka olurdu.

ÇİĞDEM ALDATMAZ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Malesef gününü yaşayan, geleceği ve diğer insanları önemsemeyen bir toplum halini aldık. Toplum deyince insanlar sürekli başka bir varlık gibi algılıyor ama kimse anlamıyor ki biz de bu toplumun bir parçasıyız. Yükselmek için fedakarlık yapmak, paylaşmak lazım. Elinize sağlık ve hoşgeldiniz diyorum. Sevgiler...

Hasan ARSLAN 
 02.04.2007 9:18
Cevap :
paylaşmaya burdn başladık demek ki...teşekkürler...  02.04.2007 22:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 63
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 889
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

"Neden?" sorusu kafamı kurclayıp durmakta. Yarın ne kadar sürer, hayaller nerede biter, gerçek nered..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster