Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '20

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
58
 

Bizi bu beladan kim kurtarır?

Enam Suresi 63 ve 64. Ayet meal ve tefsiri

Değerli okur, malum hep beraber evdeyiz. Vaktimiz bol. Vakit geçirmek için okumak yazmak en iyi ve en güzel yol. Ben de bugün Kuran okurken Enam Suresinin 63 ve 64. Ayetleri dikkatimi çekti. Çok büyük dersler alınacak iki ayet. Ben din adamı değilim ama mealini ve tefsirini okuduğum bu iki ayet çok hoşuma gittiği için sizinle de paylaşmak istedim. Aslında Kutsal Kitabımız tüm insanlığa hitap ediyor. İnanlar için ilahi bir rehber ve kurtuluş reçetesidir.

*

İşte o iki ayet meali (anlamı)

De ki: "Karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır?" O’na açık gizli yalvararak, "Eğer bizi bundan kurtarırsa ant olsun şükredenlerden olacağız" diye dua edersiniz. De ki: "Ondan ve bütün sıkıntılardan sizi Allah kurtarır." Sonra siz yine O’na ortak koşarsınız!

Tefsiri (Açıklaması)

Müfessirlere göre 63. ayette geçen “karanın ve denizin karanlıkları”ndan maksat, insanların buralarda karşılaştıkları tehlikeler, acılar, felâketlerdir. Bu suretle müşrikler, inkârları ve günahları sebebiyle, benzer durumdaki eski kavimler gibi, türlü felâketlere maruz bırakılmakla tehdit edilmekte ve bu durumlardan kendilerini ancak Allah’ın kurtarabileceği hatırlatılmaktadır. Ayette “Karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır?” diye sorulması, müşriklerin Allah’a inandıklarını gösterir. Nitekim cevap müspet olacağı için zikredilmeye gerek görülmemiştir. Şevkânî’nin de belirttiği gibi, Allah’ın kurtarıcılığının soru şeklinde ifade buyurulması, müşrikler hakkında bir kınama anlamı da taşımaktadır. Buna göre 63-64. ayetlerin anlamını şöylece açmak mümkündür: Sizi karanın ve denizin tehlikelerinden ancak Allah’ın koruduğunu bildiğiniz, üstelik O’na gizli gizli yalvararak “Eğer bizi bundan kurtarırsa ant olsun şükredenlerden olacağız” diye söz de verdiğiniz halde, nasıl olur da daha sonra tekrar eski halinize dönerek birer cansız ve âciz nesneler olan putlarınızı Allah’a ortak koşarsınız!”

Bu iki ayet insanoğlunun önemli bir zaafına işaret etmektedir: İnsanlar çoğunlukla sağlık, güvenlik, bolluk ve rahatlık gibi imkânlar içinde yaşarken; özellikle ihtiraslarının, heva ve heveslerinin peşinde koşarken manevî hayatlarını, halika ve mahlûka karşı ödevlerini ihmal eder, bunları düşünmek istemezler. Açıktan veya dolaylı bir şekilde Allah’ın varlığını ve birliğini inkâr veya göz ardı ederek başka nesnelere ya da insanlara tapar yahut taparcasına bağlanır, boyun eğerler; yalnız Allah’tan beklemeleri gereken şeyleri fânilerden bekler; onları önder, rehber, hatta rab edinirler. Buna karşılık, genellikle Allah’tan başkasının gideremeyeceği türlü felâketlerin insanlar üzerinde bir uyarıcılık ve onları kendine getirme, sağlıklı düşünmelerini, değerlendirme yapmalarını ve sonuçta Allah’ı hatırlayıp O’na yönelmelerini sağlama gibi olumlu tesirleri sayesinde insanlar Allah’a yönelip kurtuluş için O’na yalvarır, hatta bundan böyle iyi birer kul olarak ödevlerini yerine getireceklerine söz verirler. Geçmişte ve günümüzde felâket anlarında Allah’ı anıp O’na sığınmayan pek az insan vardır. Ancak, birçok insan, sıkıntıdan kurtulup da her şey tekrar yoluna girince yeniden eski yanlış ve isyankâr tutumlarına döner. Söz konusu ayetler insanları bu zaafları hususunda uyarmakta, kendilerini dert ve kederlerden kurtaranın Allah olduğunu, dolayısıyla zor zamanlarda olduğu gibi rahata kavuştuklarında da O’nu tanımaları, O’ndan yüz çevirmemeleri gerektiğini hatırlatmaktadır.

(Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 419-420)

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 487
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 261
Kayıt tarihi
: 24.01.09
 
 

Tıp doktoru.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster