Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '18

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
271
 

Bizim Büyük Çaresizliğimiz: Kaygılarımız

Bizim Büyük Çaresizliğimiz: Kaygılarımız
 

Sevgili Okur, 
Bu haftaki yazımda sizlere kaygı halinden ve kaygı bozukluklarından söz etmek istiyorum. Yazının başlığı sizi korkutmasın. Kaygı çaresizce çekmek zorunda olduğunuz bir durum değil. Elbette kurtulmak mümkün. Öncelikle günlük hayatta yaşadığımız olaylar karşında hissettiğimiz kaygı durumunu ve artık gündelik hayatı çekilmez kılan kaygı bozukluğunu birbirinden ayırmak gerekiyor. 
 
İş değişikliği, yeni bir şehre-ülkeye taşınma, yabancı bir ortama girme, sınavlar, bugününüzü ve geleceğinizi etkileyecek adımlar atma gibi hayatınızı normal rutininden çıkaracak ve değiştirecek olaylar karşısında hissettiğiniz kaygı oldukça normaldir.
 
Her birey hayatında kaygı durumuyla karşılaşmıştır. Ancak kaygı durumunun sıklığı ve yoğunluğu kişiden kişiye göre değişmektedir. Hatta aynı yaşam olayı karşısında farklı bireylerin kişilik yapısı ve genetik etmenler sebebiyle yaşadığı kaygı yoğunluğu  da farklı olabilir. Bireyin ailesinde kaygı durumu yüksek bireyler varsa bazen genetik yatkınlık sebebiyle bazen de öğrenme yoluyla bu kaygı durumunun çocuklara geçtiği bilinmektedir.
 
Eğer ki kaygı durumunuz 3 aydan uzun sürmüş ve gündelik hayatınızı olumsuz etkilemeye başlamışsa kaygı bozukluğu olabileceği şüphesi duyarak bir profesyonele danışmanız sizler için faydalı olacaktır.
 
Kaygı bozukluğu yaşayan bireyler hem ilaç hem de terapi desteği görerek bu sıkıntıdan kurtulabilirler. Ne yazık ki psikolojik destek almak bir etiketlenme olarak algılanıyor hala ve bu sebeple olabildiğince kaçınıyoruz  ruh sağlığı uzmanlarından. Hayatın olağan akışı içinde pek çok sorunla yüz yüze geliyor ve bazen tek başımıza çözüm bulmakta zorlanıyoruz. Oysaki psikolojik anlamda destek aldığımızda yalnız olmadığımızı ve çözümün çok da uzakta olmadığını hissedebiliyor, hayata yeniden umutla bakabiliyoruz. 
 
Kaygılarımıza dönecek olursak bir tanımdan, bir sözcükten ziyade vücudumuza etkisiyle hissederiz onu. Ellerimiz ve bacaklarımız titrer, avuç içlerimiz terler, kalbimizin yerinden çıkacağını sanırız, nefes alışımız hızlanmıştır, midemiz bulanır, ağzımız kurur, yüzümüz kızarır, zihnimiz bulanıklaşır hatta bayılacakmış gibi oluruz. Bazen nedeni apaçık ortadadır, biliriz. Bazen de özellikle kaygı artık yaşamımızı ele geçirmeye başladığında nedenini dahi anlamadan bu fizyolojik belirtileri hissetmeye başlayabiliriz. İçimizde büyük bir sıkıntı ve korku hissederiz. 
 
Peki Ne Yapmalıyız?
Öncelikle başta da söylediğim gibi bu kaygı hissini sık ve yoğun bir şekilde hissediyor, kaygının günlük hayatınızı olumsuz etkilediğini fark ediyorsanız mutlaka bir uzmandan yardım almalısınız. Bunun dışında ise günlük yaşamınızda sizi kaygılandıran durumlar karşısında uygulayabileceğiniz bazı  önerilerim var.
 
Öncelikle sizi kaygılandıran durumları ve kaygıya karşı sizin ya da vücudunuzun gösterdiği tepkileri fark etmeniz gerekiyor.  Bunları fark ettiğinizde kaygıya yol açacak yaşantı öncesinde fizyolojik belirtileri gidermek için önlem alabilir, kaygıya göstereceğiniz tepkiye hazırlıklı olabilirsiniz. Kaygı seviyenizin artmaya başladığını hissettiğinizde burundan derin nefesler alıp ağızdan nefesi dışarı vererek sakinleşmek için ilk adımı atabilirsiniz. Diyafram nefesi almayı öğrenmek kaygı durumunda size sakin kalmayı öğretecek; kalp atış hızı ve nefesinizi düzenlemede yardımcı olacaktır. 
 
Spor yapmanın da kaygı ile baş etme konusunda etkili olduğu bilinmektedir. Spor yapmaya vaktiniz olmasa bile gün içinde yürüyüşler  yapmanız kendinizi  iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Ayrıca birtakım gevşeme egzersizleri ya da meditasyon teknikleri  öğrenerek vücudunuzdaki gerginlikten kurtulabilirisiniz. 
 
Kaygı haliniz başladığında sizi mutlu edecek ve kaygınızı unutturacak etkinliklere yönelmek de fayda sağlayacaktır. Örneğin kitap okumak, komik video veya sevdiğiniz bir komedi filmini izlemek, internette vakit geçirmek, sevdiğiniz biriyle görüşmek gibi...
 
Yaşadığınız kaygıları yazarak bir günlük tutabilir ya da sizi anlayacağını düşündüğünüz biriyle kaygı durumunuz hakkında konuşabilirsiniz. Yaşadığınız kaygı durumunu çevrenizle paylaştığınızda, duygularınızı içinize atmak yerine paylaştığınız için rahatladığınızı hissedeceksiniz. 
 
Kaygıyla baş ederken şu iki soru da oldukça önem taşımaktadır. En kötü başıma ne gelebilir? Başıma gelebileceğini düşündüğüm şey ne kadar gerçekçi? Bu iki soru üzerine düşündüğümüz zaman çoğunlukla zihnimizde dönen kaygı verici olasılıkların gerçeklikten uzak olduğunu fark edebiliriz. 
 
Aşırı mükemmeliyetçi tutuma sahip olmak da kaygı düzeyinizin yüksek olmasına sebep olabilmektedir. Bu sebeple hata yapabileceğinizi, her zaman her konuda iyi olmak zorunda olmadığınızı ve hatalarınızın da birer yaşam deneyimi olduğunu kabullenmeniz gerekmektedir. 
 
Ayrıca başınıza gelen olumsuz olayları genelleyerek her zaman bu olumsuzlukları yaşayacağınızı düşünmek, diğer insanların hakkınızdaki düşüncelerini aşırı önemsemek de kaygı durumunuzu arttıracak diğer nedenlerdir. Bu sebeple öncelikle kendinizi olumlu düşünmeye alıştırmanız, gerek kaygı durumunda gerekse hayatınızın diğer alanlarında sizin daha mutlu olmanızı sağlayacaktır.
 
Unutmayın ki kaygı baş edilmesi mümkün ve oldukça sık yaşanan bir duygudur. Sadece ne yapmanız gerektiğini bilmeniz ve tek başınıza baş edemiyorsanız yardım almayı kabul etmeniz gerekmektedir.
 
Sevgiyle kalın...
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 218
Kayıt tarihi
: 10.10.18
 
 

Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümü mezunuyum. 2014 yılınd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster