Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ağustos '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
260
 

Bizim Çocuklarımız...

Bizim Çocuklarımız...
 

Kelimelerin dili kuvvetlidir…Bazen alabildiğine acımasız, bazense sevgi dolu olabilirler…Duygularımızın sessiz ama anlamlı tanıklarıdır.Hele satır aralarında anlatmak istediklerini kavrayabilirsek, zihnimizde, kelimelerin gücüne dair yorumlar sıralanmaya başlar.

Bebekler ve çocuklar..Evet, bu satırlarda onlardan bahsedeceğim..Bugün devamlı takip ettiğim ulusal bir gazetede bir haber gözüme ilişti.Haber, halka açık bir tuvalete terk edilmiş üç günlük bir bebek ile ilgiliydi.Kim bilir hangi nedenle terk edilmişti? Yasak bir aşk sonucu mu dünyaya gelmişti? Yoksa evlilik dışı bir ilişki sonucu mu doğmuştu? Kız mıydı , erkek mi? Ne fark eder, terk edilmişti işte… Adı var mıydı acaba?Annesinin göğsünden süt emebilmiş miydi?Ana sıcaklığını ne kadar hissedebilmişti?Annesi’nin onu bırakırken yüreği acımış mıydı acaba?Hangi ananın acımaz ki değil mi?Benim bile haberi okuduğumda canım acıdıysa, bir ananın canı nasıl acımasın?

Bugüne kadar terk edilmiş bebek veya çocuklarla ilgili pek çok haber okudum.Her okuduğum haberde canım acıdı.Nasıl acımasın ki?İnsanım sonuçta, hisleri olmayan, cansız bir nesne değilim.Tepkilerim olması takdir edersiniz ki doğaldır ve olması gereken de bir insan olarak olaylara karşı tepki vermemdir.Belki var olan durumu değiştiremem ama bir nebze olsun farkındalık sağlayabilirim..

Yanılmıyorsam bir hafta önceydi.Bir ailenin en küçük çocuğu bakkal ve kira borcu yüzünden çocuk sahibi olamayan başka bir aileye 1500 ytl’ye evlatlık verilmiş.Bu ailede iki ay kaldıktan sonra, aile vicdan azabı duymuş olacak ki, çocuğu geri almak istemiş ve habere konu olmuş.Lakin, küçük çocuk, devlet tarafından korumaya alındı ve çocuğu evlat edinen aile, onu yasal yollardan evlat edinmek için başvuruda bulunmuş.Acı örnekler çoğaltılabilir...

Hayatın acımasızlığı ile doğar doğmaz veya erken yaşta tanışmış olan bu çocuklar da , bizim çocuklarımız ..Bu cennet vatan’ın geleceğinde yer alacak küçük beyler ve küçük hanımefendiler onlar tıpkı Ata'nın dediği gibi... Rahatsız ve yorgun olmama rağmen geç saat olmasına karşın bu satırları bitirmeliyim. Sonra uyumayı deneyeceğim..Tabi uyuyabilirsem.

Konuma geri dönecek olursam, şu an için işsiz ordusunun bir ferdi olarak ama bir gün iyi, bol kazançlı ve düzenli kazanacağım bir işim olursa evlat edinmeyi, eğer bu mümkün olmaz ise koruyucu anne olmayı, diyelim bu da mümkün olmadı kimsesiz çocuk veya çocukları gücüm yettiğince okutmayı ve o veya onlara iyi bir gelecek sağlamayı planlıyorum.

Bana niye evlenip, kendi çocuklarına bakmıyor ve onlara iyi bir gelecek sağlamayı düşünmüyorsun diyebilirsiniz.Ben, sevmeye tövbe ettim bugün.Sevmeden, evlilik olmayacağına inananlardan olduğum için kendim için en doğru seçeneği buldum.Ki bu, okuduğunuz bu yazımda da belirttiğim gibi gücüm yettiğince pek çok küçük bey ve küçük hanımı yetiştirmek ve onların kalbinde manevi anne olarak yer almaktan geçiyor.

Bu doğrultuda başarılı olacağıma inanıyorum.Başarı, inanmakla başlar.Ben kendime inandığıma göre başarı kaçınılmaz..Tabi Yaradan ömür verdiği sürece...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Haberi gördüğünüz de sevinmek gerekiyor... onlar hemen evlat edinmek isteyen ailelerle buluşturuluyor... Koruyucu yada gönüllü aile olmak için iyi düşünerek karar vermek gerekiyor... Geri dönüş olması çocuğu ekstradan yıpratıcı bir durum ne yazık ki... Ancak düşüncelerinizin güzelliğinin bir çok kişiye örnek olması gerek diyebilirim... Sevgiyle...

Barış 
 14.08.2008 21:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 149
Toplam yorum
: 94
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 432
Kayıt tarihi
: 24.06.08
 
 

1999 yılında Ted Kdz Ereğli Kolejinden, 2003 yılında İstanbul Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyat..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster