Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
667
 

Bizim çocukluğumuz...

Bizim çocukluğumuz...
 

Hafızamızda en sevdiğimiz yeri verdiğimiz bazı kokular vardır ya hepimizin... O ufacık tombul ellerimizden, parmaklarımızdan usulca tutar da bizi tekrar o günlere götürür... Çocukluğumuza... Pamuk şekerlerin ağzımıza yüzümüze bulaştığı, ellerimizin yapış yapış olduğu o yıllara... Önce bulunduğumuz ortam puslanır. Bir geçitten geçip varırız oralara... İçimizi garip bir hüzün-sevinç-özlem karışımı kaplar.

Siyah önlüğum, beyaz yakam ve Alabrost traşımla hayalim gelir gözlerimin önüne. Oradayım işte... Kah okulun bahçesinde koşturmaca veya top oynarım arkadaşlarıma kah dokuz taş, yakan top veya mendil kapmaca... Gülerim; içim güler; için için gülerim... Ablamla veya tek başıma girdiğim kuyruklar gelir aklıma; Tüp, yağ veya ekmek kuyrukları. Sıkıyönetim düşer aklıma. Askerler ne kadar büyük gelirlerdi gözüme. "Kocaman adamlar" derdim kendi kendime. Siyah beyaz televizyonda izlediğimiz diziler, filmler. Genellikle top oynardık akşamın karanlığına kadar. Neden sonra çocuklardan biri avaz avaz bağırırdı. "Bonanza başladııııııı." Dizinin adı bazen "Küçük Ev" olurdu. Bazen başka birşey, ama biri mutlaka her akşam bağırıp duyururdu.

Uçurtmalar yapardık yaz günlerinde... Renk renk... Bazen tahtadan kılıçlar yapıp savaşırdık. Tabi ben yakın bir arkadaşımın kafasını kılıçla yarana kadar... Bilyalı yapardık küçük ama maharetli ellerimizle. Kimseden yardım almadan. Saatlerce yalvarırdık tamircilere;

-Abi sende bilya var mı?

-Yok

-Hadi be abi. Bak paramızda var...

Dört tane bilyayı (şimdilerde Rulman diyorlar) aldık mı tamam. Kovulana kadar kayardık mahallede...

Ya da mahalle civarındaki kahvehaneleri dolaşır gazoz kapağı arardık. Eskiden meşrubatların konduğu buzdolaplarının üzerine monte edilmiş kapak açacakları vardı. Kapağı oraya takar "tık" diye kapağı açardın. Biz gidip kahvelerden o açacakların biriktiği kasaları açar içini boşaltırdık. Tabi kahvecinin izni ile... Sonrada gazoz kapağı oynardık.

Ahhh! Bizlerin "dalacak" meyve ağaçları vardı mahallelerde. Dut mu dersin, Elma mı istersin, Ayva mı? hangisini istersen. Sorun sadece seçmekti.

Başlangıçta bahsettim ya bazı kokular var diye. Bugün burnuma yanık lastik kokusu geldi. Oralara gittim bugün. O güzelim yıllara.... Biz çocukken Hıdrıllez diye birşey vardı. Ateş yakardık. Arada büyükler eski lastik atarlardı ateşe... Ben o kokuyu çok severim... Eskiden sevmezdim ya...

Sahi Hıdrıllez hala var mı?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1830
Kayıt tarihi
: 26.07.06
 
 

1970 İstanbul doğumluyum. 7 yaşıma kadar Almanya'nın Berlin şehrinde yaşadım. Tüm öğrenim hayatım İs..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster