Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '09

 
Kategori
Bayramlar
Okunma Sayısı
693
 

Bizim umudumuz da sizlersiniz !

Bizim umudumuz da sizlersiniz !
 

Öncelikle hepimizin, tüm ulusumuzun 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun!

Böyle güzel bir günde dört şehit haberi bizler için oldukça üzücü olmakla beraber, süreçle ilgili olarak da bazı kesimlere göre düşündürücüymüş. Düşündürücü ?.. Neyi düşünüyorlar acaba, merak ettim izlerken. Herhalde gerçek dışı iyimserlikten ve hayalperestlikten beyni bulanmış şahısların halka kabul ettirmeye çalıştığı yalanları ve şehit haberleriyle kabak gibi gün yüzüne çıkmış olan gerçekleri kıyaslıyor olmalılar.

Konuyla ilgili son olarak: "Şehit ailelerimizin başı sağolsun, Allah sabır versin ve şehitlerimize rahmet etsin." diyeceğim. Bu vatan, bu halk (bugünkü kutlamalarda da herkesin sık sık dile getirdiği gibi) onlara minnettardır!

Ve gelelim Zafer Bayramı kutlamaları çerçevesinde, Genel Kurmay Başkanı Sn. Org. İlker Başbuğ'un halkla olan sıcak temaslarına...

İzdiham nedeniyle tam olarak istediği gibi iletişim kuramamaktan yakındı Başbuğ. Gerçekten de izleyeni bile zaman zaman bunaltan bir itişme, izdiham göze çarpıyordu. Bayramı kutlamaya gelmiş olan halkın bir kısmı Türkiye'nin gündemine dair düşüncelerini, hissettiklerini, tedirginliklerini ülkenin en güvenilir kurumunun başkanına aktarmak istedi biraz çoşkulu, biraz buruk.

Org. Başbuğ'un söyledikleri ve tören ile ilgili bir haber tam olarak şöyle:

Tören alanı içinde yoğun izdiham arasında vatandaşlarla sohbet eden Başbuğ, gazetecilere yaptığı değerlendirmede, bu yılki bayramın daha görkemli, daha coşkulu, daha heyecanlı kutlandığının altını çizerek, "Gerçekten ordu-millet burada birleşti" dedi.

Vatandaşlarla daha çok bir arada olmayı arzu ettiğini belirten Orgeneral Başbuğ, "Daha çok bir arada olmayı, konuşmayı arzu ediyordum. Ama izdihamdan istediğim gibi olamadı. Ben bütün Türkiye halkının, tüm Türk halkının ve Ankara halkının Zafer Bayramı'nı kutluyorum ve bu bayrama gösterdikleri ilgiden dolayı gerçekten hepsine çok teşekkür ediyorum" dedi.


Bir gazetecinin "Son günlerde yaşanan konjonktürden dolayı mı bu kadar ilgi var sizce?" şeklindeki sorusuna da cevap veren Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, "Yok, hayır. Türk halkının, Türk milletinin silahlı kuvvetlere olan sevgisi her zaman var." diye konuştu. >

Evet , Türk halkı askeri ve ordusuyla her zaman bir bütünlük hâli içerisindedir, her zaman destektir ve bu hep böyle devam edecek. Zaten Türk halkı, geçmişten bu yana askerlik alanında büyük başarılar elde etmiş bir asker millettir. Aslında uzatmadan söylenilebilecek en dolu ve anlamlı cümle olur:"Her Türk Asker Doğar!"

Org. Başbuğ'un halkla görüşmesi esnasında bir genç kız yanaşıyor yanına. Ailesinde üç dört tane asker olduğunu söylüyor. Endişelerini dile getirirken ağlamaya başlıyor heyecanla ve: "Tek umudumuz sizsiniz!" diyor defalarca. Org.Başbuğ kıza sarılıyor, sakinleştiriyor, korkmamasını söylüyor ( Mehmet Akif'in de milli şiirimizin ilk dizesinde söylediği gibi) ve "Bizim umudumuz da sizlersiniz. Sizler gibi milliyetçi duygular içerisinde olan gençler..." diyor. Milletini seven, ülkesini, bayrağını seven, anayasasına bağlı bir gençlikten söz ediyor.

İzlerken kayıtsız kalamadım, gözlerimin yavaşça doluşuna da engel olmadım. Her an, her geçen gün askere olan sevgim, saygım artıyor ve şükrediyorum her türlü zorluğa, her türlü karalama ve yıpratma politikasına karşın, böyle sakin, kararlı, metanetli, dürüst, inançlı ve güçlü bir orduya sahip olduğumuz için.

Konuyu en güzel ve doğru şekilde açıklayan M.Kemal'in sözlerinden yapacağım alıntılar olacak :

"Türkiye Cumhuriyeti yalnız iki şeye güvenir: Biri millet kararı, diğeri en elim ve en güç şartlar içinde dünyanın takdirlerine hakkıyla lâyık olma niteliği kazanan ordumuzun kahramanlığı."

"Türk Askeri!.. Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. İnancınla, imanınla, emre uymanla, hiçbir korkunun yıldıramadığı demir gibi temiz kalbinle düşmanı sonunda alt eden büyük gayretin için gönül borcumu ve teşekkürümü söylemeyi kendime en aziz bir borç bilirim." Mustafa Kemal Atatürk

Yazıma bir asker çocuğunun internetteki sayfasına yazmış olduğu "Asker Çocuğu Olmak" adlı yazıyla son veriyorum.

Hepinizin 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı tekardan ve gönülden kutlarım!

-Asker Çocuğu Olmak-

-Doğum yerinizin sizin için hiçbir şey ifade etmemesidir. (Tesadüfen o şehirden geçersiniz ve anneniz size, "Bak oğlum / kızım sen şu hastanede doğdun." der.)

- Ailedeki herkesin asker gibi yaşaması demektir. (Zira sizin yapacağınız bir hata X şunu yapmış şeklinde değil Y Albayın oğlu/kızı şunu yapmış şeklinde konuşulacaktır.)

- Ailenizdeki tüm bireylerin doğum yerinin farklı olması demektir

- Her gittiğiniz şehirde bir önceki şehirle anılmanızdır. (İzmir'deyken Mardinli çocuk, İskenderun'dayken İzmirli çocuk vb.)

- Okul değiştirme rekorları kırmak demektir. (Üniversiteye giden 11 yıllık eğitim sürecinde 7 ayrı okulda okumak gibi.)

- Tayin olunan şehirde yeni dostluklar, aşklar kazanıp sonra onları kayıtsız şartsız terk etmek ve gittiğiniz yerde bunları sıfırdan yapabilmek için yırtınmak demektir (ki muhtemelen bunu başarıp, "Oh ne güzel ortamımı kurdum! " dediğinizde, yeni bir tayin emri babanızın eline ulaşmıştır) .

- Almanya'dan Mardin'e tayin olmak ve orada New York'tan Mardin'e tayin olmuş bir askerin oğluyla/kızıyla arkadaş olmak demektir.

- Okulun ilk günlerinden nefret etmek demektir. (Herkes birbirini tanımaktadır.Sizse, "Benim gibi yeni biri var mı?" diye bakınıp ilk irtibatı onunla kurmaya çabalarsınız. Muhtemelen isminiz sınıf listesine yazılmamıştır. En alta kalemle eklersiniz. Numaranızı da bilmiyorsunuzdur. İlk bir hafta böyle misafir sanatçı gibi okula gidip gelirsiniz.)

- Babanız emekli olana kadar evinizin size ait olmaması, oturacağınız evi seçememeniz, poster yapıştırırken bile Demirbaşa zarar vermeyelim kaygısı taşımak demektir.

- Vatan sevgisini bizzat yaşayarak öğrenmektir.

Tüm bunlara rağmen dışarıdan bakan gözler;

- Sizin kamplarda nasıl eğlendiğinizi,

- Orduevlerinde nasıl ucuza kola içtiğinizi,

- Lojmanların devlete yük olduğunu,

- Askeri araçlardan bedava istifade ettiğinizi,

- Babanızın maaşının ne kadar yüksek olduğunu (!),

- Askerlik zamanınız geldiğinde babanızın size torpil yapacağını konuşurlar.

Binlerce kez açıklamış olmamıza rağmen, her şeye rağmen bizim tek yaşadığımız babamızın mesleğiyle gurur duymak ve mesai aracı lojmana girdiğinde, tek tip elbiseli insanlar arasından babamızı bulup, koşarak boynuna sarılmaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"...milltin ve çoğunluğun etkisiz kaldığı..." nasıl bir demokrası bu? Anayasa olsa bile ozaman buna anayasa denmez, dayatma ve zorunluluk denir. Neyseki devletin iç işleri ile çok fazla ilgilenmiyorum. Nelerde varmış...Millet ne isterse o olur ama bu olmaz işime gelmedi, böylemi oluyor yani. Ozaman milletin istediği deme işime gelen de. Bak gördünmü konu nereye geldi. İnsanlar taraflı düşünüyor. Tarafsız olmak lazım ve tarafsız iken tarafı belirlemek lazım. Taraflı bir gözle bakılırsa taraf belirenemez. Herkes aynı şeyi savunuyor ama kimse aynı noktada birleşemiyor. Benlik kurbanı olmuşuz, tahammül edemiyoruz, doğru doğru bile olsa, illede benim dediğim şekli ile doğru olsun diyoruz vesselam.

Ceyhun İnce 
 03.09.2009 0:29
Cevap :
Bu gerçeği demokrasi tanımını en iyi şekilde yapabilecek tarihçiler,uzmanlar söylüyor ve ben de özgür irademle bu düşünceye katılıyorum.Katılan,katılmayan olur,saygı duyarım.Ve buna rağmen yanlış anlaşılabilirim ki siz de "doğrularımı dayatma" eğilimi içerisinde olduğumu belirtmek istemişsiniz.Bunu yaparkenki nazik ve genelleyici diliniz için teşekkür ederim ancak rahat olabilirsiniz bu konuda direkt yollu cümlelerden de zarar görmem zira kendimi biliyorum.Konuya gelince, alt metnini tartışmayacağım ancak şu kadarını söyleyebilirm ki bu konu "işime gelir/gelmez" şeklinde değerlendirmelere tabi değildir.Söylediğiniz şey başka maddeler için belki geçerli olabilir(gece yarısı yasa çıkartma operasyonlarıyla vukuu bulduğu gibi) Ancak temel maddeler için böyle bir değerlendirme asla söz konusu olamaz.Bu, konuyla ilgili açıklamalı son mesajm budur.Konuya ilginiz için teşekkür ederim.  03.09.2009 15:04
 

onur ve gurur günü olan 30 Ağustos Bayramı Türk Milleti'ne kutlu olsun. Ne mutlu bu günü bizşlere yaratanlara, ne mutlu Mustafa Kemal aydınlığıyla dolu yaşamlara...

Yalnıztürk 
 01.09.2009 22:18
 

...öyle ise; "millet kararı ve ordu...." ikisinede güvenelim. Bunu yaparkende milletin kararını çok bilmişlik yaparak saptırmamaya dikkat edelim. Güzel bir yazı tşklr.

Ceyhun İnce 
 31.08.2009 16:03
Cevap :
Demokrasilerde millet kararının büyük önem taşımasının yanında, milletin ve çoğunluğun etkisiz kaldığı,tartışalamayacak ve değiştirilemeyecek alanlar da vardır.Bunlar da anayasa ile sabitlenmiştir.Bu çizgilere sahip çıkmak ve savunmak bazı çevrelerde 'bilmişlik' bazen de 'milliyetçilik,cumhriyetçilik..vs' diye adlandırılır. Düşünceleriniz için teşekkürler..  02.09.2009 14:20
 

Bilmezler üçkağıtçı düzeni. Bir yalan uydurursun samimiyetine güvenir inanırlar. Kendi aralarında yalan dolan yoktur çünkü.

Ahmet Balcı 
 31.08.2009 3:18
Cevap :
Bahsettiğiniz TSK ise ,katılıyorum evet.Dürüstlükte herkesi kendileri gibi sanabilirler bir yerde.. Teşekkürler, saygılar...  31.08.2009 17:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 791
Kayıt tarihi
: 11.05.09
 
 

Merhabalar=) Ben Ebru. Lise Öğrencisiyim. Yazmayı hep sevdim ama okumak kadar değil, öğrenmek kadar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster