Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Haziran '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
509
 

Bizim yerimizde İsrail olsaydı ne yapardı?

Bizim yerimizde İsrail olsaydı ne yapardı?
 

ortadoğugazetesi.net


Bir an için Filistinlilerin 80 İsrail vatandaşını rehin aldığını düşünelim. Bu 80 kişinin içinde diplomatik dokunulmazlığı olan kişiler de olsun. Böyle bir durum karşısında İsrail ne yapardı acaba?

Ne yapacağı hakkında bir şey söylemeyeyim de, böyle durumlar karşısında geçmişte neler yaptığına bakalım.

 

Tarih: 14.6.2014.

İsrail, önceki gece Batı Şeria'daki yasadışı Yahudi yerleşiminden çıktıktan sonra kaybolan 3 din okulu öğrencisini arıyor. İsrail, kaçırıldığı düşünülen öğrencileri bulmak için 2 bin asker görevlendirdi.

Tarih: Ekim 2011

Ekim 2011 tarihinde bir İsrail askeri Fİlistinliler tarafından kaçırılmıştı.  Telaviv hükümeti 1 İsrail askerine verdiği değeri 1027 Filistinliyi serbest bırakarak göstermişti. Bir anlamda kendi askerinin "büyüklüğünü" dosta düşmana göstermiş ve  bu takasla dünya kamuoyuna şirin görünmeyi başarmıştı. Sadece savaş makinasından ibaret olmadığını ilan etti.

…………….

Tarih: 31 Mayıs 2010

Gazze filosu saldırısı, Mavi Marmara katliamı veya Deniz Meltemi Harekâtı], İHH İnsani Yardım Vakfı ve Özgür Gazze Hareketi'nin organize ettiği ve Gazze'ye insani yardım taşıyan 6 gemiye; Akdeniz'de, İsrail'den 70-80 mil (130-150 kilometre) açıktaki uluslararası sularda31 Mayıs 2010'da İsrail Savunma Kuvvetleri'nin yaptığı müdahale. Olay; gemilerde bulunan aktivistlerden bir kısmının öldürülmesi, bir kısmının yaralanması ve gemilerin yolcularıyla birlikte rehin alınması ile sonuçlanmıştır.

İsrail savaş gemileri, uluslararası sularda seyretmekte olan yardım gemilerinden, rotalarını Aşdod'a çevirmesini istedi fakat yardım gemileri bu talebi reddetti. İsrailli kuvvetler bu cevaptan sonra gemilere denizden ve havadan komando çıkarttı.

Altı gemiden beşi, büyük bir olay olmadan İsrail tarafından ele geçirildi] 9 yolcu Komorlar bandıralı ve 800 yolcusu bulunan [10] MV Mavi Marmara'ya çıkan İsrailli komandolar tarafından öldürüldü.[11] Saldırıda 10 İsrail Savunma Kuvvetleri komandosu ve yaklaşık 60 aktivist yaralandı.[

…………………….

Tarih 4 Temmuz 1976

Entebbe Operasyonu (Entebbe Baskını), 3 ve 4 Temmuz 1976 günü, Filistin Kurtuluş Örgütü'ne bağlı militanların, Tel Aviv - Paris seferini yapmakta olan "Air France Flight 139" sefer sayılı Air France uçağını, Uganda'nın Entebbe Havaalanı'na indirmeleri, ve İsrail'in beklenmedik bir operasyonla 1 saat içinde tüm militanları ölü olarak ele geçirmesi ile sonuçlanan askeri operasyondur. Operasyonda ölen tek İsrail askeri, operasyonun yöneten komutan, sonradan İsrail başbakanı olan Benjamin Netanyahu'nun ağabeyi Yonatan Netanyahu'dur.

Hava korsanlarının yahudi olmayan yolcuları serbest bırakmaları ve hapisteki Filistinli gerillaları salıvermeleri için kendilerine 48 saat süre vermeleri üzerine, İsrail zaman kazanmak amacıyla müzakerelere başlamayı kabul etti. Bu arada İsrail Ordusu'nun en seçme 200 askeri hazırlanarak, gizli bir şekilde Uganda'ya doğru yola çıktı. İsrail Hükümeti'nin baskın planından, ancak uçaklar yola çıktıktan sonra haberi oldu. Gece yarısı saatlerinde Entebbe Havaalanı'na inen askerlerin, rehineleri kurtarmaları, 7 militanı öldürmeleri sadece 58 dakika sürdü.

İsrailli komandolar 45 Ugandalı askeri öldürdü ve Uganda'nın 11 savaş uçağını havaalanında iken imha etti.

……………………

Şimdi bunları neden yazdım? İsrail hayranı olduğumdan değil tabii ki…

Bu işlerin “One minute” demekle olmadığını anlatmak için...

Günlerdir, Tır şoförleri, ve konsolosluk görevlileri bir terör örgütü tarafından rehin alınmış durumda. Adamlar şoförler için fidye istiyorlar. Oradan kaçan bir şoför, arkadaşlarının aç ve bitap halde olduğunu söylüyor. Bizim yetkililer, vatandaşlarımızın sağlık durumlarının iyi olduğunu söylüyorlar. Şu ana kadar bir gelişme yok. Herkes merakla bekliyor. 

Bizim iktidardakiler "İŞİD bizi sever rehineleri teslim eder" diyorlar. İnşallah öyle olur.  Buna karşılık Dışişleri Bakanının şu sözüne bakın:  Bu sözü 2 Şubat 2014 de söylemiş.

 

Bir an için aklıma geldi. Bizim yerimizde İsrail olsaydı ne yapardı acaba?

Siz ne dersiniz?

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Erol Işık, Konuyu toparlarken, yazılarımızda, birinci dereceden kaynaklar verilmektedir. web sitemizi kaynak göstermemiz, meraklısına yazımızdaki iddiaların dayanakları/kaynaklarına ulaşması içindir. Birkaç konuda, Meclis gizli zabıtları ve Mustafa Kemal Paşa'nın kendi ifadeleri de dahil kaynak gösterilmesine rağmen," kraldan daha fazla kralcı"lar inanmamakta ve doğruyu görmemekte ısrar etmektedir. Bu anlayışa henüz bir çare bulunamamıştır! Kastedilen "Devrimlere" gelirsek, bunların çoğu Lozan'daki dayatmalardır. Biz girmememiz gereken bir dünya savaşına, (Almanların sömürgecilik hevesleri uğruna)3-5 deneyimsiz ve hırslı subay ihtirasları kullanılarak,kandırılılarak sokulduk. Enver Paşa, "siyonistlerin oyununa geldik" der. Bu savaşla; Bir imparatorluğu ve eğitilmiş 2 milyon gencimizi kaybettik. bizi 6 milyon nüfusla, Batının tabiri ile, "Küçük Asya'ya" postaladılar ve bunu da "zafer" diye cilaladılar! Bu nedenle sansür, bu nedenle "koruma" kanunları vardır. Sağlıcakla kalınız

Canmehmet 
 22.06.2014 18:11
Cevap :
Osmanlı'nın tarihine bakarsak vezir-i azamların çoğu hanedan damadıdır Mehmet bey. Enver paşa da Harbiye nazırıydı ve hanedan damadıydı. Bir yıl içinde iki rütbe birden alarak generalliğe yükselmişti. Tabii, hanedan damadı olunca akan sular duruyor. Zamanın padişahları dirayetli olsaydı, böyle bir savaşa girmemize izin vermezdi. Etkisiz padişah olunca, subaylar da istediklerini yaptılar. O sıralarda İngilizlere parasını ödediğimiz gemileri bile İngilizler bize teslim etmemişti. Zaten Osmanlı Balkan savaşında Avrupa'daki topraklarının büyük bir bölümünü kaybetmişti. Birinci dünya savaşına girmemiz toprak kaybetmemizi sadece hızlandırmıştır. Teşekkürler. Saygılar...  23.06.2014 16:03
 

Değerli Erol Işık, Kimseyi incitmemeye özen göstererek bu ortamlarda bilgi içerikli görüş belirtiyoruz. (Yorum tarihimiz, 17.06.2014; Cevap tarihi, 20.06.2014) Bu şekilde ne bilgi toplumu olabiliriz, ne de gelişebiliriz. (Bunu da ilgilisine iletmiş olalım.) Verdiğimiz bilgiler, "duygusal şemsiye altında" söylenmemektedir. Yazılarımızı kimlerin kaynak olarak kullandığı açıklayarak (ki, ihtiyacımız bulunmamaktadır)kendimize bir paye çıkarmadan, bir durum tespiti yapalım. Sizce, "Avrupa Birliği" konusunda (yabancı)akademisyenler ve gazetecilerin kurduğu bir haber sitesi, bizim gibi "papucu yarım bir amatör"ün yazılarını neden "makale" olarak yayınlar? veya Saygın "ansiklodik yayıncılar" ile, ülkemizde ünlü, sizlerinde çok iyi bildiği, solcu ve sağcı (görünümlü) ulusal basının köşe yazarları neden kaynak gösterir? Özetle; yine kaçarak, konuyu "Atatürk" düşmanlığına getirmişiniz. "M.Kemal Paşa, siyasetçi/Devlet adamıdır. Uygulamaları ile eleştirilir. "İlah!" değildir. Sağlıcakla kalınız

Canmehmet 
 21.06.2014 11:24
Cevap :
Sizin yazılarınız editör kontrolundan geçtiği için bana ulaşması gecikiyor. Ben eğer 20.6.2014 tarihinde cevap vermişsem yorumunuz bana o tarihte ulaşmış demektir. Önemli olan sizin yazılarınızın kaynak gösterilmesi değil, sizin yazdıklarınızın güvenilir kaynaklara dayanmasıdır. Ben sizin blogunuzda yazdığınız yazıların çoğunu kendi internet sitenizde yazdıklarınıza kaynak gösterdiğiniz için, benim için inandırıcı değildir. Diğer taraftan Atatürk'ü hiçbir zaman ilah olarak değil, bu ülkenin kurucusu olduğu ve devrimleri için takdir ederim. O zamanki şartlarda da başka türlüsü yapılamazdı. Üniter devletin kuruluşu için Atatürk'ün bütün yaptıkları da doğrudur. Teşekkürler. Saygılar...  21.06.2014 21:07
 

Değerli Erol IŞIK, Eğer, Osmanlı olmasaydı, İstanbul'u, İzmir'i rüyamızda zor görürdük. Konuya gelirsek; Kıbrıs harekatı, Erbakan'ın babayiğitliğidir. Bunlar, Amerikalı papaz'ın kurduğu (Robert Koleji'nden) mezun (monşerleşmiş!) Ecevit'in cesaret edeceği işlerden değildi. Ve "Cumhuriyeti sindirememiş!" gibi basit sokak ifadeleri ile ne anlatmak istediğini açabilirmisiniz? (Biz bir ipucu verelim!) Söyleyecek bir sözü olmayanların (Kendine göre aba altında sopa göstermesi olabilir mi!) Ancak, 1930'lar, tek parti döneminde değil, 2014'lerdeyiz. Ve bu ülkede kimsenin,(samimi)Cumhuriyet ve Laik anlayışla bir derdi olacağını da düşünmüyoruz. Mesele, bunlar kullanılarak halkın tepesinde tepinmek, halkı, halkın ordusu ile sindirmek, sömürmek ve 3-5 aileye sömürtülmesine alet olmaktır. Şunu cevabını kim verebilir? Neden bu ülke, 80-90 yıl süresince 3-5 kişiye soyduruldu ve neden 2000'lere kadar, tüketim ve montaj sanayiden öteye bir şey yapılmadı? Bu vatanseverlik midir? Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 17.06.2014 16:05
Cevap :
Siz gerek bloglarınızda, gerek yorumlarınızda, gerekse kendi adınıza açmış olduğunuz sitede Osmanlı hayranı olduğunuzu, her fırsatta Atatürk ve silah arkadaşlarına karşı ağır eleştirilerde bulunmanız dışında gerçek dışı ifadelerle Cumhuriyeti yermenizden dolayı bu ifadeyi kullandım. Siz hala Osmanlı’nın Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim zamanlarında kalmışsınız. Gerçek anlamda Osmanlı’nın son yıllarına bakın bakalım. Verilen kapitülasyonlar ve alınan borçlar sonunda Gümrük vergilerine bile yabancı devletler tarafından el konulduğu döneme bakın. Atatürk olmasaydı acaba şimdi hangi devletin mangası altında olurduk? Şimdi siz diyeceksiniz ki, Atatürk İngiliz mandası altına girmemizi istemişti diye. Tıpkı Türklerin Hristiyan olmaları gerektiği iftirasını attığınız gibi.
Kıbrıs harekatı Erbakan’ın babayiğitliği demişsiniz. Güldürmeyin insanı Mehmet bey. Ecevit ilk iktidara geldiği gün haşhaş ekimini yasaklayan ABD ye kafa tutmuştu. Soyulmak deyince ülke şimdi soyulmuyor mu? sygl.  20.06.2014 11:51
 

Size bizzat yaşadığım bir olayı anlatarak cevap vereyim Erol bey. Vakti zamanında, gönüllü görev aldığım okulda, bir yarışmaya katılmak için bir proje hazırlamak için kolları sıvadık. Ben de gençlerle birlikte çalışıyordum. Konu''Göç ederek İzmir'e yerleşen Sefarad Yahudilerinin, İzmir'e sağladığı katkılar ve şu an nerede nasıl yaşadıkları'' idi. Okulda çalışan öğretmenler, idari kadro dört bir elden araştırmaya ve incelemeye başladılar ki ilk yerleşenlerden olan bir ailenin şu an İstanbul'da yaşadığını belirleyerek, aile efratlarına ulaştılar. Ertesi günü İzmir'in çok ücra bir köşesinde olan ve adı sanı dahi duyulmamış okulumuzun bize koordinatlarını verecek kadar bilgi sahibi idi karşı taraf ve gençlere incelemeleri için bir çok done ile röportaj yapacakları isimleri dahi verdiler. Konu bundan ibaret! Biz daha ayakta uyur iken! Başkaları testiyi çayda doldurup çoktan dönmüş oluyorlar. Bize de sadece bakmak kalıyor. Aval aval!''Kimse sabrımızı test etmeye kalkmasın!'' Mesela yani...

Ay Şen 
 17.06.2014 0:57
Cevap :
Verdiğiniz örnek her şeyi anlatıyor Ayşen hanım. Meslek hayatımızda bizim de Yahudi müşterilerimiz vardı ve onların disiplinli çalışmalarını her zaman takdir etmişimdir. Ülkemizde de uzun bir dönem ithalat ve ihracat işlemleri Yahudiler tarafından organize edilirdi. Bu yüzden onlar oldukça varlık sahibi olmuşlardı. CHP'nin tek partili dönem İnönü zamanında varlık vergisi diye bir vergi çıkarılmış ve o kişilerin servetlerinin büyük bir kısmına el konulmuştu. Buna rağmen hiç yılmadan yine çalışıp, eski hallerine gelmişlerdi. Onlar detaylara çok önem verirler ve bu yüzden de dünyada ticaret bakımından olsun, birbirlerine bağlılıkları bakımından olsun kolay kolay yıkılmazlar. Katkılarınız için teşekkürler. Saygılar, selamlar...  17.06.2014 8:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 974
Toplam yorum
: 7878
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3071
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster