Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
129
 

Black Mirror – USS Calister Sanallık mı Gerçeklik mi?

Black Mirror – USS Calister  Sanallık mı Gerçeklik mi?
 

  Hayatınızı bir bilgisayar oyunu olarak düşündünüz mü? Bu yaşadıklarım bir oyun mu? Bütün gördüklerim bir rüya mı? Elbette değil ama bazı şeyler oyuna benziyor diye bir yargıya vardığınızdan eminim.

  Black Mirror 4. Sezon 1. Bölüm’de bir oyun yazılımcısının herkesten sakladığı bir oyuna değiniliyor. Kahramanımız arkadaşlarından bir kısmını bir bilgisayar oyununun içine hapsediyor. Sonrasını anlatmayım.

   Size burada hayatın bir oyun olduğunu anlatmayacağım. Konumuz bu değil! Konumuz gelişen teknolojiyle oyunların giderek gerçekçi olması ve sıkıcı hayatlarımızı bazen bir oyuna tercih edebilmemiz. Youtube video paylaşım sitesine girin. Binlerce oyuncu hesabı var. Piyasada binlerce oyun mevcut ve işin ilginç yanı insanlar bu oyuncuların oyunlarını seyredip onlara bağışlar yapmaları. Gençler arasında youtube hesabı açıp oyun içerikleriyle para kazanmaya çalışmak giderek sektör haline geliyor.

            Peki hayatınız bir bilgisayar oyunu olsa içine kimleri almak isterdiniz? Kimlerle bu oyunu oynamak isterdiniz? Neden oyununuza bu insanları almak istediniz? Aslında içinde yaşadığımız hayatta bir oyun değil mi? Bu oyunun kaderine bir yazılımcı gibi etki edemiyor muyuz? İstediğimizi değiştiremiyor muyuz ya da neden değiştiremiyoruz?  

            Bence gelişen teknoloji bize sanal bir menü sunmuş durumda. Farklı bir maceraya mı atılmak istiyorsunuz işte size oyun. Bir savaşa mı şahitlik etmek istiyorsunuz işte size CoD, Battlefield, uzayı mı merak ettiniz; Star Trek, bilim kurgu; Detroit: Become Human. Sokaklarda arabanızla drift mi atmak istiyorsunuz alın size Need For Speed, V-Rally ve diğer sayısız oyun.

            O zaman gerçekliğe ne olacak? Dokunmak, koklamak, tatmak istediğimiz şeylere... Her şeyin gerçeğini arayan insanoğlu acaba oyunlarla bunlardan kaçmak mı istiyor? Yoksa Tolstoy’un kuyusunda olduğu gibi kendimize bir yaşama sarhoşluğu mu arıyoruz? Sanal mı gerçeklik mi konusu biraz şuna benziyor. Camı silince ayna gibi oldu deriz, aynayı silince cam gibi oldu. Aslında aynada bir cam değil mi? Yukarıda yazdığım sorularının cevaplarını elbette bilemem ama yakında sanalla gerçeklik arasında insanoğlunun fikir med cezirleri yaşayacağı kesin. 21’inci yüzyılda insan kendine şu soruyu soracak; sanal mı gerçeklik mi? Peki gerçek olan ne, sanal olan ne? Ben de buna kendi sorumu ekliyorum: gerçeği bulunca bununla yetinebilecek misiniz?

 

Emre Erden 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 200
Toplam yorum
: 107
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 305
Kayıt tarihi
: 16.11.13
 
 

Balkan Göçmeni bir Türk. Silahlı Kuvvetler eski Teğmen, Doğu Akdeniz Üniversitesi - Kıbrıs, Müter..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster