Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ağustos '14

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
572
 

Blog'culuğun sonu n'olacak? Şimdi siz gazeteci mi, yazar mı, neyin nesi siniz?

Blog'culuğun sonu n'olacak? Şimdi siz gazeteci mi, yazar mı, neyin nesi siniz?
 

 

          Daha  blog’culuğa başlar başlamaz “Basın kartını ne zaman alacağım?” “Ne zaman gazeteci sayılacağım” “Ben şimdi, yazar mıyım? Gazeteci yazar mıyım?” “Araştırmacı gazeteci miyim? Diye diye bu günlere gelen arkadaşlar gördük. Bütün bunlar, zaman zaman bloglara yansıyor. Sahi, blogcu’luğun sonu n’olacak? Blog’cudan gazeteci olur mu?

          Geçenlerde bu konularla ilgili bir röportaja rastladım. İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atilla Sertel ile yapılmış. “Ege’nin Habercisi’nde"  yayınlandı. Arkadaşımız Yusuf Kırbiç, akıllı sualler sormuş. Tam da bizim blog’daki arkadaşlara yarar dedik ve sütunlarımıza aldık o yazıyı. Tam da suyun başındaki adam’a sorulmuş, cevabı alınmış.

          “GAZETECİ-YAZAR’ LIK SIFATI:  Atilla Sertel: " görüş ve düşüncelerini yazıyorlar. Buna saygı duyuyorum . Bu arkadaşlar da zaten gazeteci değil, yazar. Bunları ayrı tutuyoruz. Şimdi bakıyoruz gazetelere, gazetecilik okumamış, meslekle uzaktan yakından alakası olmayan, önüne gelenin yazı yazdığı ve önüne gelenin de gazeteci yazar sıfatını kullandığı ve kartvizit bastırdığı ve kendini öyle takdim ettiği günler yaşanıyor.

          GAZETECİ KİM?  KİME DERLER?  Bir kere onun tanımlamasını yapalım. Gazeteci; yalnızca o mesleği yapan ve o meslekten evini, kendini geçindiren, o meslek dışında başka iş yapmayan ve büyük zorluklara katlanmasına rağmen aşkla mesleğini yapıp, halka doğruları eğmeden bükmeden aktarmaya çalışan insanlara denir. Yoksa akşam sahnede şarkı söyle gündüz ben kendime gazeteciyim yazarım de. Böyle bir şey yok! Şimdi bunlara kızıyorum ve söylüyorum. Ben doktor olabilir miyim kardeşim? Diyelim ki ben üstüme bir önlük giydim, boynuma bir stetoskop astım  Dedim ki “Ben doktor oldum. Bana da hasta verin muayene edeceğim”.  Valla, gazetelere “sahte doktor yakalandı” diye manşet olurum. Yani başka bir ihtimal yok. “Ben gazeteci oldum” diyerek boynuna makine asan ya da asmayan ya da iki satır yazı yazıp sosyal medyada bloglar açan on binlerce “sözde gazeteci” insan var.

          GERÇEK GAZETECİLER YARA ALIYOR. Ne bu iş için okumuşsun, ne bir haber yazmışsın, ne gidip bir soru sormuşsun… Haberden bir habersin, haber olacak adamsın… Ama gazetecilik yapıyorsun. Bu birazda gazete patronlarından kaynaklanıyor. Önüne gelene yazı yazdırıyorlar, önüne gelene kalem veriyorlar. Adam için o yazdığı köşe okunurmuş okunmazmış hiç önemli değil. Ne yazık ki her yazı yazanın, her fotoğraf çekenin kendini gazeteci sandığı ve gerçek gazetecilerin de yaralandığı bir ülkede yaşıyoruz.

          MESLEĞİMİZ, SAYGINLIĞINI YİTİRİYOR: Eskiden araştırmacı, soruşturmacı gazetecilik ve bunun temsilcileri vardı. Uğur Mumcu mesela en önemlim temsilcilerinden biridir. Uğur Dündar, yaşayan en önemli temsilcilerinden biri.

         Gazeteci kalemini satmayacak. Kıracak o kalemi, ama satmayacak. Çok azaldı artık böyleleri. Doğru bir çizgiye oturtmak lazım bu mesleği. Çünkü meslek giderek saygınlık kaybediyor. Giderek örseleniyor. Eskiden toplum gazeteleri aldığında yazılan haberi hiç sorgulamadan inanırdı. Şimdi bakıyor manşetlere; bu başlığı niye attılar, neden attılar? Altında yatan ne? Artık toplum sorgular noktaya geldiyse meslek olarak içinde yaşadığımız sürece bir bakmak lazım. Gazetecilik mesleğinin geleceği açısından umutluyum ama bugünü sorarsan gerçekten bu mesleğin zor yapılabildiğidir.

İZMİR GAZETECİLER CEMİYETİ  VE TÜRKİYE GAZETECİLER FEDERASYONU BAŞKANI A. SERTEL

 

          İLKE SAHİBİ: Arkadaşımız Atilla Sertel ile,Orhan Duru’nun  Genel Yayın Müdürü olduğu GÜNEŞ Gazetesinde beraberdik. (Şimdiki değil) Bu fikirleri, o gün de aynen böyle taşıdığını bilirim. Gazeteciliğin umdelerini İzmir’de çizen, federasyonda bile yaygınlaştıran, inkişaf ettiren adam olarak bilinir kendisi.

          NAYLON GAZETECİLER:  Demek oluyor ki, “Blog” culuğu da biliyor. Oralardan yükselen seslere de vakıf. Ne diyor? “ Boynuna makineyi asan veya asmayan iki satır  yazı yazıp sosyal medyada bloglar açan on binlerce “sözde gazeteci” var, diyor. Basın dilinde bunlara “Naylon gazeteci “ denmesi de pek yaygındır hani.

          Diyeceksiniz ki, aramızdan seçilerek “milliyet. com. tr” ye yazar yapılanlar var. bunlar, idarece, “gazeteci statüsüne mi alındı?” Diyebilirsiniz. Hayır. Onların kaşı güzeldi, gözü güzeldi. Yazıları güzeldi diye diye alındılar. Bizler gibi ücretsiz yazmağa devam ediyorlar. Bizlerle hiç farkları yok. Ama onlar, kendilerini ayrıcalıklı görüyorlar. Ancak, bu ayrıcalıklı söylemleri, edaları ise sakat.

         GELELİM BİZE: Sevgili Blog İdaremizce mi, yoksa üst düzey yöneticilerce mi, ayarlanıyor bu  yatay ve dikey geçişler. Kıstas nedir?  “milliyet nokta kom nokta tere’ye nakledilenleri için soramıyoruz  nasıl oluyor bu işler diye. Ama, içimizde bir ukte kalıyor.  Sorası geliyor. “Ne hakla, otuz beşe bakla!” diye.

         KISTAS NEDİR?  Geçenlerde Alev Meisel’in,  kardeşi ile bir olup, ayrı ayrı girdikleri polemikte “Milliyet Nokta Kom Nokta TERE” ci bir bayan yazarımız “ Seçilmemde taşıdığım simanın da rolü olmuştur her halde” demişti. Eskilerin deyimi ile kaşla göz, gerisi söz mü demek istedi, bilemedik. Bu, referans olabilir miydi? Ama biz bunu bir türkünün sözleriyle şöyle derledik ve şöyle anladık:

         “ Başım ağrıyor başım /  Sabah pazara varayım / Başıma bir fes alayım / Sürme gözüne / Rastık kaşına / Fes başına / Püskülü ben olayım / Püskülü de ben olayım.” O, la la la …

          MEVCUDUMUZ KOLORDUYU AŞTI: Dokuz yıldır buradayım. Bir, “ İdarenin hikmetinden sual olunmaz’ı “ öğrendim. Bir de Sevgili yönetmenimizin kafasında dolaşan “dokuz bin blogcunun, kuyruklarının, tilki misali, nasıl olup da birbirine değdirmediğini.” öğrenemedim

         Te işte o ka!

         Ört ki, ölem !

 

 

 

 

 

 

 

 

.


 


 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Siz zaten hep "İdareye" laf çakıştırırsınız Sayın Cellek! Beklentileriniz var ki 8 senedir laf çakıştırıyorsunuz! İnsan belirli bir yaşa gelince hırslarından arınır! Belki farkında değilsiniz ama siz artık "taltif ve takdir edecek" yaştasınız! Biz Gülgün hanımla tartıştıysak "yeke yek" tartıştık! Mesajlar yoluyla arkadan "dedikodu" yapmadık. Herkes diyeceğini dedi ve konu kapandı! E peki size ne oluyor? Gülgün hanımla tartıştıysak onu "aforoz" etmedik ki! Denk gelirse bir İzmir akşamında laflarız kendisiyle! İnsan "silmek" bu kadar kolay mı? Hem "gazeteceyim" diyorsunuz hem de Milliyet Blog sitesinden beklentileriniz var! Olmasa "kıstas" falan sormazsınız! Torununuz yaşıdaki editörlerlere "laf çakmak" da ne oluyor? Sizin ihtiraslarınız yeteneklerini zden kat be kat fazla! İnsan harcamak sizin için sorun değil! Yaş maş havagazı! Sizde nasırlaşma var! Üzgünüm ama en kötüsü de bu! İnanın çaresi de yok! Tanrı yardımcınız olsun!

Ümit Culduz  
 06.08.2014 22:13
Cevap :
İşi ne güzel özetlemişsiniz. Bize de "amin" demek düşer...  06.08.2014 23:20
 

Muzaffer Bey, sözünü ettiğiniz "com.tr yazarı bayan" olarak benden bahsediyorsanız eğer; lütfen söylemediğim şeyleri kaleme almayınız ve gereksiz yere insanları yanlış bilgilendirmeyiniz. Bu vesileyle de beni de karalamaya çalışmayınız; ki siz hem gazeteci kökenlisiniz hem de yazılarımı beğendiğinizi ifade etmiş bir kişisiniz... Selamlarımla...

Olcay Gülgün Karaoğlu 
 05.08.2014 18:53
Cevap :
KISTAS NEDİR? Geçenlerde Alev Meisel’in, kardeşi ile bir olup, ayrı ayrı girdikleri polemikte “Milliyet Nokta Kom Nokta TERE” ci bir bayan yazarımız “ Seçilmemde taşıdığım simanın da rolü olmuştur her halde ”GÜLGÜN Hanım.Siz bu paragrafa takılmışsınız. Sadece siz anlayasınız diye,isim vermedim.Meselenin özünde, sizin sözleriniz kıstas oldu Maisel'lerle olan polemikte. Ne demiştiniz cevaben, "Her halde temiz bir yüz faktör olmuştur mütevaziliği ile yaklaşmıştınız olaya.(İfade, aşağı yukarı buydu) Ben araya girmedim. Beni ilgilendirmediği için. Size karşı tavırlı olsaydım, olaya atlardım. Benim tavrım, "İdaremize" Ben, idareye karşı laf çakıştırıyorum. "Temiz yüz" herkeste var. "Kuvvetli kalem" deseydiniz, sesim çıkmazdı. Bu gün Ajda Pekkan, "Blogcu Barbie Bebek'in bebek yüzlü olmasından dolayı ona da köşe yazarlıkları yaptırıyorlar.Hak mı? Ama takıntım direkt olarak size değil ki. Siz evime gelmiş, yemek tarifleriyle güzel bir gün geçirmiş kimseleriz. Yakışık almaz. Saygılarımla.  05.08.2014 22:26
 

Gazeteci tanımı net biçimde yapılmış, ancak Erol beye de katılıyorum. Pek çok mesleğin temelinde amatörlük, usta-çırak ilişkisi etkindir. Son yıllarda eğitim alanlarının artmasıyla sınırları netleşti pek çok mesleğin, kişinin kendini ve yerinin neresi olduğunu bilmesi yeterli sanıyorum. Blog yazarlığının da tanımı "E Günce" olarak belirtiliyor. Milliyet bloğa gelince kendi adıma en büyük gazetelerde yer bulması gereken yazarlarımız, şairlerimiz var yürekten tebrik ettiğim saygılarımla

Cemile Torun 
 05.08.2014 11:41
Cevap :
Herkes amatörce başladı. Şartlar oluştu. Sebat etmene, davranışını gözlediler "bu bize yarar" diye. Masa verdiler. Arada bir maaş da verdiler çoban armağanı kabilinden. Ama söylemek istediklerinizi sona saklamışsınız. Ben de Erol Beye aynısını söylemiştim sizin ortaya koyduklarınız gibi. Hakikaten içimizde gazeteci veya yazar olabilecek çok kimseler var. Mesela, Muzaffer İzgü ile birlikte başladık mesleğe. O, gazeteciliği sevemedi.Vardı gitti Akbaba yazarı oldu. Sonra da kitap yazarı oldu ve öyle devam ediyor. Ben, gazeteciliği seçtim. Kendimi bloglarda keşfettim devamlı yazdığım için. Ve iki kitabım oldu şimdiye kadar. Bir üçüncüsü dördüncüsü hazır. Bilseydim, İzgü'nün yolunu seçerdim. Sonra bütün ulusal gazetelerde çalıştım. Meslekte, "kalemi olan" gazeteciler, daima kalbur üzerinde kalıyor. Bizim bloglar, gazeteciliğe atlama taşı gibi görev yapamıyor.Atlanacak saha, "yazarlık" sadece. Kimse de gel şurada yaz demiyecek. N'apayım ben böyle yazarlığı. Yorumunuz için teşekkür ederim  05.08.2014 18:48
 

gencim, cirkinim, biraz da pejmurde bize niye lolo pardon com.tr yok ?Ben garibanim diye insan degilmiyim?

Newyorker 
 05.08.2014 10:41
Cevap :
Hımmmm! Anlıyorum. Demek istiyorsun ki, "Ellere var da, bize yok mi" Ve de " Benim neyik eksik, aşkolsin" demektesin. Onca manalı laf kalabalıağı arasında anlamadım mı sanıyorsun meramını. Ya işte böle böle.  05.08.2014 18:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 881
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster