Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Temmuz '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
547
 

Blog delilerim

Blog delilerim
 

Aziz Nesin’in “Benim Delilerim” kitabını okuyalı yıllar oldu.

Aziz Nesin, yaşadığı çevredeki insanları, yazarçizer takımını, gözlemlerine dayanarak, isim vermeden deliler sınıflandırması yapmıştı. Delileri bulmak ise okuyucuya bırakılmıştı.

Aziz Nesin’in bulmaca gibi delilerini bulmak için günlerce uğraşmıştım.

Bir büyük blog çevremiz oluştu. Zaman içinde birbirimizi tanır olduk.

Bu blog sayfalarında birçok deli var. Bu delilerin en başında ben varım.

Zaten bunu hakkımda bölümünde belirtmiştim. Delinin halinden deliler bilir. Ben de kendi delilerimi belirledim.

Ben de blog delilerimi, bulmaca haline getireceğim doğal olarak.

Bu o kadar kolay bir iş değildi. Çok blog okumak gerekiyordu. Doğrusu arkadaşlarım alınacak diye biraz çekiniyorum. Her ne kadar, bir bulmacaya dönüştürmüş olsam da konuyu, yine de kolay bir durum değil.

*Kendisini editör sanan blog delilerim: Blog yazarlarının yaptığı, yazım yanlışlarını hemen yüzlerine vururlar. Bu konuda kendilerini uzman sanırlar.

*İşleri güçleri belden aşağı yazılar yazan delilerim: Nerden nasıl bulurlar bu kadar konuları. Ballandıra ballandıra yazarlar. Doğrusu çokta okunurlar. Merakımızdan durmadan tıklayıp duruyoruz onları. Onlar da tıklandıkça gaza geliyorlar.

*Hikâyeci blog delilerim: Doğrusu öyle güzel uydururlar ki okumak için can atarsınız. Sonra da kendinizi kandırılmış hissedersiniz. Ama daha sonra öyle bir hikâye ile gelirler ki tekrar okumak zorunda kalırsınız. Anlatımları da çok güçlüdür bu delilerin. Bunlardan roman yazarı çıkarsa şaşırmayın.

*Spor delilerim: ortaya bir şey atarlar, aslında kendileri de pek inanmazlar ama okuyucunun tepkisine meraklıdırlar. Ben yine de onları çok önemsiyorum. Ara sıra güzel yazılar da yazıyorlar.

* Sosyal delilerim: Yardım kampanyaları, blog buluşmaları düzenlerler, romantiklerdir. Çağdaş yüzlerini göstermeye bayılırlar. Bunlar da benim sosyal delilerim. Doğrusu bu delilere hayranım. İlerde bunlardan da lider konumuna geçenler olabilir.

*Kendisini bulunmaz Hint kumaşı sanan delilerim: Bunlar konularında ihtisas yapmışlardır, ya da kendilerine öyle bir hava verirler. Çok ciddidirler. Bu yüzden okuyucu kaybederler. Ama çok güzel yazılar da yazabiliyorlar. Biraz sağına soluna bakınsalar, daha iyi olacak.

*Gizemli delililerim: Bir bulmaca gibidirler. Hep bulmaca gibi kalmayı severler. Yüzlerini göstermezler. Doğrusu çok heyecan vericidirler. Gizemlerini bozarlarsa, büyü bozulacak gibidir. Yüzlerini fazla eskitmek istemezler. Ara sıra görünürler, nazlıdırlar.

*Benim şıp sevdi delilerim: Daldan dala atlamayı çok severler. Kim ne yazmış, nasıl yazmış hangi dalda yazmış, en çok kim okunmuş hemen tespit ederler. En çok okunmuş daldan, hemen bir yazı yazarlar. Çok okunmak sevdalısıdırlar. Bloğa yeni katılan yazarlara mutlaka bir hoş geldin mesajı çekerler.Hep bir telaşın içindedirler.

*Oyun meraklısı delilerim: Bunların işi gücü blog yazarlarıyladır. Dalga geçerler şakalaşırlar, espri yaparlar, küserler barışırlar, ikişerli üçerli buluşurlar, keyflerine düşkündürler. Birine laf atmadıkları zaman rahatsız olurlar. Blog içi işleyişin hareketli organlarıdır.

Daha o kadar çok delim var ki! Onları bir deli olarak, çok seviyorum.

İyi ki varsınız benim delilerim. Delilerimizin artması dileğiyle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Şahin, Hoş bir yazı olmuş ama çok da taş atan bir haliniz var. Kızıyor musunuz, seviyor musunuz belirsiz olmuş. Ama "delileriniz" tepki vermiş görünüyor. Ben hangi kategoriye giriyorum bilinmez ama böyle mutluyum. Bloglarınız daim olsun, Saygılar...

Nonethelessh 
 22.08.2007 10:55
Cevap :
Merhaba, Ne güzel söylemişsiniz,"deliliğe vurmak" diye. Gerçekten yaşamı çekilir, katlanır hale getirmek için bazı zamanlar deliliğe vurmak gerekiyor. Ben blog delilerimi seviyorum. Sizin kategori de yavaş yavaş belirleniyor. Yorumunuz için teşekkürler eder esenlikler dilerim.  22.08.2007 16:14
 

Kasıtlı olmadığını tahmin ettiğim, ufak bir saptırma var galiba. Ben ''Delilik'' kelimesine alınmadım. Sadece ''Sizin blog deliniz değilim''dedim. Alındığım konu ''bazıları kendini editör zannediyor, yanlışı yüzüne vuruyor, kendini uzman zannediyor.'' diye bana da attığınız taş. Kafamı deldi de... Onu belirtmiştim. Herhalde ''Blog delilerim'' derken ''Tımarhane kaçkınlarını'' kastetmiyorsunuz. Bunu anlamak pek zor değil. Ayrıca ben herkesin Türkçe'yi düzgün konuşup, yazması için yıllarca mücadele veren bu konuda birikimli biriyim. Uzman değilim ama birikimliyim. Yetmez mi? Türkçe'nin düzgün kullanılmasını arzu etmek kötü mü? Eleştirirken de mümkün olduğu kadar nazik olmaya çalışıyorum. Kimsenin yüzüne şamar atmıyorum. Bazıları nezakati hak etmeyince nazik davranmayabiliyorum. Ama kaba davranmıyorum en azından. Mutlu günler.

Mustafa Mumcu 
 04.08.2007 11:25
Cevap :
Teşekkürler sayın Mumcu, ben sizi ve yazılarınızı çok önemsiyorum. Yazılarınızda bu birikim var zaten. Yanlışların düzeltilmesi kadar doğal bir şey olamaz. Blog sayfalarımız aslında bir eğitim alanı. Birbirimizden öğrendiğimiz ve öğreneceğimiz çok şeyler var. Teşekkür eder esenlikler dilerim.  04.08.2007 13:39
 

Yazınızı eleştirdiğim yorumu siz mi onaylamadınız, editörler mi? Merak ettim de.

Mustafa Mumcu 
 04.08.2007 9:36
Cevap :
Mustafa Bey Merhaba, Yorumunuz bir kazaya uğradı. Zaman zaman mavi yeşil kırmızı işaretleri karıştırdığım oluyor. Yorumunuza mesaj yazmak istiyordum ki bugün yorumunuza rastladım. Bu vesile ile önceki yorumunuzu da yanıtlamak istiyorum. Blog ortamı eğlendirici bilgilendirici bir ortam. Benim "deli" kavramımda yatan inceliği sanırım atlamışsınız veya çok ciddiye almışsınız. Böyle delilik güzel bir deliliktir. Zaten kavram kargaşası yaşadığımız bu dünyada neyin doğru neyin yanlış, akıllı kim deli kim kavramlarının net bir yanıtı yok. işin başı hoş görü ve espiriye dayanıyor. Sizin alınmış olmanıza doğrusu üzüldüm" Bu alınganlığın şaka olduğunu düşünüyorum. Esenlikler dileğimle.  04.08.2007 11:09
 

Kendinizi uçuk birisi olarak tanımlıyorsunuz, bu yazıyı da havalimanında yazdınız galiba, uçağa binmek üzereyken. Mizah mı, eleştiri mi, masal mı, hikâye mi, cinayet romanı mı? Hangi tür bir yazı bu?:) Sizce İnternet Günlüğü! Elinize sağlık, hiç güzel olmamış. İsim vermemişsiniz ama yazınızı okumaya başlar başlamaz kafama koca bir taş düştü? Siz mi attınız? Olmuyor ama... Kerem Oğuz arkadaşımız belirtmiş, ben saygılı olanları hep saygı çerçevesinde, yapıcı eleştiririm. Zaten birkaç arkadaşımız haricinde, benden daha güzel yazılar yazanlar bile nazik ve anlayışlı davrandılar. Siz bir emekli öğretmen olarak Türkçe'mizin doğru kullanılmasına değer vermiyor musunuz? Ben editörlüğe pek hevesli değilim. Kendi forum sitem var, orada editörüm. Ama edebiyat konusunda uzmanım. Bir itirazınız olacağını sanmam. Sizin yazınızda da epey cümle düşüklüğü ve imlâ hatası var. ''şıpsevdi'' kelimesini ''şıp sevdi'' şeklinde yazmanız olmamış. Saygılarımla.

Mustafa Mumcu 
 01.08.2007 13:45
Cevap :
Sevgili mumcu Merhaba, Yazıma bakmadım ama şıpsevdi kelimesinin bitişik yazılacağını biliyorum. Ben boşuna yazmadım, iyi ki blog delilerim var diye... İyi ki varsınız çünkü yazıma tekrar geri dönmek zorundayım. Demek ki yazdıklarıma hak veriyorsunuz sevgilerimle teşekkürler.  10.08.2007 23:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1368
Toplam yorum
: 1900
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1014
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster