Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '16

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
133
 

Blog Kapısı mı, Habur Sınır Kapısı Mı?

Blog Kapısı mı, Habur Sınır Kapısı Mı?
 

Teoman Işık. İzmir'in önemli gazetecilerinden.


         Ulusal basında her birimiz, bölük pörçük, bir yerlerde çalıştık. Kimi zaman Basın lokallerinde ancak bir araya gelebilirdik. Ara yerde de, kuru fasulyesi güzel o tek aşçının dükkanında.

        BLOG KAPISI MI, HABUR SINIR KAPISI MI? :Hiç kimsenin, blogculuktaki gibi,  uzaklardan da olsa elense atıp, “N’aber koçum” ya da kaşının  altında gözün  var  bre!  demeden bu günlere geldik. Hala daha “göz, kaşın altındadır” diyene de rastlamadım. Manasız bir ego şişkinliği, leb demeden “leblebinin tuzlusunu” anlayan ferasetler sergilendikçe,  malum kişiler her seferinde “ sirkatin söyler” oldular. Blog kapısını, “Habur sınır kapısı” bellediler. Meydan benim değil mi, eşeğimi dama kadar sürerim”  diye içlerinden geçirdiler.

        SATAŞMAK KARIN DOYURMAZ: Kimi arkadaşlar bu gemide ben de varım. “To be or not, to be” felsefesiyle bu teknede varsam, herkese ulaşır, herkese “sataşırımı,”   kendilerine felsefe yaptılar. Ve o malum kişiler, kiminle dans ettiklerini bilemediler. Bazı bazı güçsüzlüklerini hissettirdiğimiz kimselerin, ayaklarımıza taktıkları çelmeleri görmemezliğe geldik.  Ama bu kervan, her seferinde emin adımlarla ilerdi. Birlikte ilerledik, bu günlere geldik.

        KONAK, GÜÇLÜ BİR YAYIN ORGANI: İzmir basınında birbirimizi, isimlerinden tanıdığımız, yüz yüze geldiğimiz, çalıştıkları gazete veya birimleri başka başka olanlar arasında, Teoman Işık vardı. Kendisiyle karşılaşmamız, kıl  payı farkıyle Milliyet İzmir Bürosu yerine, Konak  Belediyesi Basın yayın müdürü iken, daha sık karşılaştık. İşte o arkadaşımız,  Genel Yayın Koordinatörü olarak KONAK Dergisine, benim yazılarımdan birini almış ve koymuş. Duygulandım haliyle. Öteden beri de, beni takip ettiğini biliyorum zaten.

        TEŞEKKÜRLER DAİMA KITTIR BİZİM ÜLKEMİZDE: Kendisine minnet duydum. Bir teşekkür edeyim, dedim. Nedense, basın yayın işlerinde çalışanların teşekkürleri kıttır.   Çoğunlukla da yoktur.  Basa basa, bağırta bağırta bu medeniyetsizliği  kırmak istedim.

        Ben derim ki, şu blogculuk işinde yol almak isteyenlerin, muhakkak surette  basın camiasından arkadaş edinmeleri gerekli. Büyük şehirlerdeki basın bürolarındaki kimselerle tanışmalı. “ Ben blog yazarıyım” demeli. Diyeceksiniz ki sen gittin mi? Valla, gitmedim ama, onları tanıyorum zaten.

       KONAK Belediyesi Basın Danışmanı dostumuz Teoman Işık, eski bir gazeteci. İzmir’de para koleksiyonu yapan Yavuz Tatış haberini, örnekte görüldüğü gibi sayfalarına ne güzel yerleştirmiş. Sizler de Blog  sayfalarında resimlerle  yerleştirin. Araştırın bulun.

                                       YAVUZ TATIŞ. ALTIN SIKKELERİN KOLEKSİYONCUSU.

         OKUYUCULAR, DAİMA KIYMETLİDİR: Müşteri icabında nasıl bir velinimetse, okuyucular da bizim için öyle. Çok kimselerle temas kurun.  Her tanıştığınızın resmini çekip, bir kenara koyun, lazım olacaktır. Sonradan çekmeğe kalksanız, işin rengi su yüzüne çıktığı için karşınızdaki anlayacak ve  “istemezük” ler oynanacağı da tabiidir.

         Evet, konumuz neydi? Tatış, bu minnacık ama paha biçilemeyen  müzenin hem koleksiyoncusu, hem kurucusu, hem seyircisi, hem bakıcısı, hem sunucusu, hem de muhafızı. Tatış, tek kişilik tabanca konumunda. Dostumuz Işık Teoman zaten zikretmiş sayfa düzenlemeleri arasında.

        Madem öyle, kısaca biz de değinelim, pekiştirelim.1993 de koleksiyonculuğa, bir heves uğruna başlayan Tatış, İzmir’in Tanınmış ailelerinden Özel Türk Liseleri sahibi merhum Bahattin Tatış’ın oğlu. Yüksek öğrenimini ABD’ de Virginia Üniversitesinde okudu, İzmir’de  Ticari Bilimler  özel yüksek okulundan da diplomasını aldı.

        Koleksiyonunun bazı parçalarını 2004 yılı içinde "Anadolu Medeniyetlerinden Kültür Yansımaları" başlıklı, bir yayınla kitaplaştırdı. İş adamı, ikinci kitabı “ Deneyimler”i yayımlandı. Bunda, iş ve hayat sahnesinden  değerli deyişler topluca bulunmaktadır.

        Muhtelif zamanlarda gelen  Japon  arkeologlar, ofisinin  üç odasına hapsedilmiş tarihi eser ve para koleksiyonlarını hayranlıklarla seyretmiş ve oradan ayrılmak istememişler. Kendisi böyle söylüyor.

        BİLGİ, BİLGİDİR: Bir de şunu öğrendik. Hakiki sikkeler üzerinde bulunan patenler, yosun yeşili, duman rengindedir. Sahte sikke’lerde bu olay olmaz.

       Onun için diyoruz. Herkesle sık  temas kurun. Onların bilgilerinden, röportaj sırasında bilgilenirsiniz farkına varmadan.

        Bakın, Hakiki sikkelerin yosun yeşili olduğunu öğrendik. Sahtesi ise  “duman renkli” olurmuş. İşte, ”bilgi, bilgidir”

       Ört ki, ölem bre !

İŞTE, TEK KİŞİLİK MÜZENİN SAHİBİ, BAKICISI, PATRONU, TEMİZLİKÇİSİ, KATİBİ KENDİSİ OLMAKTADIR.

SIRA SIRA TARİHİ ALTIN PARALAR. HEPSİ KAYIT ALTINDA. ..ÇELİK KASADA  SAKLANIYOR.

 

YAVUZ TATIŞ. ELİNDE TUTTUĞU ALTIN SIKKELERİN  ASIRA TOZUNU ALIP, BAKIMINI YAPIYOR.

 

İŞTE DUAYEN GAZETECİ IŞIK TEOMAN. ODASINI BAŞTANBAŞA  KONAK  ( KNK) DERGİSİNİN MUHTELİF KAPAKLARI İLE SÜSLEMİŞ. ELİNDEKİ KİTAP NE Mİ?  SÖYLEYELİM. KENDİSİ KONAK DERGİSİNİN KOORDİNATÖRÜ. BAKMAYIN SİZ ONUN KOORDİNATÖRLÜĞÜNE. TİTİZ Mİ TİTİZ. KERLİMELER ÜZERİNDE DURUR. ZOR BEĞENİR.  DOSTLARINA KARŞI DA SEÇİCİDİR. ELİNDE TUTTUĞU KİTAP NEDİR  BİLİYOR MUSUNUZ? " HER EVE LAZIM" DİYOR.  SIKI DURUN NEDİR O  AZMAN GİBİ KİTAP?  SÖYLEYELİM:  "O BİR  LÜGATTİR" YANİ SÖZLÜK. ANLADINIZ  DEĞİL Mİ EDİTÖRLÜK NE KADAR ZOR BİR İŞTİR. ŞİMDİ BENİ ALDI BİR MERAK. BİZİM SEVGİLİ EDİTÖRLERİMİZ DE BUNA  BENZER MİDİR KULLANDIKLARI SÖZLÜK?

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 901
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster