Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '06

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
2024
 

Blog ne işe yarar?

Blog ne işe yarar?
 


Milliyet Blog'a ve ülkenin saygın gazetelerinden birinin internet sitesinde okurlarının da bağıra bağıra seslerini duyurabilecekleri bir platform sağlamayı akıl edip uygulamaya koyanlara teşekkür etmek istiyorum. Bu sayede çoğu okur yazmanın da keyfini keşfetti.

Belki hepimiz önceden de kendi kendimize bir şeyler karalayıp duruyorduk ama bunların çoğu kapalı defterler arasında ya da bilgisayar belleklerinde solup gidiyordu. Yazıyor, bir daha da yüzüne bile bakmıyorduk. Başkalarının görüşüne ve beğenisine sunulmadıkça, okunup da onlardan olumlu / olumsuz bir tepki almadıkça yazmayı sürdürmek kolay değil. Tiyatrocunun alkış ihtiyacı / beklentisi gibi...

Mesela ben burada şu ana kadar 67 yazı girmişim. Bunların iki tanesi önceden yazdığım ve başka yerlerde yayımlanmış yazılardı. (Bakınız: “Yolculuk Nereye?” ve “İlk Kitapçım” başlıklı bloglar) Geri kalan 65 tanesini ise Milliyet Blog’a başladıktan sonra yazdım. Yani böyle bir ortam olmasaydı ben bu yazıları hiç yazmamış olacaktım. Belki arada bir esintiyle iki satır karalardım yine ama o kadar işte...

Ben yazdıkça açılan biriyim. Yani önceden tasarlayıp şunu şöyle diyeyim, bunu böyle yazayım diye bir plan/tasarı olmadan yazarım. Bütün sorun yazacağım konuyu seçme ve ilk cümleyi oturtmaktadır. O aşamaları geçtikten sonra fazla zorlanmam. Bir kere başlarsam arkası mutlaka gelir. Beklediğim zaman ise hiçbir şey çıkmaz. Blogun benim için en başat ve önemli işlevi bu olmuştur: Yazma motivasyonu...

Milliyet Blog’da yazmaya başladıktan sonra çok sayıda insanla tanıştım. Tabii bunların hepsi şimdilik sadece sanal arkadaşlıklar... İlerde aynı şehirde oturanlar belki gerçek hayatta da tanışıp kendilerine bir çay / kahve ortamı yaratabilirler. Burada tanışanların öteki arkadaşlıklara göre farklı bir tarafı da var elbette: Yazı dostluğu... Bu özellik sanırım en belirgin tarafımız. Bir yayınevinin yazarları gibiyiz bir anlamda.

Bu ortam sanırım birçok insanı dönüp dolaşıp aynı yere gelinen arkadaşlık sitelerinden kurtardı. Neydi o öyle: “Anlatılmam yaşanırım!..” Burada kimliğinin öne çıkan tarafı yazma kabiliyetin, dünyaya bakışın, içtenliğin ve seçtiğin konular... Herhalde birçok insan gevezeliğinden ya da fiziksel özelliklerinden çok bu yanıyla tanınmak ister. Milliyet Blog’un böyle bir işlevi de var. Ne yazıyorsan o’sun...

Birlikte hareket etme ya da bir kamuoyu yaratma potansiyeli, blog ortamının şimdi değilse bile ilerisi için en önemli işlevlerinden biri olacak gibi görünüyor. Ferdi Vatansever kardeşimiz için başlatılan ve cılız da olsa bir destek yaratan kampanya bunun bir örneği...

Sevgili Başak Altın’ın sansüre karşı sinemaya siyah gözlükle gitme önerisi de ilginç ve dikkate değer bir girişim olarak göründü bana. Bu girişimler çeşitlendirilebilir. Mesela Milliyet Blog yazarları olarak bir olaya tepkimizi göstermek için kısa bir metin hazırlayıp yazdığımız konu ne olursa olsun o metni yazımızın sonuna ekleyebiliriz. Daha farklı yöntemler de bulunabilir.

Öğrenme. Yaşadığın sürece su içme, yemek yeme gibi hiç kaybolmayan bir ihtiyaç... Blogculuğun insanı öğrenmeye iten bir yanı da var. Hani ne demişler; bir konuyu anlamadıysan onu başkalarına anlatmaya çalış; olmadıysa o konuda bir makale yaz; yine anlamadıysan otur bir kitap yaz! Anlatmak, aynı zamanda öğrenmektir. Başkalarının karşısına çıkıyorsun, entelektüel donanımındaki eksikleri mümkün olduğunca gidermelisin. Bu ihtiyaç da yazarı daha çok okumaya ve öğrenmeye iter; yani itmeli. Blogcu için bu da göz ardı edilmemesi gereken bir şans. Ancak şimdiye kadar gözlemlediğim bir eksikliği söyleyeyim; bloglara gelen yorumlar genellikle yazarı destekleyici yönde oluyor. Mesela imlayla, anlatım tekniğiyle ya da içerikteki maddi hatalarla ilgili hatırlatmalarda bulunulabilir. Böylece belki dili doğru kullanıp hataların asgariye inmesi de sağlanabilir.

Bir konuda aklımıza geleni yazıya döküp Milliyet Blog’a yolluyoruz. Kimi didaktik olmayı tercih ediyor. Belki de çoğumuzun içinde bir öğretmen gizli!.. Kimi sayıklamak, kimi haykırmak istediklerini, kimi mutluluklarını, kimi acılarını, kimi alkolün dilinde yarattığı titreşimleri, kimi unutmak istemediği anılarını, kimi ilerdeki kitabının eskizlerini, kimi trafikte yaşadığı zulmün tepkisini, kimi yalnızlığını, kimi de bu dünyada bırakmak istediği izleri harflere dönüştürüp bırakıyor önümüze... Yani temelde bir paylaşım ve varlığını gösterme çabası. “Bunlar içimde kalmasın, buyrun belki sizin de ilginizi çeker”, diyor yazarlar. Bu da sanırım blogun en önemli özelliği ve hiç de az şey değil.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ferdi konusunda, beklenilenden daha zayıf ses vardı, koro halinde dile getirilmesini dileyip, umarken ama yine de el ele vererek bir kampanyanın halkaları olma mutluluğunu yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz, umudumuzu kaybetmeden, başka Ferdi'lere öncülük etmesi isteğiyle. Yazdıkça yazıyorum neredeyse blog olmak üzere. Yazamadığım yorumların acısı çıkıyor böylelikle. :-)) Önemli bir konudaki paylaşımın için teşekkürler. Sevgiler.

Tuğba 
 18.12.2006 21:23
 

Tamamı ile hemfikir olduğum bir yazı olmuş. Milliyet Blog'da yazmaya başladığımdan bu yana birçok yönden gelişen olumlu değişiklikler var. Yazıları, düşünceleriyle tanımış olduğum, adı sanal olsa da paylaşımların samimiyetini gösteren hisler ve yazdıkça çoğalacak örnekler. Yorumların,yazma şevki ve daha iyiye ulaşmada kat ettirdiği aşamalar çok önemli. Eğer, ''gerektiği yerde, n'olur ''i''leri kullan'' uyarısını yapan Celal Çelik ve ''paragrafları kısa tutman daha iyi olur'' diyen Sema Çürük eleştirileri olmasaydı, ilki klavyeye, ikincisi bana ait hatanın farkına varmam daha uzun sürecekti ya da hep öyle devam ederken, konu ne kadar iyi olursa olsun, okunmaz hale gelecekti belki yazılarım. Eleştirilere açık olmak, yapıcı eleştiri yapmak her zaman kazandırıyor. Toplumsal olaylarda gösterilen duyarlılıkların çoğalan seslere, tepkilere dönüşmesinde de blog'un katkısının büyük olduğu fikrindeyim. Ferdi konusunda, belki koro halinde dile getirilemedi ilk gün haykırışlar, duyarlı

Tuğba 
 18.12.2006 21:17
Cevap :
Bu uzun ve güzel yorum için çok teşekkür ederim sevgili Tuğba. Burada sadece birbirine zoraki alkış tutmak, sadece olumlu yorum yazmak, yalnızca destekleyici yorumları yayınlamak pek samimi bir davranış olarak gelmiyor bana. Gerektiğinde birbirimizi uyarmalı ve bu ortamdaki toplam kaliteyi arttırmalıyız. Sevgiler, selamlar.  19.12.2006 9:49
 

Degerli Celal Bey Kardesim, önce elinize saglik bu yaziniz icin. Sizin bu yaziniz ve benzerlerini okudukca burada ve mütevazi blog deneyimimi de onun yanina koydugumda, bizler icin saglikli bir yol haritasinin isaret fiseklerini kesfeder gibi oluyorum. Izninizle paylasmak isterim: Sivil toplum girisimi kavrami cok önemli. Ferdi Vatansaever kardesimiz icin seferber olduk bir gün. Sonra Basak arkadasimiz bir kivilcim caktirdi. Benzerlerine hepimiz acigiz, eminim. Ama bence birseyi daha mutlaka yapmaliyiz: Belirleyebilecegimiz bir gün ya da ikide bir, blogun ne olup ne olmadigini anlatan yazilar yazmaliyiz. Elbette herkes kendi perspektifinden yazmali. Demem su: Blogu iyi tanimlamali, kirmizi beyaz tüm cizgilerini belirlemeli, nihai hedef olarak da hepimiz icin gecerli kalite normlari ortaya koymaliyiz. Buna MB olmaz demeyecektir. Yani bir tür kalite yönetiminin temellerini birlikte atmaliyiz burada. Hersey daha güzel olsun diye. Sevgi ve saygilarimla.

pirmete 
 18.12.2006 19:51
Cevap :
Değerli Üstadım, yorum ve katkınız için ben de size çok teşekkür ederim. Ben şahsen yapılan iş üzerinde fazla konuşmayı/yazmayı tercih etmem. Ama vurguladığınız gibi, arada bir dönüp kendimize, yazdıklarımıza ve bu ortamı nasıl kullandığımıza bakmakta da fayda var galiba. Blogun tanımı ve kalite konusunda söylediklerinize de yüzde yüz katılıyorum. Evet, herkes kendi yazdıklarını bir gözden geçirip ilerde, "bunu yazmasam da olurmuş" demek zorunda kalacağı yazıları azaltmaya çalışmalı bence de... Saygılar benden. Çok selam..  19.12.2006 9:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3554
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster