Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
492
 

Blog toplantılarında neler oluyor?!

Blog toplantılarında neler oluyor?!
 

Eğlence budur! Bir gün zengin olursam blogcuları Rio karnavalına götürecem!


Blog toplantılarında olağandışı veya olağanüstü hiçbir şey olmuyor. Ortalama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bir araya geldiği zaman nasıl eğleniyorsa, nasıl davranıyorsa blogcular da öyle davranıp öyle eğleniyor. Yani biz blog toplantılarına katılanlar, yeni bir eğlence biçimi keşfetmiş değiliz.

Binlerce üyenin, yüzlerce çok aktif üyenin bulunduğu Milliyet Blog’da, bütün üyelere açık toplantı davetlerine ortalama otuz – otuz beş kişi katılıyor. Katılan kişiler değişiyor ama sayı aşağı yukarı aynı kalıyor. Bu toplantıların sanırım ilk ve önemli nedeni MB’da sanal ortamda tanışan insanların birbirlerini gerçek hayatta da görüp tanımak istemeleridir. Kim ne derse desin, çoğumuzda böyle bir merak ve istek var. Bunun yanında bir yerlere gitmek, bir hafta sonunu farklı insanlarla değişik bir yerlerde geçirmek, yemek, içmek, eğlenmek ve sonuçta bunlar aracılığıyla gündelik sıkıntılardan bir nebze kurtulmak gibi nedenleri var. Şimdiye kadar gerçekleştirilen bütün toplantılar bu beklentilere tam olmasa da önemli ölçüde yanıt verebildi. Belki katıldığı için pişman olan da vardır, bilmiyorum; ben şahsen bütün toplantılardan eğlenmiş, yeni dostlar edinmiş ve dinlenmiş olarak memnuniyetle ayrıldım.

Toplantılar isteyen herkese açık... Siyasi görüş, MB üyesi olup olmama, kılık-kıyafet, yiyecek/içecek, katılım ya da ayırılış saati gibi şart yok. İsteyen eşiyle, ailesiyle, çocuğuyla arkadaşıyla, sevgilisiyle ya da tek başına katılabiliyor. Toplantıların çerçevesini genelde bir akşam yemeği ve sonrasında müzik eşliğinde eğlence oluşturuyor. Eğlence dediğim de isteyen kalkıp dans ediyor, halay çekiyor, isteyen yerinde oturup oynayanları seyrediyor, isteyen de müzikle dansla falan hiç ilgilenmeden yanındakiyle sohbetini sürdürüyor. Kimse kimseye içki içmesi için zorlamıyor; kimse kimseyi zorla dansa kaldırmıyor. İsteyen sadece akşam yemeğine katılıp ayrılıyor. İsteyen daha erken gelip çevreyi gezerek vakit geçirebiliyor. İsteyen sohbetini, eğlencesini ya da gezisini ertesi güne uzatabiliyor. Yani bu toplantıların temelinde serbestlik var. Herkes hem bir arada hem de kendi özgür iradesiyle hareket ediyor. Bir kuraldan söz etmek gerekirse o da “kimsenin kimseyi zorlamadan, rahatsız etmeden birlikte eğlenebilmesi, sohbet edebilmesi” denebilir.

Yemek ve eğlence dışında çevre gezileri düzenlenebiliyor. Mesela İzmir toplantısı bu bakımdan gayet verimli bir toplantı olmuştu. Tutulan servis araçlarıyla gün boyu İzmir’in birçok noktasını gezip görme şansımız oldu. Eymir toplantısında isteyenler ertesi gün de Ankara’da kalıp Anıtkabir’i gezmişti. Şile’de de gece dönmeyip orada konaklayanlar, ertesi gün hava soğuk ve rüzgarlı olmasına rağmen çarşıyı ve limanı gezip tipik bir Karadeniz kasabasının sessiz ve dingin atmosferinde birkaç saatliğine de olsa kafa dinleme imkânı buldular.

Kısaca, başta da söylediğim gibi blog toplantıları eşine benzerine rastlanmamış güzellikte olağanüstü bir etkinlik değil. Bu toplantılardan beklentileri çok yüksek olanlar belki hayal kırıklığına uğrayabilir. Katılanların, her gün çevremizde gördüğümüz tipik insanlardan, komşularımızdan, iş arkadaşlarımızdan, akrabalarımızdan pek fazla farkı yok. Kimi birilerinden olumlu elektrik alırken birilerine biraz daha mesafeli kalabiliyor. Zaten otuz - otuz beş kişilik bir toplulukta, bir günden bile kısa bir sürede herkesin birbiriyle aynı ölçüde samimiyet kurabilmesi mümkün değil. Küçük gruplaşmalar olabiliyor. İster istemez birileri birileriyle biraz daha yakın oluyor. Kimi tanımazdan önce hayalinde canlandırdığı birini gerçek haliyle karşısında görünce şaşırabiliyor.

Ben bu toplantıların İnönü hariç tümüne katıldım. Hiçbirinden olumsuz bir izlenimle dönmedim. Ben yaşamadım ama belki bazıları arasında ufak tefek aksilikler, kırgınlıklar olmuştur. Bunlar da normal; insanın olduğu her yerde olabilecek şeylerdir.

Katıldığım toplantılarda elimden geldiğince kimseyi rahatsız etmeden eğlenmeye çalıştım. İçki içtim, normalde günde iki tane içtiğim sigarayı biraz daha fazla içtim, hiç beceremediğim halde halay çektim, dans ettim. Zaten önemli olan gösteri yapmak değil, eğlenmekti.

Blog toplantısı vesilesiyle hiç yolumun düşmeyeceği yerlere gittim. Normalde gezmek için ne Eymir’e, ne Şile’ye giderdim, çok merak ettiğim İzmir’e kaç yıl sonra yolum düşerdi kimbilir. Gezmeyi ve yolculuğu severim ama yerimden kalkmayı da pek sevmem. Bu toplantılar gezmem için iyi bir motivasyon oluyor.

Kısaca, blog toplantılarına katılmak isteyenlerin hiçbir şeyden çekinmesine gerek yok. Kimse kimseyi hiçbir şey için zorlamaz. Ancak kış toplantıları zorunlu olarak kapalı mekânlarda yapılıyor, buralarda içki ve sigara içiliyor, müzik ve gürültü oluyor. Bu durumda “ben içki ve sigara içilen, gürültülü ve kapalı yerde oturmam” diyenlere açık hava toplantılarını beklemelerini önermekten başka çare yok.

Yani toplantılara hiç katılmamış olup da merak edenlerin endişelenmelerini gerektiren, yazılamayan, saklanan bir tarafı yok.

Sadece şu var: Toplantılardan sonra oradaki atmosferi yansıtmak için yazılan yazılarda biraz abartılı bir üslup kullanıyoruz gibi geliyor bana. Yanlış anlaşılmasın, bu bir eleştiri değil, kişisel bir gözlem. Ben de aynı üslubu kullandım. Ancak bunu, olan biteni farklı yansıtmak amacıyla değil biraz da yazılara hoş ve mizahi bir hava vermek için yapıyoruz. O yüzden toplantı sonrası yazılan yazılar biraz subjektif kaçabiliyor. Katılmayıp da o yazıları okuyanlar “tüh, neler kaçırmışız!” deyip hayıflanabiliyor; toplantılarda olağanüstü şeyler yaşandığı izlenimine kapılabiliyorlar. Hayır, kaçırılan hiçbir şey yok. Bu toplantılar, herkesin herhangi bir yerde düzenleyebileceği normal birer etkinlik. Tek farkı sanal alemde tanışan, kafa yapısını birbirine yakın bulan insanların birbirlerini gerçek hayatta görüp sesini duyması, el sıkışması, omuzuna dokunması, sohbet etmesi... Tabii buna bir dost ortamında neşeyle yenen bir yemeği, içinde ister su olsun ister rakı havaya kaldırılan kadehleri, hep bir ağızdan söylenen türküleri, şarkıları, güzel sohbetleri de ekleyebiliriz.

Umarım blog toplantılarına hiç katılmamış olup da merak eden arkadaşları bir nebze bilgilendirebilmişimdir.

Resim: milliyet.com.tr'den

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tüm yazdıklarına katılıyorum çok güzel açıklamışsın sadece bir nokta hariç, hani biraz abartıyoruz demişsin ya yazının sonunda benim yazıma konu olan duyguların hiçbiri abartı değildi. Başkalarını bilemem öyle güzel duygularla ayrıldım ki inan satırlara dökmekte zorlanırım. İsim vermek istemiyorum çünkü bir iki kişi dışında herkesle o kadar güzel kaynaştım ve o kadar keyifli vakit geçirdim ki toplantı anları ve sonrasında hep bir gülümseme vardı yüzümde. Bu ne büyük bir mutluluktur, sen mesela ne kadar zarif ne kadar centilmen bir beyefendiymişsin, tüm kadınların ilgi odağı olmuştun, herkes seninle tanışmaktan mutlu oldu. Büyük bir nezaketlik örneği gösterip toplantıya katılan bayanların neredesyse tümünü dansa kaldırdın ben dahil. Teşekkürler geldiğin için iyi ki tanışmışız, bak bu duyguları tatmak ne kadar önemlidir değil mi. Öte yandan çatlak seslerin dışarıdan ahkam kesmeleri ise abesle iştigalden başka birşey değil, onlara gereken açıklamayı sen çok güzel yapmışsın... Sevgilerimle

Sema Sener 
 10.02.2008 11:08
Cevap :
Sevgili Sema, o lafı genel anlamda kullandım. Daha çok mizahi üslupla yazılmış toplantı izlenimlerine yönelikti. Mizahın en önemli aracı da zaten abartıdır. Yoksa yazıda da belirttiğim gibi olmayan bir şeyi olmuş gibi yansıtmıyor kimse. Şahsımla ilgili değerlendirmelerin için çok çok teşekkür ederim, onur verdin. Ben de seninle tanıştığıma çok memnun oldum. Umarım katılmayan arkadaşların kafalarındaki tereddütler silinmiştir. Sevgilerimle...  10.02.2008 15:41
 

Bizler gibi merak edip de katılmakta teretdüt edenler için çok aydınlatıcı olmuş.Saygılar. Kolay gelsin.

serifsoner 
 09.02.2008 23:42
Cevap :
Teşekkür ederim Ömer Bey, yazımın bir işe yaramasına sevindim. Saygılar...  10.02.2008 15:35
 

Yazınıza yaptığım yorum yine dikenli tellere takılmış. Ben o dikenli telleri oraya dikenin ağzına acı biber sürmez miyim! Böyle demokrasi ve düşünce özgürlüğüne sinirlenmez miyim!

Mustafa Mumcu 
 07.02.2008 5:05
Cevap :
Neyse sonunda ulaştı, başına bir kaza gelmiş olmalı, geçmiş olsun :) Yine de sinirlenmeyin bence, memlekette yeterince asabi kişi var zaten! Saygılar, selamlar...  07.02.2008 15:59
 

Teşekkürler gerçekci anlatımınız ve yazınız için size katılıyorum ve küçük ilaveler yapmak istiyorum.Öncelikle nitelikli ve her biri kendi alanında değerli blog yazarları olan büyük bir ailemiz var ve bu aile sadece yazılarla yorumlarla paylaşığı hissettiği sıcaklık ve samimiyeti aslında bir araya gelerek yüzyüze yaşamak ,yüzyüze tanışmak sohbet etmek istiyor. Herkese açık olan ama bazen uzaktada olsa işleri nedeniyle gelemeyen ve buluşmaya gidemeyenlerin aklı kalıyor. Aslında sayısal olarak oldukça çok sayıda katılım olmuyor ama sayının azlığı ordakilerin birbiriyle daha iyi tanışmasını anlamasını sağlıyorr belkide. Aslında benim temennim blog yazarları olarak milliyet ailesinin organizatörlüğünde geniş katılımlı bir çalıştay yada kurultay ,toplantısı düzenlenebilmesi ,içinde sohbet ,tanışma ,tartışma önerileri konuşma yada bir müzik dinletisi yada konserin olacağı bir büyük yıldönümü toplantısı ne güzel olurdu değilmii?? saygılarımlar

AHMET TÜTÜNCÜ 
 06.02.2008 23:10
Cevap :
Yazıda belirttiğim gibi, aslında katılamayanların aklının kalmasına neden olacak bir şey yok. Zaten en fazla iki-üç ay arayla bir yerlerde toplanılıyor. Birini kaçıran ötekine katılabilir. Geçen yıl Milliyet Blog bünyesinde dediğiniz biçimde bir toplantı yapıldı. Yemek ve akabinde bir konser verildi. Ama bu yıl tekrarlanmadı. İkinci kuruluş yıldönümünde öyle bir şey düşünülüyor mu bilemem. Bence de geniş katılımlı bir toplantı güzel olurdu. Katkılarınız için çok teşekkür ederim efendim. Saygılar...  07.02.2008 13:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3669
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster