Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '11

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
582
 

Blog tutumum

Blogdaki ve başka yerdeki ekipleşmelerden hoşlanmıyorum, çünkü kendi aralarında kurgusal gerçeklik yaratıp, asıl gerçeği sahteleştiriyorlar.  

Blogda ön sayfada gözüme çarpan başlık ve satırlardan hareketle yazıları tıklıyorum. Kendisini okutturabilecek düzeyde yazılmış olmayanları gözden geçirerek kapatıyorum. Pek çok blogcunun da çoğunlukla böyle yaptığını tahmin ediyorum.  

Blogda şiir diye yazılanları daha ilk satırında kapatıyorum. O kadar kötüler ki, başlığını beğensem bile, şiir olduğunu anlayınca ve şöyle bir bakınca çok hızlı bir şekilde kapatabiliyorum.  

Blogda, blog yazarı takip etmiyorum. Girdiğim sürelerde kim denk gelirse. Birileri içi birilerini feda etmek işime gelmez.  

Blogda bazı popülerleştirilmiş blogcuları okumuyorum, çünkü herkes için değil birileri için yazıyorlar.  

Belli siyasal angajmanlarla yazanları da okumuyorum, çünkü amaçları üzüm yemek değil bağcıyı dövmek.  

Blogda fotografını doğrudan kullananların sayfasına, yazısına ilgim oluşsa bile girmiyorum, tipini dikte ettiği ve 'senin tipinden bana ne' diye düşündüğüm için. Yanlışlıksa girmişsem scroll down yapıyorum.  

Blog sörfü yaptığımda özellikleri olan blogcuları görmekten ve lamı cimi geçmeyen ne kadar çok blogcu olduğunu görmekten şaşkınlık duyuyorum.  

Bana yorum attı diye hiç kimseye yorum atmıyorum. Yorum atıyım da bana yorum atsın diye de kimseye yorum atmıyorum. Okurken söyleyecek sözüm oluşmuşsa yorum atabiliyorum.  

Blogda yazı yazan bazı insanların, çok abartılı ve aslını bilmediğ halde, blog kankalarına büyük yorumlar attığını görüyorum.  

Blogcuların belli ölçülerde, yorum ve tık alabilmek için ya da siyasal yaklaşım eğilimleri nedeniyle birbiriyle kankalık yaptığını, paslaştığını ve destek çıktığını görüyorum. Bu tür blogcuları da okumuyorum.  

Genelde yapılan yorumlar yazıya ve onun mantığına yönelik değil. Daha çok ya yazarına yönelik övgü ya da yorumcunun kendi eğilimi dikte ettiği eleştirel yorumlar yapılıyor. Yazıyı hakkıyla anlayarak ve yazıya yapılan bir yorum görmek için onlarcasını okumaya katlanmanız gerekir  

Bazı blogcuların burayı, sosyal hayat yaptığını düşünüyorum. Burayı sosyal hayat yapmasının gerçek hayatta neleri kaybettirmiş olacağını aklıma getiriyorum. Sanal, gerçeği sırtından hançerliyor acımadan çünkü.  

Bazı blogcuların burayı kendi alanları haline getirmek istediğini ve bunun için çaba harcadıklarını düşünüyorum.  

Bazı blogcuların MB'yi biçimlendirmek isteğini görüyorum, nick ve benzeri işlere karışan ve bu açıdan insanları etiketleyenleri MB'nin bağırsak kurtları olarak görüyorum. Başkasının şeyiyle şey yapmak isteyenler ya da.  

Aşina olduğum bazı blogcuların yazılarının ortalarda olmadığını farkedince, acaba blogdaki dalavereli işleri sindiremediği için mi yazmıyor diye düşünmekten kendimi alakoyamıyorum.  

Blogda, blogun adamı vs. gibi yarışmaların altında eğlenmenin yanında iktidar mücadelesinin de yatttığını biliyorum. Bu nedenle samimi bulmuyor ve rahatsız oluyorum.  

MB adını kullanmakla buradaki herkese referans yaptığı halde, kendilerine özel olan ve niyet taşıyan yarışmaları etik bulmuyorum.  

Blogda anlatım gücü yüksek yazıların yanında çoğunlukla gündelik konuşmaların, ifade edişin, kağıda dökülmüş hale ve daha düzenli ifade edilmiş hale geldiğini görüyorum.  

Yazılan yazıların yalın ve sade olmadığını düşünüyorum; uzun olan, tekrara düşen, bir yenilik üretmeyen, kendi fikrini dikte etmeye çalışan, ya da başkalarının fikrinin tekrarı olan, sağduyunun zaten size söylediğinin ötesine geçmeyen yazılar.  

Blogda siyasal konulardaki fikirlerin genelde özgün olmadığını düşünüyorum. Düşünce gruplarının kanaat önderlerinin ürettiği fikirler. onların bakış açılarının tekrarlandığını farkediyorum. Burada okurluğu, gazete okurluğunu geçmeyen siyasal yazılar görmenin olağan olduğunu kabul ediyorum.  

Yazı yazmanın burada abartıldığını düşünüyorum. Düşünceler ifade etmek üzere yazı yazmak, yazarlık değildir. Bunu herkes yapabilir. Yazarlık dili, düşünmeyi ve gerçekliği birbirine katarak oluşturalan bir sanatsal ustalıktır. Bu anlamdaki övgüye değer özelliğin, sıradan düşünce ifade etme tarzındaki yazı yazmaya taşındığını düşünüyorum. Her nedense burdakilerin zaman zaman bu nitelikten pay almaya ve pay dağıtmaya meraklı olduğunu görüyorum.  

Blogda ve başka yerde iyi yazının (yazarın beninin ve kişiselliğinin -yani duygularının- hissedilmediği, yeni bir şey söyleyen, bilgi içeren ve düzgün/yalın anlatım içeren) mutlaka okuyucu bulacağını da biliyorum  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sanırım anladım ne demek istediğinizi. Ama yapabilir miyim bilemiyorum...

Melek Koç 
 26.01.2011 20:05
Cevap :
Yazarlık biraz budur aslında.Bu konuda bir blogum olduğu çağrıştı şu an, hangisi bulursam linkini mesaj atarım. Yazar aslında sadece anlatıcı olmalıdır. Bu ister yazılı isterse görsel metin olsun farketmez. Yazar sadece anlatıcı olmalı demek, onun büyük bir gözleci büyük bir duygu insanı olmasına hiç aykırı değildir, tam tersine ne kadar büyük bir karakter, gözlem gücü vs. sahibi iseniz, egonuz, hırsınız, ihtirasınız, iktidar olmas hevesiniz o kadar küçülür ve o kadar küçülürsünüz ki bu konularda, insana, hayvana, dağa taşa, ve her şeye kendinizi verebilirsiniz, kendinizi ötekine vermeye başladıkça, o da kendini size vermeye başlar ve o işte o zaman yazar olarak, hayat sizin ondan özümsendiklerinizle yazı olarak akmaya başlar. Ego sahibi olmak hödük olmak demektir. Hödükler ben yazarım diye şişinirler kendilerini öyle lanse etmeye çalışırlar, oysa bunu yaptıkça, hedeflediklerinden uzaklaşırlar, yazar olmak hırsla olamaz. hayata karşı özgür olmak lazım, yoksa hiçbir şey göremez insan.  26.01.2011 20:33
 

ekipleşme her yerde vardır.Blogda bile var. Ahbap çavuş ilişkisi. Sevgi böcekleri her şey mevcut blogda. ..Selamlarımla...

müge a. 
 24.01.2011 0:00
Cevap :
Sevgi böcekleri, arıları da belki. Ekip sinerji yaratır ama adamı robot yapmadığı sürece. Selamlar  26.01.2011 23:49
 

Kişiler de önemlidir,yazdıkları da. Onları yönlendiremeyiz.Yine de siz kendi ilkelerinizi ortaya koymuşsunuz.Anladığım kadarıyla başkalarına siz de benim gibi yapın demiyorsunuz.İnsanları yönlendirmek yanlıştır.Herkes kendi açısından önemli ve değerlidir.Burası bir pazardır ve bizler de satıcıyız.Satılanların yani yazılarımızın kalitesini okuyanlar belirleyecektir.Bizim onlara şöyle yap böyle yap demeye hakkımız yoktur. Okuma konusu da aynı.İsteyen istediğini okur. Benim defalarca yazısını okuduğum bazı kimseler benim sayfama bile girmemişlerdir.Ben onları yine okumaya devam ederim. Onların gül hatırına değil elbette.Yazılarını ve yazarlıklarını beğendiğim için.

Kerim Korkut 
 23.01.2011 10:54
Cevap :
Ben kendime söz dinletemiyorum ki başkasına ne diyeyim, herkes hem bildiği hem de bilmediği gibi yaşıyor zaten. Görüş için sağo.  26.01.2011 23:48
 

Bir çok yerde size katıldım,aynısını ben de yaptığım halde:) Bir iki yerde de biraz yargılayıcı olmuşsunuz gibi geldi.Yine de bana faydalı olduğunuzu söylemeliyim.Demek ki doğru yapmışsınız:) Sevgi ve saygılarımla.

SINIR 
 21.01.2011 23:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 466
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 999
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye düş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster