Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
709
 

Blog yazanları ile köşe yazarları arasındaki farklar…

Blog yazanları ile köşe yazarları arasındaki farklar…
 

İlk fark bu yazının başlığından da anlaşıldığı üzere… Bir yayın organında “köşe”si olanlara “yazar” deniyor… Blog yazanının “ismi yok”…

Sorsalar şimdi size, nasıl bahsedersiniz yazılarınızdan… “Milliyet Blog’da yazıyorum” olabilir bunun cevabı. Ama “köşe yazarıyım” diyemezsiniz. Ama “onlar” derler. Burada “ne kadar iyi yazdıkları” tartışılabilir… Veya “kendilerine ayrılmış bölümün” hakkını verip veremedikleri. Ama “yazarlıktır” sıfatları.

Biz blog yazanları “bizi kaç kişi okumuş”, “okunma oranımız nedir” anında görebiliriz sayfamızda. Ama onlar göremez, bilemezler.

Bizler içimizden geldiği gibi yazarız… Onlar ait oldukları medya kuruluşunun paralelinde.

Bizler “arkadaş olabiliriz, etkinlikler düzenleyebiliriz”… Onlar birbirlerinin “açığını ararlar”.

Onlar bizlerin yazılarını veya cümlelerini “istedikleri gibi, “izin alma, alıntı olduğunu belirtme” gereği bile duymadan yazılarında “kullanırlar”. Ama biz “alıntı olduğunu belirtmek zorundayız”. Çünkü onların yazıları “koruma altındadır”.

Milliyet Blog vb “belli bir kitlenin sesi değildir”… Her görüşten yazı yayınlanır. Ama “basılı yayın organları… Her ne kadar “tarafsız olduklarını yazsalar da” taraflıdır. Ve insanlar “kendi görüşlerine, kültür seviyelerine göre seçerler” okuyacakları gazete veya dergiyi. Tabii “yazarı” da. Ve bu nedenledir ki “onlar” tüm kitlelere ulaşamazlar “bizim gibi”. Ve bizler kadar “rahat” belirtemezler görüşlerini.

Onlar “asparagas haberler” yaparlar “gazete veya dergi çok satılsın diye”… Bizler yapmayız. Çünkü “tiraj kaygımız yok.

Bizlerin “rakip görmek, didişmek” gibi alanlarda, umurunda değildir “köşe yazarları”… Onlarsa “nedendir bilinmez” blog yazanlarına sataşırlar “akıllarına estikçe”.

Ve de en önemlisi… Bizler “maddi bir çıkar karşılığı yazmayız”… “Yürek emeğimizdir” yazılarımız. Onların “ekmek kapısıdır” köşeleri.

Not: Bu yazıda, ciddi, aklı başında… Yazdığı köşenin hakkını veren “gerçek köşe yazarları” konu dışıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yoooo, madam buralarda sataşmanın didişmenin en uçları yaşanmakta(y)mış, çünkü günlerdir kaynayan cadı kazanına bakacak olursak, benim tepkim mi? tıpkı sizin gibi "yorumsuz" yada çok gerektiğinde duygularımı ifade ederek tıpkı sizin gibi...her ne kadar içimde fırtına kopsa, had, sınır, saygı kurallarını tanımamış olanlara anlayacakları dili kullanmayı çok istesemde , onlarla aynı seviyeye düşmemek adına dimdik, ve arkam dönük...tıpkı sizin gibi...efsanemsiziniz artık...

Kundelas- Sevdakılıçaslan 
 20.06.2008 23:02
 

Yüreğine sağlık. Sevgiler

Esma KAHRAMAN 
 27.04.2008 22:22
Cevap :
Merhaba, İçimden geldiği gibi:)) Sizin de yüreğinize sağlık. Mutlukalın:))  28.04.2008 11:25
 

ekmek yesek, o da olmadı gece gündüz yazsak, çizsek bir dayımız,amcamız olmasa nasıl olur ki öle köşelerden yazı yazmak, zor iş :)) , sevgiler

Dilek Fuçucı 
 29.01.2008 9:17
Cevap :
Merhaba, Evet... Bazıları için geçerli olabilir bu. Ama yıllarca emek vermiş... Ve gerçekten "kendilerine ayrılan bölümü" fazlasıyla hak eden köşe yazarları da var. Ama maalesef "ilkelerinden taviz vermediklerinde" işlerine son veriliyor. Katkınıza teşekkürler. Mutlukalın:))  29.01.2008 11:41
 

Değerli blog yazarımız, konuyu kısa ve net bir şekilde yorumlamışsınız. Tebrik ederim. Belki şu şekilde de söylenebilir: Köşe yazarları, ticari taksi plakası sahibi şoförler; blog yazarları ise, gönüllü insan taşıyan taşıt sahipleridir. Burada önemli olan biz blog yazarlarının, bu söz konusu farkımızı yazdığımız yazılarda ne derece de hissettirdiğimizdir. Yani konulara ne denli hukuki, insani ve vicdani yaklaştığımızdır. Maden ki amacımız para kazanmak değil, o zaman hayata ve günlük olaylara karşı tarafsız, doğal ve ön kabul duyguları ile yaklaşmamız daha kolay olmalı… Ancak bunu ne derecede başardığımız, okuyucuların takdirine kalmaktadır. Saygılarımla.

Rıza Üsküdar 
 27.01.2008 16:50
Cevap :
Merhaba, Evet... Bizim yazdıklarımız, anlatmak istediklerimiz... Ve bunun sonucunda da "okurun ne anladığı" önemli... Kelimeleri, noktalama işaretlerini ne denli yerinde ve doğru kullandığımız, ne kadar net ve açık yazdığımız da etken bu algılamada tabii ki. Ve bir de "at gözlüğü ile bakmadan" yazabilmeliyiz yazılarımızı. Araştırmalıyız "doğru bilgilendirmek adına" yeri geldiğinde konumuzu. "Ben yazdım, oldu" zihniyetini yanlış bulduğumu da ifade etmek isterim. Katkınıza teşekkürler:) Mutlukalın:))  29.01.2008 9:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 139
Toplam yorum
: 1165
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1886
Kayıt tarihi
: 12.04.07
 
 

Bana biri kendini anlat dese, susar kalırım. Her konuda çılgın bir istekle konuşan ben, işte o anda ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster