Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Adem Güngör/FETHİYE KÜLTÜR ETKİNLİKLERİ

http://blog.milliyet.com.tr/ademgungor

10 Ağustos '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
744
 

Blog yazarı arkadaşlarım yaklaşan 12 Eylül sınavlarına halkımızı blinçlendirelim lütfen

BÖYLE ÜLKE YÖNETİMİ GÖRÜLMEDİ

Heryer toz duman, dakikada bir gündem değişiyor, kafalar karışıyor!

İnsan ne düşüneceğini, ne yapacağını şaşırıyor doğrusu,

Hele de benim gibi bir cahilsen yandı gülüm keten helva!

Bir Gazzze konusu, vavelyası, derken bir bakıyorsunuz Başbakan Rusya ile nükleer anlaşma imzalıyor!

Hoop ordan ABD Başkanı Obama'nın dizinin dibinde "Vereceğiniz her görevi yapmaya hazırım" deyiveriyor!

Kendimi aptal yerine konulmuş hissediyorum.

Bu arada ülkede askerler öldürülüyor, ülkenin her yanı bir yağma ve talan içinde, esnafta siftah yok, 6 milyon işsiz insanımız açlıkla boğuşuyor, emekliler çaresiz, fındığımız ortada kalmış, sahipsiz!

Böyle bir Başbakan tarihte hiç görüldü mü?

Başka bir ülkede bir örneği daha var mı?

Alçalan, yükselen, bağırıp çağıran, bazen demokrat, bazen diktatör görünen

Başbakan neyin nesi?

Bu Başbakan nerde yetişti?

Çocukluktan beri biat kültürüyle yetişmiş, hayatı dar bir pencereden görmüş birisi bu Başbakan. Kasımpaşa'dan bir gün olsun kalkıp çiçek pasajına gitmemiş, sevgilisiyle elele boğazda gezmemiş birisi bu Başbakan.

Dar alanda yetişmişliğin hıncını, öfkesini şimdi kendinden farklı hayatlar yaşayan insanlardan çıkarıyor. Onun daracık penceresinden ancak Sudan, Arap Emirlikleri, Yemen görünüyor; kadınsız, renksiz, hayatsız ülkeler...

İşte Türkiye'yi de o renksiz ülkelere benzetmek istiyor, bir bölümünü de benzettiler zaten, Müzik yok, içki yok, tiyatro yok, eğlence yok, ...

Anadolu'daki yaşamlar ile kıyı kentlerindeki yaşam arasında dağlar var. Bu anadolu kentleri kapitalizme bağımlı olarak sanayileşmekte olan kentlerdir fakat sendikalaşma düzeyi neredeyse sıfırdır. Seçilen yerel yönetimler, atanan valiler, kaymakamlar, kamu görevlileri, YÖK ve Cumhurbaşkanı tarafından atanan üniversite rektörleri, sanayiciler, tüccarlar, esnaflar gibi bunların kurdukları sivil toplum örgütleri, yerel gazeteler ve tv kanalları, bağlı oldukları meslek odaları da ezici çoğunlukla muhafazakardır. Bu kentlere oligarşik-otokratik bir düzen egemendir. Bu kentlerde demokrasi de, çoğulculukta kağıt üzerinde vardır. Bireysel özgürlük kavramının esamisi okunmamaktadır.

Bu oligarşik-otokratik düzen AKP eliyle sürekli desteklenmekte, kalıcılaştırılmaktadır. Başbakan'ın temel siyasi amacı bu düzeni ne pahasına olursa olsun Türkiye geneline yaymak, AKP'yi değiştirilemez kılmaktır. Çeteleşme dışında uyduruk ergenekon davaları, TSK'nın denetim altına alınma çabaları, karşıt medyaya yönelik baskılar, bunların tümü ana planın parçalarıdır. Şimdi sıra yüksek yargıya gelmiştir eğer bu kale de düşerse yolu yarılamış olacaklardır.

AKP, demokrasiden biraz olsun nasibini almamış bir biat/reis örgütlenmesidir, amacına yönelik kazandığı her başarı Türkiye'yi demokrasiden biraz daha uzaklaştırmaktadır. 12 Eylül referandumu bu açıdan çok önemlidir.

Bu refarandumdan kesinlikle HAYIR çıkmalıdır.

Aksi halde yaşadığımız bu zor günleri bile arar hale geliriz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Doğru nokta. AKP'nin kapı kapı dolaşıp politika yaptığı söylenir ve övülür, aslında bu sakattır. Çünkü dikte etmeye, oy satın almaya, vatandaşın oyunun renginin öğrenmeye ve ona mahalle baskısı uygulamaya yol açar. Ama adamlar ciddi, ülkenin rejimini değiştireceklerine iddiaya girmişler gibi, buna karşılık ilericilerin daha politize olmaları gerekiyor mecburen.

Erdal Aydın 
 12.08.2010 13:17
Cevap :
Saygıdeger yazarım, Yorumunuz için teşekkür ederim. Haklısınız insanlar bir yere odaklandığı zaman dönüşü olmuyor. Saygılar...  13.08.2010 8:42
 

Değerli 'Fethiye Sarallar', bilirsiniz, "Bilinç", kişinin; çevresine, öteki kişilere, bir bütün olarak içinde yaşadığı dünyaya ilişkin farkındalığıdır. Kişinin gerçekleri, bildikleri ile sınırlıdır; Akvaryumdaki ve Okyanustaki balığa dışarıdan bakıldığında, özgürlüğü ve beslenmesindeki fark; birinde kontrol altında, diğerinde özgür olmasındadır. Bunu insanlar için "oligarşi" ve "demokrasi" ile eşleştirebiliriz. İkisinde de yaşanılmaktadır. Birinde kontrol altında, diğerinde özgürce. Yaratıcının vekili, "İnsanlar tarağın dişleri gibi eşittir," derken, yöneticiler-atanmışlar, "eşit olmamaya direnmektedirler. "Burada ilginç olanın, eşitler arasında birinci (baskın) olanları; eşit olarak gözüken, ikincilerin (ezilenlerin) farkında olmamalarıdır. "Halkımızı bilinçlendirelim" ifadesi, kanaatimize göre; "kişi inandığıdır." anlayışına göre hiç bir işe yaramayacaktır. İnsanın bir gerçeği de; iddialarında haklı olmak uğruna mutlu olamaması, doğruyu gör(e)memesidir. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 12.08.2010 12:24
Cevap :
Saygıdeger yazarım, Burada halkımızın evet ve hayır'ın içeriği nedir ne değildir bilinçlemesi lazım. Ülkemizde kaç kişi ne için oy kullandığını bilmiyor. Saygılar...  13.08.2010 8:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 320
Toplam yorum
: 156
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 1648
Kayıt tarihi
: 16.04.09
 
 

Muğla Fethiye doğumluyum. Sanat okulu elektrik bölümü mezunuyum. Tarih ve Kültüre çok önem veriyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster