Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '09

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
409
 

Blog yazarlığım üzerine

Blog yazarlığım üzerine
 

Gün gelip çattı işte.

Kendime itiraf ediyorum. Aslında zor da olmadı.

Çocukken istediğim, gençliğimde üzerinde düşündüğüm, sonra giderek benden uzaklaşan meslek olan gazetecilik.

*****

İlkokul yıllarında şiire olan ilgimle başlamıştı herşey.

İlk olarak okulum Atatürk İlkokulunda 'Anlat Öğretmenim Seni Dinliyorum' şiirimle okul birinciliği, ardından ilçe birinciliği derken dönemin Kastamonu valisi Kamil Demircioğlu'nun huzurunda Kastamonu birinciliği içimdeki edebiyat sevgisini ta ilkokul döneminde filizlendirmişti. İlkokulda duvar gazetesi çıkarmam istendiğinde yaşım 10 bile değildi. Ortaokul yıllarımda artık sıkı bir Türk edebiyatı okuyucusu olmaya başlamış, öğretmen olan annemle edebiyat üzerine konuşur hale gelmeye başlamıştım. Bu durumun bana büyük bir mutluluk verdiğini hatırlıyorum.

Yine ortaokul yıllarında okul gazetesinde yazılar yazmam istenmiş ve haftalık olarak yazar konumuna gelmiştim. Evde babamın aldığı Hürriyet gazetesini okur, TRT'de ismini duyduğum yeni gazeteleri de dizaynını, içeriğini merak ettiğim için harçlığımla alır, belki babamın düşüncelerine ters gelen bir gazete almışımdır diye de saklardım. Halen isimlerini unutmadığım 'Gölge Adam, Tercüman' gibi gazeteleri sırf merakımdan, sayfa tasarımı, içeriği vb. nedenlerle aldığımı ve rahmetli babaannemin gömme dolabına sakladığımı hatırlıyorum.

*****

Gazetelere olan ilgim bana o dönemde gazete yazma fikrimin ortaya çıkmasına neden olmuştu.Ve şık bir gazete ismi de bulmuştum: EVREN. Başlangıçta annem arkadaşı Hikmet Hoca'nın kızı Evren nedeniyle o ismi koyduğumu düşünse de ben tamamen herkesi kapsayan, hayal gücünün sınırlarını aşarak gazetemi herkese ulaştırabilmek adına bu ismi koyduğumu net olarak biliyorum. Okuldan arkadaşlarımı da ayartıp muhabir olarak görevlendirmiş, bir arkadaşımı Ziraat Bankası'na döviz kurlarını öğrenmeye, diğer arkadaşımı meteorolojiye, ben ise teleferik hattının yıllardır neden atıl durumda olmasıyla ilgili limanda çalışmalara başlamıştım. Bir yandan da şu an net hatırlayamadığım bir deneme yarışması için yazımı hazırlıyordum.

*****

Elle yazarak ve ciddi bir tasarım aşamasından geçirerek hazırladığımız gazeteyi fotokopi ile çoğaltıyor ve gazete ekibimle satışını da üstleniyorduk. Fiyatının üç katı para ile bu gazeteyi satın almalarını daha iyi anlayabiliyorum şimdi. Ve ciddi bir harçlık da çıkarmaya başlamıştık.

*****

Sonrası malum gerçekler... Yoğun sınav dönemleri, robot gibi sınav hazırlıkları beni yazmak boyutundan lise döneminde ciddi bir okuyucu boyutuna taşıdı. Hürriyet okumaya devam ettim. Ama içimde Cumhuriyet gazetesinin o siyah-beyaz görünümü, ciddi duruşu içimde gizliden bir sempati toplamıştı.

*****

Akabinde üniversite yılları, dersane imkanlarımız yoktu, 4 ay Adapazarı'na teyzemin yanında dersaneye giderek kazandığım ve matematikte 5 soru çözüp sözelde 63'te 63 yaparak Edebiyat Fakültesi Arkeoloji bölümünü kazandığım üniversite yılları. Yine çok ciddi bir okuyucu olmuştum. Bu kez dünya edebiyatından ve felsefe konusunda da hızlanarak devam ediyordum. Ciddi tartışmalar yapacak düzeyde sohbetlere iştirak ediyor, elime ne geçerse okuyordum. Ciddi tarih bilincimin oluştuğu yıllardı aynı zamanda üniveriste yıllarım.

*****

Ve mezuniyet, bir hafta sonra Başak adlı arkadaşımın beni araması, kuzeninin bir bankada yönetici olması ve üç kişinin bankanın satış departmanına alınacağını söylemesi, benim görüşmeye giderek mezuniyetimden iki hafta sonra İstanbul'da 5 yıldız lüks bir otelde eğitim için hazırlanmam ve aradan geçen on yılı aşkın zaman içinde başka bir bankada yönetici olmam, bankacılıkta kendimi geliştirmem, daha ileri götürebilmek adına İşletme master'ı yapmam, bu arada siyasi bir partide aktif görev almam için teklif almam ancak şu an için ertelemem hayatın değişik takdirleridir diye yorumluyorum. Bu sürece çağdaş Türk edebiyatı ile ciddi ilgilenmem de ilave edilebilir.

*****

Sonuçta hayat tesadüflerle dolu oldu benim için ama içimdeki yazarlık aşkı hiç bitmedi. Şu sıralar kişisel gelişim ile ilgili kitap, makale vb. okuyor, çeşitli üniversitelede satış, yönetim ve gelişim üzerine konferanslar veriyor, bir yandan da satış ekibimi en iyi şekilde yetiştirmeye çalışıyorum. İşte blog yazmak, böyle bir içimdeki istek ve birikimin sonucu ortaya çıktı. Belki geç belki değil.

*****

Her konuda yazmak istiyorum. Şu an güncelden başladım, heyecan ve mutlulukla başladım, bir kişiye bile ulaşmanın verdiği duyguyu hissediyorum. Yıllardır içimde sakladığım gazeteci olmak ve gazetede yazmak hissini almaya başladım. İşte bunun için bu Milliyet blogdayım.

Bu da benim hikayem..

umut aras

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hikayenizi büyük bir dikkatle okudum. İlginç ! Tek ilgimi çeken yeni üniversite mezunu olarak hemen iş bulabilmeniz konusunda büyük bir şansa sahip olmanız. Her zaman söylerim. Arkan varsa hayata atılmanda o nispette kolay oluyor. Bence arkadaşınıza çok şey borçlusunuz. Günümüz kriz şartlarında olsaydınız okuduğunuz okulunuzdan aldığınız diploma sadece duvarı süslerdi. Acaba çevrenizde ki üniversiteyi okumuş, başarı ile bitirmiş gençlere faydanız ne oranda? Sakın bana bankanın insan kaynakları bölümü hallediyor demeyin. Siz kimlere nasıl destek oldunuz sorusunu sormak istemiştim? Örneğin, işe ihtiyacı olan akraba, arkadaş, eş dost önerisi dışında torpilsiz gençleri yönetcisi olduğunuz bankada işe yerleşmeleri konusunda destek oluyor musunuz? Kanayan bir yaram olduğu için bu soruları sordum. Kusuruma bakmazsınız umarım. Selamlar sevgiler...

Zeynep Gülay 
 14.12.2009 10:52
Cevap :
Zeynep Hn. yorumunuz için öncelikle teşekkür ederim. Farklı bir yorum gerçekten. Kendimle ilgili olarak yazımda hayatın takdirleridir demiştim, o noktadan sonrası kişinin kendini tanıma ve geliştirmesine bağlı. Diğer konu ise, işimiz satışçılık olduğu için mülakatlarda aradığımız çeşitli kriterler ve sınavlar sonucunda adayları eğitim sürecine alabiliyoruz. Emin olun satışçılık özelliklerine vakıf değilse aday, yakınlık derecesi gerçekten önem teşkil etmiyor. Konferanslarda söylediğim ana konu, kendimizi iyi tanımamız gerektiği. Ve gittiğimiz mülakatta kendimizden emin olmamız. Çünkü işveren, özel firmada hele bu iş bir de satışçılıksa karşısında kendinden emin adaylar görmek istiyor. Başka bir blogda satışçılık ile ilgili bir konuya değinmek istiyorum. Saygılar.  14.12.2009 18:37
 

Hoşgeldiniz, yazınızdan anladığım kadarıyla kendi ilgi alanı dışında bir meslekle uğraşıyorsunuz. Tabi bu ülkenin gerçeği. Saygılar.

Eşit Ağırlık 
 12.12.2009 20:50
 

Çok keyifli bir hikayeniz var, ne azim ama...Yazılarınızı dikkatle takip edeceğim,saygılar!

sevilay gülcek sensözlü 
 12.12.2009 18:45
Cevap :
sevilay hn., teşekkür ederim.  13.12.2009 10:25
 

Hikâyeniz çok güzel. İyi ki geldiniz, hoş geldiniz.

Yorgun Çingene 
 12.12.2009 13:43
Cevap :
özge hn., çok teşekkür ediyorum  13.12.2009 10:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 915
Kayıt tarihi
: 30.11.09
 
 

1978 doğumluyum, Kastamonu/İnebolu ilçesinde ilk,orta ve lise eğitimimi tamamladım. Lisans eğitimimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster