Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Haziran '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
305
 

Blog yazılarımız ve cumbaba seçimi

Yazdığımız yazılarımıza elbette yorum gelecek. Hatta ”Yorum”un gelmesi, yazıların okunduğu ve değerlendirildiğinin göstergesidir ki, ayrıca yazan için keyif verici bir durumdur.

Diğer taraftan yazılarımıza gelen yorumları olumlu ya da olumsuz olması çok önemli değil. Mutlaka olumsuz görüşler de olacaktır. Ben kendi adıma, bir başka blog yazımda da belirttiğim gibi, yorumların tamamını okuyup yayına aldığım gibi, en azından “Teşekkür” ederek de olsa cevap veririm. Yazıya yorum yapana karşı duyduğum “Saygı”nın gereği olarak düşünüyor ve cevap vermemeyi kendi adıma “Nezaketsizlik” sayıyorum. Yazımı okumuş, zaman harcamış ve yorum yapmış. Bunun değerlendirmesi, öncelikle cevaplanması ve en azından bir "Teşekkür" notu ile mümkündür. Tabi yine benim düşünceme göre…

Diğer bir başka değerlendirmem de, gelen yorumların içeriği ile ilgili…

Yazdığımız yazılardaki görüşlerimizin hepsinin “en doğru” olduğu düşüncesinde olmak, bana göre büyük hata. En azından gelen yorumları değerlendirerek varsa bir yanlış fikir veya değerlendirme, düzeltme ve gerekiyorsa “Özür dileme” olanağı verdiği için de önemli.

Tabi, yine bana göre…

Bu girişi Sayın Ahmet YILMAZ kardeşimizin “Sizin yazdıklarınıza benden başka itiraz eden olmuyor ama ben de yanlışlıklara göz yumamıyorum işte...” diye başlayan yorumu üzerine yazdım. Olabilir, yanlış fikir ileri sürmüş de olabilirim, yanlış bilgi de aktarmış olabilirim. Bunu yorumu değerlendirerek düzeltmek de erdem değil mi?

Tabi bu da bana göre düşünce, sizler nasıl değerlendirirsiniz, bilemem.

Örneğin bu yorum üzerine bir düzeltme veya açıklama yapalım şimdi.

Sayın YILMAZ yorumunun devamında “Sayın Özal ve Sayın Demirel'in cumhurbaşkanı seçilmelerinde herhangi bir uzlaşma olmadı” diyor ve Sayın SEZER’in de 330 oy ile seçildiğini belirtiyor.

Evet. Turgut ÖZAL’ın seçiminde, ilk turda mecliste en az 300 katılım olmalıydı. Çünkü üye sayısı 450 idi, buna göre 2/3 oran 300 kişi eder. Bu sayı ilk oturumda sağlanıp sağlanamadığının kayıtlarını bulamadım. Ama Turgut ÖZAL için üçüncü turda 285 kişi oylamaya katıldı ve 263 sayısı ile seçildi, üçüncü turda 226 sayısı da yetiyordu. Sonuca kimse de “İtiraz” etmedi…

Sayın Süleyman DEMİREL’in seçiminde ise bu gün “sağlanmadı” diye itiraz edilen 2/3 çoğunluk sağlanmıştır. Yani 450 milletvekilinden 431 kişi oylamaya katılmış, 3. turda 244 ile seçilmiştir. Yani üçüncü turda 226 kişinin oyu, seçilmesi için yetiyordu. Burada da “İtiraz” edilecek veya “Mahkemeye” de düşülecek bir konu olmadı.

Sayın Ahmet Necdet SEZER’in seçiminde, 553 katılım olmuş, üçüncü turda 276 yeteli sayı iken 330 oyla seçilmiştir.

Bu seçimde “Mutabakat” olduğu ve tüm anayasal kurallara uygun olduğu gibi, ayrıca diğer her iki seçim neticelerine her hangi bir itirazın olmaması ve olayın “Mahkeme” kapılarına düşmemiş olması, eski deme ile “Zımnen” , yani üstü kapalı olarak yaratılan “Uzlaşma” değil midir?

Son seçimde ise; olay çok farklıdır. İlk toplantısının yeter sayısı 367 kişi. Yani 2/3 sayısı… Evvela birinci turda Anayasa mahkemesi kararı ve daha önce DEMİREL ve SEZER’in seçimlerinde olduğu gibi, 2/3 sayısına ulaşılması gerekiyordu. Eğer ilk turda bu sayıya erişilseydi, daha sonra 276 sayısı, seçilmesi için yeterli olacaktı.

Buradaki sorun ya da itirazımız, yüzde 35 oya karşı, yüzde 65 cumhurun istemediği bir kişi cumhura başkan olmalı? Yani "dayatma" karşısında kalmak hoş ve kabul edilebilir bir davranış değil diye düşünüyorum.

Aslında bir daha bunların yaşanmaması için diğer ele alınması ve düzeltilmesi gereken konu, “Tam” demokratik siyasi parti, seçim ve anayasal değişikliklerin yapılmasında yatmaktadır.

Bu gün hangi siyasi parti seçim beyannamelerinde bunları düzelteceğini ortaya koyuyor?

Hiç biri…

Bir tek CHP, o da dokunulmazlıkların kaldırılması konusunu gündeme getiriyor.

Oysa, gerçek demokrasinin tüm yazılı ve yazılı olmayan kurallarının ortaya konması ile bütün bunların aşılması olasıdır.

Değilse…

Böyle debelenir dururuz işte…

25 HAZİRAN 2007

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Söylediğiniz gibi demokrasinin yazılı ve yazılı olmayan bütün kuralları samimi olarak işlerse elbette pek çok problem çözülür. Kanaatimce ülke yönetiminde yasalar devletin ve milletin menfaatine olacak şekilde yorumlanır. Kanunlardaki açık noktalardan faydalanmak, müvekkilini kurtarmaya çalışan uyanık avukatların işidir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde yasa koyucu milletvekillerinin en tabii görevinin oturuma katılmak ve cumhurbaşkanlığı seçimine iştirak etmek olduğunu dşündüğü için, toplantı nisap sayısı belirtmemiş, sadece ilk iki turda seçilmek için 2/3 şartını getirmiştir. Sayın Özal'ın seçildiği dönemde Demirel, milletvekillerini salona sokmayarak, bir kötü örnek yaratmıştır. Ancak 2/3 nisap tartışması olmamış, Özal 285 milletvekilinin katıldığı oturumların 3. turunda seçilmiştir. Son seçimde ise AKP'nin 367 üyesi olmadığı için Kanadoğlu 2/3 şartını telaffuz etmiş, CHP Demirel'in kötü örneğini tekrarlayarak nisaba engel olmuş, Anayasa Mahkemesi de bu kararı onayarak kriz çıkarmıştır.

Ahmet YILMAZ 
 26.06.2007 15:18
Cevap :
Sayın Ahmet YILMAZ... Söylediklerinize katyılıyorum ama, ne yazık ki "Yasa"nın uygulaması böyle. Ve netice olarak "Uazlkaşma" da bu yasanın bir tarafında var. Öyle değil mi... Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  26.06.2007 19:04
 

Sayın Pekbay, Dokunulmazlıklar sizin de işaret ettğiniz gibi önemli bir konudur. Dokunulmazlıklar kaldırılmalıdır. millete hizmet makamı olan mebusluk aslında gerçek anlam ve amacının dışında bir zırh ve otorite mevkii olarak kullanılma noktasına gelmiştir. Dokunulmazlıklar kaldırılmalıdır acilen. saygılar ezgiumut

Ezgi Umut 
 26.06.2007 7:10
Cevap :
sayın Ezgi UMUT... Aslında bizler bir parti kursak da seçimlere girsek(!) bu sorunları bir saniyede çözeriz değil mi!... Diyoruz da kimse bize yüz vermiyor... TYorumunuz için teşekkür ederim. Saygılarımla... İBAHİM PEKBAY  26.06.2007 14:25
 

Şu dokunulmazlıkların kaldırılması konusu var ya, sadece o konunun gerçekleşmesi ihtimali bile benim CHP'ye oy vermem için yeterli sebeptir. Bıktım artık milletvekilliğinin ardına saklanan şaibeli kişilerden. Ayrıca, cumhura başkan olacak kişinin de lafını sözünü ciddi anlamda biliyor olması şarttır. (bakınız, bir önceki yazınız) Saygılar.

Nilgün Akad 
 26.06.2007 0:06
Cevap :
Sayın Nilgün AKAD... Yorum ile desteğiniz için teşekkür ederim. Evet, bu dönemde "dokunulmaz"lık meselesi "Dokunulur" hale gelmelidir. İkincisi, sözünü ettiğiniz kişinin artık "Siyaseten" ne yazık ki hayatı kaydı. Bu konuyu "Ayağına 'Gül' döktük" başlıklı yazımda değindim. Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  26.06.2007 10:42
 

yorumlar konusuna katılıyorum, siz zaten çok kibar bir insansınız daha hassas bakıyorsunuz ve buda çok asilce. cumhur kusunda ise %65 e ben de katılıyorum. siz bu konuyu yazmış iseniz yılların birikim olan entellektüel alt yapınız gereği, mutlaka doğrudur. saygılarımla mustafa gülek

Zadig 
 25.06.2007 18:54
Cevap :
Sayın Mustafa GÜLEK... Yorumlara cevap konusundaki desteğiniz ve nezaketiniz için teşekkür ederim. saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  26.06.2007 10:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 890
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster