Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '14

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
346
 

BLog yazmak

BLog yazmak
 

blog.therarid.com


 “Yazmak” öğretilebilir mi?
“Okumak” öğretilebiliyor da, yazmak niçin öğretilmesin? İnsan oğlu okula gidiyor, bir süre sonra okumayı da yazmayı da öğreniyor. Niye? Çünkü bu yetenekler onun içinde var. İnsan  dil öğrenmek için doğmuş.. Neyse , bu işin bir yanı.

“Blog yazmak” öğretilebilir mi? Elbette. Hatta iyi bir blog yazmanın ipuçları da verilebilir. O ipuçlarından hareket ederek kişinin içinde varsa çok yaratıcı bloglar yazması mümkündür.

Blog yazmak ilkeleri, belki de daha okunabilir bir yazı nasıl yazılabilir, konusundan indirgenebilir. Bu işin kuralları var mıdır? Herhalde vardır. Bazı insanlar diğerlerine göre daha ilginç yazılar kaleme alabilirler ve daha çok kişiye hitap edebilirler.

Peki iyi bir blog yazarı olabilmenin koşulları nelerdir? Haydi hep birlikte düşünelim.

1. İlginç bir  “Başlık” bulunuz.

Bu ilginç başlık, okuyucuya el sallayarak, “Gel, Gel..” demelidir. “Allah Allah bu adam ne demek istiyor diye senin yazına saldırdıklarını görmelisin. Tabii, başlıkla içerik birbirine uymalıdır. Başlık başka, yazının içeriği başka olursa iyi olmaz.

2. Konu ilginç bir konu olmalıdır.

Her yazarın kendisi için hem de okuyucular için ilginç bir konu. Ya o güne kadar duyulmadık bir konu, ya da pek de rastlanmayan… O zaman okuyucu, yazıya dalacaktır. Hiç ilginç olmayan bir yazıyı insanlar niye okusunlar ki?

3. Paragraflar çok uzun olmamalıdır.

Mümkün olduğu kadar uzun paragraflar kısaltılmalı ve dikkati çekecek uzunluğa indirilmelidir.
Hatta son zamanlarda bazı yazarlar, yazılarını paragraflarla değil, cümlelerle yazmaktadırlar. Çünkü insan gözü ve ruhu, uzun yazılara; satırlara  dayanamıyor hemen okumadan vazgeçebiliyor

4. Yazma üslubu ilginç olmalıdır.

Bir konuyu on kişi yazsa, içlerinden bir tanesi diğerlerinden daha çekici hale getirebilir konuyu. Çünkü öyle bir anlatım stili vardır ki, konuya bir girenler, bir daha kolay kolay bırakamazlar. “Uslup sahibi olmak” yazarlığın en belli başlı özelliğidir. İyi yazarların kendilerine özgü yazı stilleri vardır. O kişiden bir sayfa okuduğunuz zaman, onu kimin yazdığını hemen anlayabilirsiniz. Özel yazarların, biçemleri onların imzası gibidir.

5.Güncel bir konu olmalıdır.

Çok genel konular; herkes için yazılmış konular… Pek dikkati çekmez. Yazılan yazının müşterisi de önceden kesinkes belirlenmelidir. Ve yazı o topluluğa hitap etmelidir. Güncellik  insanlar için daha ilgi çekici olabilir. Çevremizde neler oluyor bitiyor. Biraz onlara bakmalıyız.

6.Yazar Türkçe’yi güzel, etkili ve doğru kullanmalıdır.

Yazıyı bana göre çok uzun tutmayın. Blog bir bakıma “Günce”ye yakın bir yazı stilidir. Bazıları onun bir veya iki paragraf uzunluğunda olmasını isterler. Ama bana göre 1.5 yada 2 sayfa uzunluk yeter de artar bile. Bazıları kendilerince kesin Blog ölçütleri koymakla birlikte “Blog” mutlak şöyle ya da böyle olmasına ilişkin ölçütler mutlak olarak konulamaz.

7. Yazı dili anlaşılır olmalı, aşırı demode sözcüklerle yüklü olmamalıdır.

Türkçe yazıyoruz, değil mi? O zaman Türkçe yazalım. Süsleyeceğiz, diye aşırı Arapça, Farsça, İngilizce vs. dilden sözcüklerle yazıyı değiştirmeye kalkmayalım. Yazı hem kafayı bozar, hem de anlaşılmaz hale gelebilir.

8. Yazı mümkünse diğer görsel araçlarla desteklenmelidir.

Bunu bazıları çok etkili olarak kullanmaktadırlar. Bazıları ise denemiyorlar bile!

9. Konunun sonunda belli bir sonuca varılmalı; belki de bir ders çıkarmalıdır.

Okuyucu boşlukta bırakılmamalıdır. Yazar kendi son sözünü söylemeli. Belki de sözün özü yazının sonuna saklanmalıdır.

10. Diğer yazım araçlarından ; Şiir”den, “Özlü Sözler”den zaman zaman yararlanılmalı; yazı biraz da bu şekilde desteklenmelidir, süslenmelidir.

Kuru bir yazı kimsenin hoşuna gitmez. O bakımdan diğer yazarlardan çok kısa alıntılar yapılabilir. Kaynak göstermek şartıyla.

11. Mümkün olduğu kadar “ironi”ye diğer söz sanatlarına yazar baş vurabilmelıdır.
Yazar bir söz ustası olarak, çeşitli “Söz Sanatları”ndan yararlanmalıdır. O bakımdan yazarın bir Edebiyat bilgesi olması da istenebilir.

12.Yazı özgün olmalıdır.

Aynı yazının biraz değişik bir biçiminin başka bir yerde okunmuş olması; okuyucunun hiç hoşuna gitmez. İster ki, yazı kendisine, yeni, değişik bir şeyler versin. Bu yazarın özgün düşüncelerini kendisine aktarsın.

13. Sevdiğiniz ve bildiğiniz konular üzerinde yazınız.

İnsanın bilmediği konulara girmesi çok çabuk saçmalamayı getirebilir. İnsanın uzman olmadığı bir konuda kalem oynatması, onun bir çok acemiliğini ortaya koyar. Onun için yazar mümkün olduğu kadar uzmanlık konularına yakın durmalı, o konular üzerinde kalem oynatmalıdır.

14. İnsanların okuyacağı, ilgi çekeceği konular üzerinde yazılmalıdır.

İnsan huyuna suyuna her zaman ilginç gelecek konular vardır ve bunlar aşağı yukarı bellidir. Yazar eğer cinsiyet konusuna değiniyorsa, o konuda çok tık alacağını bilir. Tartışma konuları; başkalarına sataşan konular; siyaset konuları; gibi konular çok okunmasına yol açabilir. Ama bu gibi konularda özgün bir şeyler söylemek kolay mıdır? Yada insan bu kolaylığa sapmalı mıdır?

15. Yazıların modası çok çabuk geçmemelidir.

Evet, yazdığınız bir yazı üç gün sonra artık okunmaz hale geliyorsa, onu niye yazmalı ki… Yazının konusunun kalıcı olmasına dikkat etmek gerekir. Bir yıl, beş yıl sonra da okuyunca, okuyucu,”Ne kadar ilginç. Yazar bugün söylemiş gibi..” diyorsa, yazı kazanmıştır.

“Blog Yazması” öğretilebilir mi? Niye öğretilmesin. Yeter ki insanlar bir şeyler öğrenmeye hazır olsunlar. Hayatta her zaman bazı ders verenler ve bazı ders alanlar vardır. İhtiyacınız varsa öğrenirsiniz. Yoksa, ne gereği var!

Hem herkes her şeyi bildiğini sanıyor. Orta okuldan, liseden bir şeyler kapmışız ya… Aynı yolda devam edip gidelim diyoruz. Hadi güle güle. Ama arada sırada başkalarının sözüne de kulak verseniz iyi olur. Belki lazım olur!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Benim Erdal Hocam öyle şak diye hemencecik kırılmaz! Engin tecrübeleriyle "yazıda olanın yazıda kalacağını" bilir!Eh; az buçuk "Culduz'u" da tanır! Üzerine üzerine gidiyorsam vardır bir hikmeti! Yazılarına yorum yapabileceğim çok az kişi kaldı şu sitede... Bunlardan biri de sizsiniz. Kırılmanıza üzüldüm. Amacım sizi biraz hırslandırmaktı, inanın! Son yazılarınızda "Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç" havasını kırmak istedim sadece. Demek ki becerememişim. Ben de böyleyim işte. Yoksa değerli eğitimcilerimiz karşısında göstereceğimiz yegane duruş; "esas duruştur" hocam! En samimi duygularım eşliğinde hem özür, hem de size "uzun ömürler" dilerim efendim. Selam ve saygılarımla.

Ümit Culduz  
 28.10.2014 19:31
Cevap :
Teşekkür ederim Sayın Culduz. sizin gibi bir insanı üzmek istemem. Aslında sizinle oturup çok güzel sohbetler yapılabileceğini tahmin ediyorum.. Ama nerede? Aslında burada, sizin gibi seçkin insanlara öğretmenlik yapmak istemem. Ama bazen böyle şeyler de çıkıyor kalemden. Türkiye'ye arada sırada geliyor musunuz? Sigara ile aran nasıl?? Saygılar, esenlikler kardeşim.  28.10.2014 19:43
 

Yazdıklarınıza katılıyorum hocam ancak burada yazılan yazılara öyle ya da böyle bir emek veriliyor,yazının ana sayfada kalma süresi de önemli ki bu konuda editörlerimizin daha dikkatli ve adil olması gerektiğine inanıyorum. Saygılar selamlar ile.

SAHAFÇA 
 28.10.2014 13:05
Cevap :
Size katılıyorum Sayın SAHAFÇA... Yazılar ne yazık ki çok çabuk tarihe karışıyor. Yazık! Bunun üzerinde durmak gerekir.Saygılar.   28.10.2014 15:52
 

Her öğretmen mutlaka "Osmanlı'da iyi padişahlar vardı, bir de kötü padişahlar..." demiştir öğrencilerine..."Müfredat" işte, gözü kör olsun! Yazınızı okuyunca bu söylemi hatırladım, ister istemez! Meslek deyip geçmemekı lazım. İnsanı eğip büküyor. "Tekdüze" ve" üstünkörü" olmak kaçınılmaz oluyor! Sizden "Çizgi dışı" tavsiyeler beklemek boş bir hayal, biliyorum. Bilineni tekrar etmek sizi mutlu kılıyorsa mesele yok zaten. Maksat muhabbet olsun işte:))) Saygılar Hocam:)

Ümit Culduz  
 27.10.2014 23:03
Cevap :
Mutlaka kılıcını çekip insanları kırmaya mecbur musun Ümit Culduz? Vurmak istiyorsan vur. Farketmez. Saygılar.  27.10.2014 23:29
 

Sayın Ceyhan blog yazma konusundaki önerilerinizden yararlandım, teşekkürler.Selam ve saygılar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 26.10.2014 19:18
Cevap :
Nahide Hocam, bazı genel sözlerdi.. Öğretmeniz ya..! Arada sırada böyle konuşuruz. Teşekkürler, esenlikler efendim.  27.10.2014 12:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 808
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster