Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
284
 

Blogçu'dan ölüm dersleri..!

Blogçu'dan ölüm dersleri..!
 

Resim ve haber Timetürk sitesinden alındı..


Haber bizi -yani blog yazanları- yakından ilgilendiriyor.. Bu yüzden bu blogu yazmaya karar verdim..

Habere göre; daha 39 yaşında genç bir anne o.. Ölümcül bir hastalığa yakalanmış, vucüdün direnç kaybetmesi ve yavaş yavaş ölmesi demek olan "sklerodermi" hastalığına... Üstelik kahramanımız kendisi de bir halk sağlığı kurumunda Profesör..

Bu amansız hastalığa yakalandıktan sonra, ölüm ve yaşamla ilgili duyguların bir "blog" açarak paylaşıyor Michelle Mayer.. Ölümü çok yakınında hisseden biri olarak, biz fanilere dersler veriyor... Okuyalım isterseniz:

Ölümün korkmadan üzerine gideceğim. Bir kültür olarak ölümün etrafındaki her şeyden ödümüz kopuyor ve sonuç olarak ölüm ve keder sürecindeki tüm derslerden kendimizi mahrum ediyoruz. Ölümün doğum kadar hayatın bir parçası olduğu gerçeğini görmezden geliyoruz. Bu (blog) benim “Son Dersim” değil. Bunlar yolculukta beliren kalbim, düşüncelerim, sevinçlerim ve korkularım. Umudum, sizin de kendi yolculuğunuz için bunlardan istifade etmeniz. İnanıyorum ki deneyimlerimi paylaşmak sadece ölümcül hastalığı olanlara değil aynı zamanda sağlık bağışlananlara da yardımcı olacak”.

Biz de burada benzeri duygu paylaşımları yaşamıyor muyuz..? Benim söylemeye çalıştığım işte bu: İnternet teknolojisinin insanlığa en büyük katkısı olan blog yazma imkanı.. İnsan yanımızın yansıttığı, ortak bir "duygu ve düşünce havuzu" oluşturmak ve bu havuz sayesinde hayatı paylaşmak..Birlikte direnmek ve günü gelince de, gidene bir rahmet okumak..!

Blog yazmak, "mezar kazmak" değil elbette.. Ama Michelle Mayer'in dediği gibi, ölümle ilgili korkularımızı yenmek için, hayatı ve ötesini anlamlandırmak için, bir "terapi seansı" da mı değildir..?? Olmaması için bir sebep var mı..?

Unutmayalım, yazmak, yaşamaktır ve paylaşmaktır, sevinçleri çoğaltmak, hüzünleri azaltmak için.. Ölüm bile, paylaşıldıkça azalır.. Belki de kahramanız Profesör Mayer bunu yapıyor..! Ne dersiniz..?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hüzünlüydü ama güzeldi...Sevgiler

Esma KAHRAMAN 
 07.09.2008 15:13
 

Şu "Paylaşım" sözcüğünü herkes kullanıyor, bir de ben kullanayım , dediniz sanırım. İyi yapmışsınız Ali Bey, kutlarım. "Paylaşımcılar" korosunu bir kişi daha katıldı demektir. Ne kadar da "özgün" bir söylem değil mi?

Ümit Culduz  
 07.09.2008 3:21
 

Sigorta filan isterim. Maaş konusunu da konuşalım. Allah nasip ederse 05 Ekim'de Şükrü Bey'in Yeri'nde yeni bir buluşma yapacağız, orada teferruatı anlatın bana, birikmiş maaşlarımı da nakit olarak getirin lütfen! Peki "Korkunun ecele faydası yok!" diyorlar. Bu yalan mı? Siz ölüm döşeğinde yatan ve ölmekten korkan birisini nasıl teselli ediyorsunuz? "Valla ölmeyeceksin birader, korkma! Ben her gün dua ediyorum senin için! Hem ölsen bile korkacak ne var! Sen zaten cennetliksin, bir an önce git de bize de bir yer ayır oralarda. Cenneti bizler dolduralım ki bu musibet Mumcu direkt cehenneme, cumburlop!" mu diyorsunuz? Ya da "Bak arkadaşım ölme. Daha dün Milliyet Blog'a politik bir yazı gönderdin. Editörler onaylayıp yayına almadan, tıklanma oranlarına bakıp, yorumlara cevap yazmadan bir yerlere gitme!" deseniz de olur. Bu arada ölüm döşeğinde koyun kucağına laptopu, yazdırın ona politik yazılar, yayına alınmasını beklemekten ölümü unutsun! Nasıl ama. Aklımı kullandım kısa yoldan tırmandım

Mustafa Mumcu 
 05.09.2008 11:53
Cevap :
Valla çok güzel..Bu kadarı benim aklıma gelmemişti. Senin gibi bir arkadaşın yanında ölen kişinin ölüm korkusu yaşamaması bir yana, diriler bile ölmek için sıraya girer..!! Bayramdan sonra yüz yüze konuşalım bu konuyu..Çok derin bir mevzu..;) Sağlıcakla kal...  05.09.2008 12:07
 

"Ölüm bile paylaşıldıkça azalır..." buyurmuşsunuz da, pek anlayamadım. Yani ölümler az ve çok olarak ikiye mi ayrılır. Daha fazla çeşitleri de var tabii. Yani şimdi Emin isimli birisi "Gel kardeş bak ben ölüyorum." derse, ne kadar çok ziyaretçisi olursa o kadar az mı ölür? Gelenler de paylaştığına göre ölümü, yataktakine fazla bir şey kalmaz. Az az ölür, belki de yıllarca yatakta kalarak sürünür. Allah göstermesin ya! Vallahi bir açıklık getirmeniz gerek Ali Bey'ciğim. Ölüm nasıl paylaşılır. Ölüm acısı derseniz anlarım. Yakınları ölenlerin acılarını dikkatli bir şekilde paylaşırsak onların acıları da azlabilir. Ama tam ölenin acısını unutmuşlarken, damdan düşer gibi "Ya şu sizin rahmetli öldü de kurtulduk, dolandırmadığı adam kalmamıştı. Beni de 500 dolar çarptı. Allah rahmet eylesin ama hakkımı helal etmiyorum" filan derseniz acıları fazlalaşarak depreşir. Ya da ölümden epey sonra "Rahmetli iyi adamdı, nasıl yokluğuna alıştınız mı, maşallah keyfiniz yerinde vs." derseniz olur mu?..

Mustafa Mumcu 
 04.09.2008 20:12
Cevap :
Mustafa beyciğim, tabii benim kastettiğim, ölümü yakınında hisseden birinin, bunu paylaşarak korkusunu yenmesi, meselesidir. Ölüm de paylaştıkça azalır sözünden muradım budur. Ama aslında, buyurduğunuz gibi, ölünün geriye kalanlarının acısını azaltmak için de paylaşmak vardır; bu da bloglarda iç dökmekle olabilir ve bazen de oluyor..Seninki anlamamak değil, biliyorum..Ama, bir eleştirmenim olması benim memnun ediyor,bak söylüyorum..Herkes bir birine eleştirmen olursa, daha dikkatli yazmak zorunda kalınır..Yanlış anlamadan, kırmadan ve kırılmadan...Selamlarımla..  04.09.2008 23:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1619
Toplam yorum
: 4208
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 795
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster