Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ekim '09

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
504
 

Blogda cinayet...(Dokuzuncu bölüm)

Blogda cinayet...(Dokuzuncu bölüm)
 

www.haberyenice.net/resim/cinayet.jpg


Birinci bölüm için "tıklayın"

Bir önceki bölüm için"tıklayın"

- Rıfat, bu iş böyle olmayacak. Şu ana kadar incelediğimiz tehdit içeren mesajlardan ve yorumlardan bir şey çıkmadı. 3 gün sonra bir toplantı yapalım. O toplantıya, sen, Tarık, Ethem, Gül, Mehmet Ali ve sitenin editörü Murat'ı çağıralım.

- Tamam komiserim.

- Sen şimdi onlarla konuş. 3 gün içinde hepsi elindekileri bilgileri gözden geçirsin. Bütün detayları tekrar masaya yatıralım. Bu arada İhsan Wober blogdaki yazılarını yayınladıktan sonra kaydetmiş olabilir. Mevcut yazılarla, kayıttaki yazıları karşılaştıralım. Eğer bilgisayarında yoksa evden ona ait CD leri iste. Belki oraya kaydetmiş olabilir. Onlara bakalım.

- Ben birazdan gidip, eşinden isterim onları.

- Yukardan da bastırıyorlar Bu iş çok uzadı diye. Bir an önce bu düğümü çözmeliyiz.

******

- Herkes geldi mi Rıfat,

- Mehmet Ali dışında herkes burada. O da telefon etti. Arabası arıza yapmış, Tamire bırakmış, şimdi yoldaymış.

- Tamam, o da gelince haber verin,toplantı odasına geçelim. Bu arada sana bir şey söyleyeceğim. "......................................" tamam mı? Gerekli izinleri hemen al.

- Tamam komiserim.

******

- Arkadaşlar, bildiğiniz gibi bu iş çok uzadı. Şimdi, son üç gündeki araştırma sonuçlarınızı burada paylaşalım.

- Komiserim, dediğiniz gibi ben İhsan Wober'in evine gittim. Blog yazılarını önce bilgisayara sonra da bir CD ye kaydetmiş. CD ye kaydettikten sonra bilgisayar kayıtlarını silmiş olmalı.

- O önemli değil. CD deki yazılar ile blog yazılarını karşılaştırdın mı?

- Evet, CD de kayıtlı olan bir blog, blog sitesinde yok.

- Ne diyorsunuz Murat bey, Kayıttaki bir blog bir zaman sonra silinebilir mi?

- Evet komiserim. Bizim blog yazılarının altında "Hata bildir" diye buton var. Okuyucular o yazıdan rahatsız olmuşlarsa o butonu tıklayarak bize ulaşırlar. Biz de incelememiz sonucunda o yazının gerçekten toplumu rahatsız edici bir yazı olduğuna inanırsak, blog yazısını kaldırırız.

- Yani istediğiniz zaman eski bir yazıyı kaldırabiliyorsunuz?

- Tabii ki

- Hangi yazıymış o komiserim? Belki ben hatırlayabilirim?

- İşte şu yazı Mehmet Ali. Rıfat, print ettirmiş. Al oku bakalım. Sana bir şey ifade ediyor mu?

- Tabii. "Cinayeti gördüm" başlıklı bir yazı. Ben bu yazıya yorum yapmış, hatta yazıda üstü kapalı olarak söz edilen konuyu, araştırıp, daha geniş bir şekilde açıklama yapmıştım. Ama burada benim yorumum gözükmüyor.

- Bir şey söyleyebilir miyim?

- Buyrun Murat bey.

- Bizim sitemizde yayınladığımız blog yazıları direkt olarak kopyalanmaz. Ancak kaydedilebilir. Yani bunu yazı sahibi de, üçüncü bir şahıs da kaydedebilir. Ancak blog yazıları kaydedilirken yorumlar kaydedilemez. Bu nedenle sizin yorumunuz görünmüyor.

- Bu yazı hangi kategori de yayınlanmış? Öykü kategorisinde mi?

- Hayır. "Ben bildiriyorum" kategorisinde...

- Şu yazıyı bir özetler misiniz?

- Tabii. Şöyle başlıyor yazı. "Bu gün bir vatandaş olarak görevimi yaptım. Tanık olduğum bir olayın çözülmesine büyük katkılarım oldu. Benim sayemde failler yakalandı." Yazı bu şekilde devam ediyor. Daha fazla açıklama yok.

- Tabii ya.. Bunu nasıl atladık? . Son bir yıldaki cinayet dosyalarını bir araştıralım bakalım. İhsan Wober'in tanık olduğu veya ihbarda bulunduğu bir cinayet olayı var mı? Gizli tanık sıfatıyla da olabilir. Biliyorsun Rıfat, o dosyaları herkes göremez. İlgili birime gidip, onları iste.

- Savcıdan izin almak gerekecek.

- Ne gerekiyorsa yap.

- Toplantından sonra bakarım komiserim.

- Gül hanım, siz Nurcudumrul'la konuştunuz mu?

- Kendisi tarikat mensubu ama, bu tehditleri şahıs olarak yapmış, Zaten elimizde de somut bir delil yoktu. Bildiğiniz gibi 2 gün evvel savcı takipsizlik kararı verdi hakkında.

- Evet biliyorum.

- Ethem bir psikolog olarak sen ne diyorsun?

- Komiserim, bizim psikopat diye tanımladığımız kişilerin ne zaman ne yapacakları belli olmuyor? Örneğin geçen gün işlenen Nişantaşı cinayeti. Adam yakın zamanda tanıştığı bir kadınla otomobilde aşk yaparken, kadın şimdiye kadar en iyisi sendin diyor. Adam da, o anda yanındaki kadının başka erkeklerle birlikte olduğunu hayal ediyor ve kadını orada öldürüyor. Bu psikopatlara her meslekte rastlayabiliyorsunuz. Uyuduğu için ceza olarak askerin eline el bombası veren teğmen gibi. Bu cinayet de aynı şekilde ya bir psikopatın işi, belki de...

- Belki de ne?

- Bir örgüt işi olabilir.

- Bir örgüt, bir blog yazarını neden hedef alsın ki?

- Bilmiyorum belki de yazılardan rahatsız olan bir çete de olabilir?

- Bence bu cinayet, Blogda olmayan fakat CD de olan blog yazısıyla ilgili olabilir?

- Ben diğer tehditleri incelemeye devam ediyorum komiserim.

- Tamam Tarık, incele, şüpheli bir şey gördüğünde tekrar konuşalım. Tamam arkadaşlar şimdilik bu kadar. Bir gelişme olursa tekrar konuşuruz.

******

- Murat bey sizinle blog sitesi hakkında konuşmak istiyordum.

- Daha sonra konuşsak, şimdi ben Kadıköy tarafına gidiyorum.

- Oraya gidiyorsanız, beni de uygun bir yerde bırakabilir misiniz? Gelirken arabam arızalandı da...

- Tabii, neden olmasın? Bu arada da yolda konuşuruz.

******

- Murat bey, sizin onayınıza gelen blog yazılarından sıradışı olan çok var mı?

- Çok var mı? Ne demek. Bize onay için gelen bazı yazıları bir okusanız aklınızı yitirirsiniz?

Adam sanki porno sitesine yazı yazıyor. Sapıklık içeren yazılar. Yetkililere ismen hakaret eden yazılardan tutun da, aile mahremiyetini anlatan yazılara kadar.

- O zaman siz de onları blog yazarı yapmayın.

- Tamam da, adam ilk müracaatında aklı başında bir yazı yazıyor, öz geçmişi ve hakkımda kısmı da gayet normal. Biz de üyeliğe kabul ediyoruz. Gerçi her müracaat edeni kabul etmiyoruz tabii. İstatistiki olarak yedi kişide bir kişi üyeliğe kabul ediliyor.

- Böyle yazılar yazınca üyelikten çıkarmıyor musunuz?

- Bu tip yazıları yayınlamıyoruz tabi. Ama zararsız yazılar da gönderiyor. Onları yayına veriyoruz. Aslında üyeliği silebiliriz de...Üst yönetim, yazılar onaydan geçtiği için, ilk anda üye silinmesine sıcak bakmıyor. Ama mecbur kalırsak siliyoruz tabii ki.

- Peki güvenilir üyeler? Nasıl güvenilir üye olunuyor? Bu konuda da bir çok yazı okudum.Güvenilir üyeliğe karşı çıkan ve editörleri tenkit eden blog yazarları da az değil.

- Kulakları çınlasın Zeynep hanım, Bu konuda bizi epey tenkit ediyor. Bakın, şimdi şöyle düşünün. Bir işyerine memur olarak girdiniz. Amirleriniz çalışmalarınızdan çok memnun. Hiçbir falsonuz görülmemiş. Bu arada işyerine yeni memurlar gelmiş, siz kıdemli duruma geçmişsiniz. Önünüzdeki şeflik kadrosu boşalmış ve sizi şef yapmışlar. Şimdi siz yeni gelen memurla aynı durumda mı sayılırsınız?

- Sayılmam tabii. Benim denenmişliğim var.

- Bu da onun gibi. Şimdiye kadar yazılarında hiç bir problem görmediğimiz yazarlarımızın yazılarını denetimden geçmeden yayınlamalarına izin veriyoruz. Ancak bu sonradan denetlemediğimiz anlamına gelmiyor. Bazen bu yazıları sildiğimiz oluyor. Bir kaç kişinin de güvenilir üyeliğini iptal ettik. Ama orana vurursanız, bunlar çok da fazla değil.

- Güvenilir üyelerin olması, sizin iş yükünüzü hafifletiyor o zaman.

- Doğru, Günde 300 ün üzerinde blog yazısı okuyup, değerlendiriyoruz. Bunların ise en fazla 200 tanesinin yayınlanabilir olduğu görülüyor. Başlangıçta güvenilir yazarlarımızın yazılarını okumadığımız için, bu bizim işgücümüzü hafifletiyor. Her gün 100 den fazla yazıyı ise reddetiyor ve düzeltilmesi talebiyle geri gönderiyoruz.

- Sizin işiniz de zormuş bayağı.

- Öyle her işin kendine göre zorluğu vardır.

- Ahhh Murat bey, komisere söylemeyi unuttum.

- Neyi?

- Son üç günde gelişme var mı diye sormuştu?

- Ne gibi?

- Ben İzmir'den döndükten sonra Nilgün Aslan isimli bir bayan benim yazılarıma yorum yazıp, mesaj gönderiyordu.

- Eski bir blog yazarı mı?

- Yok hayır. Yeni kaydolmuş bloga.

- Tanımıyorsunuz yani kendisini? Bir toplantı da falan rastlamadınız?

- Hayır Murat bey.

- Bence dikkatli olun. Sizinle her temasa geçmek isteyen, profilinde tanıttığı kimse olamaz. Biz çok rastlıyoruz. Adam erkek, blogdan kaydını silmişiz. Daha sonra bir kadın mail adresiyle beraber bize müracaat ediyor. Biz başlangıçta farketmiyoruz. Üye olarak kabul ediyoruz. Ama zaman içersinde uslubu ve yazı kategorileri bizim sildiğimiz yazarı anımsatıyor.

- Peki o aynı kişi olduğunu nereden anlıyorsunuz?

- İp adresleri aynı oluyor.

- Aynı internet cafeden girmiş olamazlar mı?

- Olabilirler ama bu zayıf bir ihtimal.

- Neden?

- Koskoca Türkiye'de aynı konularda, aynı üslüpta yazan, aynı ip adresine sahip, bir bayan ile bizim sildiğimiz birinin değişik kişiler olması yani.....

- Şimdi size söz ettiğim Nilgün Aslan başka biri olabilir mi?

- Bence olabilir.

- İyi ki beni uyardınız. Ev adresimi vermedim ama hangi semt olduğunu söyledim.

- O zaman sizi muhtar kayıtlarından bulabilir.

- O mümkün değil, Çünkü benim blogdaki ismim Ali Yılmaz. Mehmet Ali Eryılmaz değil.

- Anladım.

- Bizim eve de geldik. Beni şu sokağın başında bırakabilirsiniz. Benim evim bu sokaktaki şu üçüncü sarı ev.

- Belki bir gün bir çay içmeye geliriz

- Tabii beklerim.

- İyi günler...

******

- Ben neden semt adını verdim sanki? Murat bey doğru söylüyor. Ya Nilgün Aslan cinayetleri işleyen katilse beni bulabilir mi? Eve gidince komisere bunu söylemem gerekiyor.

******

2 gün sonra Mehmet Ali oturduğu binadan içeri girer. Asansör düğmesine basıp, asansörü beklemeye başlar. Ama dışarıdaki karaltı dikkatini çekmez. Bir çınlama sesiyle asansörün geldiğini anlar. Tam kapıyı kapatırken, "Bir dakika beni bekleyin" diye bir ses duyar. Asansörün kapısını açık tutar. Şimdi asansörde iki kişi olmuşlardır. Bir kendisi, bir de siyah bereli adam.....

Devamı için "tıklayın"

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Vakayinüvis cinayeti teşvik edici söylemde bulunmuş. Not: Bu cinayetler editörlerin başına patlayacak korkarım :))

Nilgün Akad 
 15.10.2009 23:05
Cevap :
:) Evet doğru tahmin ettiniz. Bu işlerde onların parmağı da var. Onuncu bölümde bu konu işlendi zaten. Sevgiler...  16.10.2009 11:54
 

Yüreğim öldürmesi diyor ama ağanın eli de tutulmaz:)

vakayinüvis 
 15.10.2009 15:16
Cevap :
:) O zaman biz de öldürmeyelim zavallıyı.  15.10.2009 18:36
 

Katil geldi mi!

vakayinüvis 
 15.10.2009 14:07
Cevap :
:) Siz söyleyin. Katil Mehmet Ali'yi öldürsün mü?  15.10.2009 14:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 975
Toplam yorum
: 7880
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3269
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster