Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '09

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
1069
 

Blogda cinayet...

Blogda cinayet...
 

www.haberyenice.net/resim/cinayet.jpg


- İhsan Bey,

- Buyrun, benim...

Adam, kendisine seslenen kişiyi ilk defa görüyordu. Başında siyah bere olan adamın yüzünden çok heyecanlı olduğu belli oluyordu. Sağ eli önüne doğru kıvrılmış durumda bir gazetenin içinde duruyordu. Önce kendisine nefretle bakan bir çift göz, sonra da bir silahın soğuk namlusunu gördü. Son gördüğü şey ise o namludan çıkan bir alevdi. Sırt üstü yere düşerken, aklından son yazacağı yazının kelimeleri geçiyordu.

******

- Kocanız tehdit ediliyor muydu?

- Hayır komiser bey. Bildiğim kadarıyla kocamın hiç düşmanı yoktu.

- İş yerinde bir düşmanı olabilir mi?

- Sanmıyorum. Zaten eşim bir yıl önce emekli olmuştu. Hafta sonları futbol maçlarına gider, diğer günler ise gününün büyük bir kısımını bilgisayar başında geçirirdi.

- Maç için stadyuma mı giderdi?

- Hayır komiser bey. Maça gidecek para nerede? Ancak arkadaşlarıyla beraber şifreli kanalları kahvehanelerde izlerdi. O da sadece tuttuğu takımın maçını.

- Peki, bilgisayar başında ne yapardı?

- Valla bir blog mudur? blok mudur?, pek anlamıyorum, öyle bir siteye üye olmuş, değişik konularda yazılar yazıyordu. Zaman zaman beni de yanına çağırır, bak yazım nasıl olmuş? Ne güzel yorumlar almışım der, bazen de sinirli sinirli bir şeyler yazardı.

- Peki hangi isimle girerdi o siteye? Rümuz kullanır mıydı?

- Rümuz da ne ki? Kız Ayşe gel bakiiim buraya. Sen anlarsın bu meretten. Baban bilgisayar başında yazı yazarken hangi isimle giriyordu? Komiser bey soruyor da...

- Babam kendi adını ve soyadını kullanırdı yazı yazarken...

- Adı tamam da, soyadı pek rastlanmayan bir soyadı. İhsan Wober..

- Eşim Almanya'da doğmuş komiser bey. Babası Alman, annesi de Türk'müş. Ancak doğumdan kısa bir zaman sonra annesi babasından ayrılmış ve çocuğu alıp, Türkiye'ye kesin dönüş yapmışlar. Çocuğu babası pek aramamış, Nafaka adı altında bir para gönderiyormuş Türkiye'ye. Çocuğun dayıları da yardımcı olmuş. Çocuğu yetiştirmişler. Evlendiğimizde ikimizin de yaşı küçüktü.

- Anlıyorum. Peki evdeki telefon kimin adına kayıtlı.

- Eşimin adına kayıtlı komiser bey.

- Anlıyorum.

- Peki hiç tehdit telefonu almış mıydı? Veya size herhangi bir tehditten söz ediyor muydu?

- Hayır, hiç öyle bir şey duymadım.

- Peki kızım, sen babanın yazı yazdığı siteyi açabilir misin?

- Tabii, blog sayfasına giriyoruz. Blog yazarlarında babamın adını ve soyadını yazıyorum ve onun sayfası çıkıyor... İşte çıktı bile...

- Evet gördüm. İhsan Wober. Konusu siyaset...168 tane yazısı var. Ağırlıklı olarak siyaset, din ve güncel konularda yazılar yazmış. Peki sayfasının şifresini biliyormusun?

- Yok bilmiyorum. Komiser bey, Ancak babamın bir cep bilgisayarı vardı. Belki oraya yazmış olabilir.

- Peki onu bize getirebilir misin?

- Getireyim...

- Tamam kızım, bu bir müddet bizde kalsın. Sonra iade ederiz.

- Tamam efendim.

*******

Olaydan bir gün sonra gazetelerin üçüncü sayfasında şöyle bir haber yer alıyordu:

İhsan Wober adlı bir şahıs Cumartesi öğle saatlerinde evinden çıktığı sırada başından iki kurşunla vurularak hayatını kaybetti. Görgü tanıkları 25- 30 yaşları arasında uzun boylu bir kişinin koşarak siteden çıktığını gördüklerini, başında bir bere bulunan kişinin yüzünü göremediklerini söylediler. Polis olayı çok yönlü olarak soruşturuyor.

******

- Karısı, adamın hiç düşmanı olmadığını söyledi amirim.

- Raporunuzu detaylı okuyacağım komiserim, adam internet sitelerinde yazı yazıyormuş galiba.

- Evet, ben yazılarına bir göz attım. Siyaset ve din konularında sivri yazılar yazmış. Ama bir blog yazarını neden öldürsünler ki? Köşe yazarı değil, bir şey değil.

- Tamam da, hadi örgütleri bir tarafa bırakalım, bu konulara hassas psikopatlar pek de az değil ülkede.

- Onları çok okuyanlar var mı ki?

- Okunma sayılarına bakılırsa 1000 civarında okunma oranı var. Şimdi bu kişinin bir köşe yazarı olduğunu düşünelim ve daha önce cinayete kurban giden köşe yazarlarını düşünelim.

- Bahriye Üçok, Turan Dursun, Ahmet Taner Kışlalı ve Uğur Mumcu gibi mi?

- Evet. Örneğin Bahriye Üçok ve Turan Dursun. Hatırlar mısın? 1989 yılında Bahriye Üçok bir açık oturumda "İslamda örtünmenin zorunlu olmadığını" söylemişti. 6 Ekim 1990 da ise kendisine gönderilen bir bombalı paketi açtığında hayatını kaybetmişti. Onun "İslamdan dönenler ve yalancı peygamberler" kitabını okudun mu?

- Hayır amirim. Sadece "Atatürk'ün izinde bir arpa boyu" adlı kitabını okumuştum.

- Sonra Turan Dursun. Din konusunda müftülüğe kadar yükselmiş, sonra da istifa ederek, gazete yazarlığına başlamıştı. O da Kuran'ı eleştirdiği için tehditler alıyordu. Sonunda cinayetin "İslami Hareket Örgütü" adlı bir örgüt tarafından işlendiği ortaya çıktı.

- Onun müftülük lojmanı yapılması yerine göğüs hastalıkları hastanesi yapılmasına önayak olduğu söyleniyordu. Bu yüzden sürgün edildiği rivayetler arasında yer alıyordu.

- Onu bilemem. Gelelim siyaset bilimcilerine. Uğur Mumcu. Ölmeden bir gün önce istihbarat örgütleri ile Kürt Milliyetçileri arasındaki bağlantıları açıklayacağını yazmıştı. Onun da ölümünü derin devlet içersindeki güçlere bağlayanlar var. Sonra Ahmet Taner Kışlalı. O da gittiği her toplantıda halka Kemalizmin, Atatürkçülüğün bir doğma değil, bir sürekli devrimcilik olduğunu anlatma çabaları gösterdi. Sonunda o da son yazısını faksladıktan sonra bir bombalı pakete kurban oldu.

- Tamam da bunlar halkın gözü önünde olan kişiler. Bir blog yazarının hala bu nedenle öldürüleceğine ihtimal vermiyorum amirim.

- Yazılarını kendi isim ve soyadıyla mı yazıyormuş?

- Evet amirim.

- Bak şimdi. Türk telekomun telefon rehberini açıyorum. Ve adamın adını soyadını yazıyorum. Gel bak sen de gör? Ne çıktı?

- Telefon numarası,,,

- Başka...

- Bir de yanında adresi yazıyor.

- Tamam işte. Basit bir isim ve soyadı olsa neyse. O zaman birden çok aynı isim ve soyadında kimse çıkacak. Bu yabancı soyadlı. Bu kişiyi bulmak hiç de zor olmasa gerek.

Devamı için "tıklayın"

Papatya Tarlası bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

okudukça oldukça ilginç bir duruma dönüştü devamına bakalım:-))
Selamlarımla...

TEKBAŞINA 
 05.10.2009 15:33
Cevap :
:) Blog yazarları da tehlikede olabilir demek ki. Dikkat etmek gerekir. Selamlar...  05.10.2009 18:49
 

Zaman zaman dine ve siyasete karşı eleştirel yazılar yzdığım için beni de korkuttunuz:-) Heyecanla bekliyorum:-)

yeşilsoğan 
 05.10.2009 9:58
Cevap :
:) O zaman dikkatli olacaksınız Levent bey. Neyseki şu anda rümuz kullanıyorsunuz. Bu arada isminizi de yazmış bulundum. Ama en azından soyadınız yok. Selamlar...  05.10.2009 13:01
 

...merakla bekliyorum. Başarılar. Selamlarımla.

Zühal Voigt  
 04.10.2009 22:24
Cevap :
Öykünün tamamını bir anda yazmadığım için yazdıkça yayına vereceğim. Teşekkürler...Selamlar...  05.10.2009 10:43
 

Olur mu olur sevgili yazarım:) Çok akla yakın. Dediğiniz gibi toplumda ne psikopatlar var. Bir tek polislerin konuşmalarına takıldım. Sanki bütün bu cinayetleri bilmiyorlarmış da yeni öğreniyorlarmış gibi bir düşünceye kapılıyor okuyucu. Keşke polis yerine genç ve meraklı bir gazetciye konuşturtsaydınız o bölümleri. Ama çok yaratıcı bir fikir. Kutluyorum sizi...

vakayinüvis 
 04.10.2009 16:48
Cevap :
:) Teşekkürler Gülname hanım. Eleştirilerinizde haklısınız. Artık acemi senaristin kusuruna bakmayın. Ben burada karşılaşabileceğimiz olayları kaleme almaya çalışıyorum. Bu hikayeden sonra "Blogda aşk" adlı bir bölüm yazmayı planlıyorum. Artık o hikayede daha dikkatli olurum. Sevgi ve selamlarımla.  04.10.2009 20:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 975
Toplam yorum
: 7880
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3269
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster