Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '09

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
1124
 

Blogda gizemli yüzler

Blogda gizemli yüzler
 

SAKLANMAYA NE GEREK VAR?


Bir insan kendini niye gizler?

Toplum içinde blog yazarlığının bilinmesini istemiyor olabilir. Çalıştığı ortamda hoş görülmeyeceğini düşünebilir. Burada yazmak onun gizli kalmasını istediği bir hobi olabilir. Şu an aklıma gelmeyen başka nedenleri de olabilir. Bu bakış açısıyla bu kişilere saygı göstermek gerekir.

Bazı blog yazanlarının cinsiyeti dahi belli değil. Uzun zaman kadın zannettiğim bir bloggerin, erkek olduğunu tesadüfen öğrendim. Ne önemi var diyebilirsiniz. Cinsiyeti yazmamanın ne nedeni var? Kasıtlı yazmamak diye bir durum olduğu düşünmüyorum. Sadece tanıtım yazılarımızı bir daha gözden geçirelim diyorum.

Kişi kendini ismiyle tanıtıp, fotoğrafını da ekleyip güzel bir tanıtım yazısı da yazıp aramıza katılabilir. Blog toplantılarına katılabilir. Kendine göre bir okur çevresi de edinebilir. Aynı kişi, düzmece bir ya da bir kaç üyelikle abuk sabuk fotoğraflar arkasından, gerçek kimliği ile asla yazamayacağı konuları yazamaz mı? Kişilere rencide edici bir dille saldıramaz mı? Asıl yüzüyle yazdığı yazılarına yorumlarla methiyeler düzemez mi? Geçmiş zamanda bunun örneklerini görmedik mi? Öyle blog sayfaları var ki düzmece oldukları kör gözüm parmağına dercesine bağırıyor. Bana ne diyemiyorum. Buranın kirlenmesine, saygınlığına gölge düşürülmesine, birilerinin bizi ti'ye almasına göz yumamıyorum.

Üşenmedim, bu düzmece yazanların durumlarının bilimsel bir açıklaması olup olmadığını araştırdım.

Bu bir hastalık. Hastalığın tıbbi adı, “Dismorfofobi.

Psikolojide gizlenme dürtüsünün, değişik şekillerde kendini gösterdiğini öğrendim. yazısıyla

Örneğin; Cebin içindeki eller. Kişinin gizlenme gereksinimi içinde olduğunu gösteriyor. Keza, kocaman siyah gözlükler. Kişinin bazı şeylerden çekinip gözlüklerin arkasına gizlenme gereksinimi içinde olduğunun göstergesi.

Bu hastalar, kendilerinde sürekli kusur arayıp, sürekli aynaya bakarlar. Görünmemek için toplum içine girmekten çekinenler, hatta işinden istifa edenler bile var.

Bu nedenle Dismorfofobi tedavi edilmesi gereken psikiyatrik bir hastalık.

Bu hastalık tanısı zor olduğu için çoğunlukla gizli kalıp, hastalar, kırışıklık, akne, ödem, aşırı kıllanma, yara izi, yüzdeki oransızlık gibi, çoğunlukla hayali kusurları olduğunu düşünerek aşırı aynaya bakma ve var saydıkları kusuru gizlemek için, çaba sarfetme girişimleri oluyor. Estetik cerrahi bu konuda çok yararlandıkları dal. Dismorfofobili hastaları hemen hemen tümü sosyal ve mesleki ortamlardan kaçınıp, hatta abartılmış kusurları nedeniyle alaya alınma endişeleri yüzünden evden çıkamaz hale dahi gelebiliyorlar…

Sürekli Gizlenme İhtiyacı!

Bu hastaların beşte birinde intihar eğilimleri görülüyor. Çoğu zaman bekar veya boşanmış kişiler olup, toplumsal becerileri eksik, ilişkilerinden memnun değiller. Birçoğunun kendilik imgesi kötü ve beden imgesinde bir değişikliğin kendilerine verdikleri değeri artıracağına ve hayatlarını belirgin bir şekilde düzelteceğine inanıyorlar. Kendilerini başkalarıyla kıyaslayarak, gerek aileden, arkadaşlardan, gerekse hekimlerden görünüşlerine dair sürekli güvenceye ihtiyaç duyuyorlar. Bu hastalar genellikle obsesif, utangaç ve çekingen karakterler. Bedenleri ile ilgili eleştirilere fazla duyarlılar. Eğer bozukluk ergenlikte başlarsa, daha az arkadaş ve sevgili ediniyorlar. Yaşıtlarından uzaklaşıyorlar. Bazı kişiler kusurlarını ayrıntılı inceleyebilmek için büyüteç kullanıp, aşırı kendine bakım davranışı sergileyebiliyorlar. Ciddi olgularda bireyler görünmemek için evlerini sadece gece terk edebiliyor veya tamamen eve kapanabiliyorlar. İşlerinden istifa edebiliyor, okuldan ayrılabiliyor veya gizlenme girişimi nedeniyle kapasitelerinin altında da çalışabiliyorlar.

Nasıl Tedavi Edilir?

Beden dismorfik bozukluğu olan kişilerin, çelişkileri çözmek için psikiyatri dışı tıbbi branşlara başvurmaları gerekiyor…

Dermatologlar ve plastik cerrahlar bu hastaların sık temas kurduğu hekimler arasındalar. Bu kişiler öncelikle estetik cerrah, diş hekimi gibi uzmanlardan sık sık istekte bulunuyorlar... Beklentileri yüksek olduğu için, bu geçici bir rahatlama sağlıyr ve sonuçtan mutsuz oluyorlar. Beden dismorfik hastalığı için ilaç, psikoterapötik tedavi ve davranışçı tedavi yöntemleri kullanılmasında fayda var.

Bütün bu bilgilerden sonra, gerçek yüzlerini saklayıp, kah, lepiska saçlı sarışın bir afetin, kah çok yakışıklı bir yabancı artistin, falanın filanın fotoğrafının arkasına saklanıp kendilerini deşifre etmeyenleri samimi ya da gerçek bulmak ve ciddiye almak mümkün mü?...

narçiçeği

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bu tesbitiizi okumaya geç kaldımğım için özür dilerim. yaraya öyle parmak bastınızki dayanamadılar çıktılar gün yüzüne...yüreğinize sağlık. duygularıma tercüman oldunuz...sevgi ve saygılarımla sema hanım...

Metin TOPÇU 
 24.10.2009 12:10
Cevap :
Teşekkürler Metin bey, sevgilerimle...  24.10.2009 17:24
 

Aile arayışında olduğunuzu düşünmedim bile.Uzun zamandır Milliyet Blogda yazan bir yazar olaraki burayı aile gibi sahiplenmiş olabileceğiniz için bu tarz durumlara daha tepkili olabileceğinizi ifade etmeye çalıştım. Ki zaten bir kaç kimlikle yazıp, bu kimlikleri art niyetli kullananlara karşı bir çok kişinin hissettikleri de sizinki ile aynıdır bence...Kolaylıklar dilerim...

Blog Hayaleti 
 21.10.2009 11:19
Cevap :
Anlaşılmış olduğum için sevindim. Hassasiyetinize teşekkürler...  21.10.2009 23:17
 

Ben yeniyim, ve adı üstünde blog hayaletiyim :) Kimliğim de gizli, ve böyle devam edecek...Nedeni konusunda burda açıklama yapmak istemiyorum, çünkü hesap veriyor gibi görünmekten hoşlanmayacağım. :) Yazdıklarınızın şu yönüne katılıyorum, sanal bir alemde sanal bir kimlikle dolaşan ve kendini gerçek yaşamında da doğru bir yere koyamayan ve kendini ifade edemeyen insanlar olabilir, bu durum kişide hastalık boyutunda da yaşanabilir. Ama bence hiç kimse adını soyadını yazma ve resmini koyma zorunluğuna tabi tutulmamalı... Sizin de ifade ettiğiniz gibi, yazılan yazıların "içerikleri" bence çok daha önemli.Kendimce şunu söyleyeyim, adı sanı belli artı fotografı da sayfasında bulunan kimi bazı yazarların bazı yazılarının "içerik" bakımından hiç de tatminkar olmadığını görüyorum bazen. Kendi adıma, yazılanın niteliğine önem veriyorum, yazarın kimliği benim için ikinci sırada. Ama sanırım siz MB'yi kendiniz için bir "aile" gibi gördüğünüzden bu tarz konularda daha hassassınız...Sevgiler...

Blog Hayaleti 
 20.10.2009 16:35
Cevap :
Hoş geldiniz diyeyim önce. Başarılar dilerim. Blogda Gizemli Yüzler'i yazıldığımda bir kaç kimlikle yazıp, bu kimlikleri art niyetle kullanan kişileri hedef almıştım. Benim oldukça kalabalık ve köklü bir ailem olduğu için aile arayışında değilim. İzmirliyim. Ailem yüz yıldır İzmir'de yaşıyor. Hassasiyetimin nedenini anlatabilmişimdir umarım. Sevgilerimle...  20.10.2009 22:31
 

'Ört ki , ölem!' isimli yazıma STOP Nıhayet cevap geldi derken STOP Bana bu sevinci yaşattınız diye STOP Tam da sevinecekken STOP Hevesim kursağımda kalmıştır STOP İki elim STOP Böğrümde kalmıştır STOP Kutuya STOP Cevap düşmüştür amma STOP Karşılığının boş olduğu STOP Görülmüştür STOP Tek kelime dahi STOP Etmemişsiniz STOP Durumdan STOP Bilgi edinmenizi STOP Rica ederim STOP Saygılarla STOP

Muzaffer Cellek 
 08.02.2009 21:05
Cevap :
Sayın Cellek, inanın tek suçlu zamansızlık. Yoksa artniyet olması sözkonusu dahi edilemez. Teşekkürler bu nazik tutumunuzdan dolayı. Selamlar, saygılar...  09.02.2009 10:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 1164
Toplam mesaj
: 290
Ort. okunma sayısı
: 1634
Kayıt tarihi
: 17.06.07
 
 

Emekliyim ama, yaşamdan değil; işimden. Eşim ve iki kızımla birlikte İzmir’de yaşıyoruz. Yazmak, oku..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster