Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Nisan '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
870
 

Blogda yorum… Ve "nakıs"lar...

Blogda yorum… Ve "nakıs"lar...
 

Bir insan düşünün...

Yazdıkları son derece duygusal. Sevinçlerini, acılarını çok güzel ifade ediyor kelimelerle.

Yorum yazıyorsunuz. Yorumunuz "yazdıklarını beğendiğinizi ifade eden, motive edici" olumlu şeyler.

Bir cevap geliyor... Donup kalıyorsunuz. Utanmasa küfredecek.

Bir yazdıklarına bakıyorsunuz, bir de yorumunuza gelen cevaba... "Kel alâka" dedikleri cinsten. Hani elinizi uzatırsınız da sevmek için, ısırılırsınız... Öyle hissediyorsunuz.

Sonra merak edip diğer yazılarına gelen yorumlara verdiği cevaplara bakıyorsunuz... Aynı "saldırgan tutum".

"Bu insanın yazdıkları, ne denli tutarlı olabilir" diye düşünmemek mümkün değil. Demek ki "laf olsun, torba dolsun... İşte duygusal yazı, çok okunsun" amacıyla yazıyor. Sizi bilmem ama "mümkünse bir daha okumuyorum". Çünkü inandırıcılığını ve samimiyetini yitiriyor o yazan. Belki de "nobranlığa"dır tepkim.

Ya da siz bir yazı yazıyorsunuz... Gelen yorumlar hemen hemen aynı çizgide. Kendi fikrini söyleyenler, sizin düşüncenize katılan veya katılmayanlar veya başka bir görüş açısı getirenler. Hepsine saygı duyuyor ve mutlu oluyorum. Çünkü hem yazma konusunda nerede olduğumu gösteriyorlar bana, hem de yeni bakış açıları getiriyorlar konuya.

Ama birden bire aralarından bir tanesi... Konu ile hiç alâkası olmayan bir şekilde "direkt size hakaret eder" bir ifade tarzı ile yazılmış... Diğerlerinin arasında "adeta sırıtıyor". "Yorum" gibi duruyor, ama yorum özelliği taşımayan bir "içindeki hırsı ortaya dökme yazısı".

Açıyorum sayfasını diğer yazılara yaptığı yorumlarına bakmak için... O da ne? Herkese aynı tavır. Pek çok yorum yazmış. İçlerinden üç tane sayabildim "eh işte". Diğerleri hep eleştiri. Azarlama ve ders verme türünden, "Ben var ya bennn!" diyen cinsten.

"O kadar eleştirmiş... Bakalım kendisi ne inciler döktürmüş" diyerek yazdıklarına bakıyorum. Öyle ya! Kendisi çok mükemmel (!) bir "yazan" belki, o yüzden kimseleri beğenemiyor da olabilir.

Yazdıkları, internette her zaman karşımıza çıkan türden "bilgi yazıları". Hani, kelimeyi yazarsınız, karşınıza Vikipedi ve benzeri sitelerde karşılığı olan açıklama yazıları çıkar, onlardan. Yani ürettiği bir konu ve düşünce yok. Sizi bilemem ama, bana komik geliyor, gülüyorum. Trajikomik. "Hayatını paylaştığı birileri varsa eğer, onlara sabır dilemekten başka bir şey" gelmiyor elimden.

Sadece blog ortamında değil. Maalesef yaşamın içinde, pek çok yerde karşımıza çıkıyor bu kişiler.

Nedendir "içlerindeki bu bitmez tükenmez öfke", nedir diğer insanlarla alıp-veremedikleri bilinmez. Bir nobranlık ki, sormayın gitsin.

Bir arkadaşım vardı... Kızı son derece hırçın ve her söylenene ters cevap veren. Hani "konuşmaya istek bırakmayan", mümkünse "muhatap olunmayası".

Çok kızardı arkadaşım ve o denli de üzülürdü "Kime çekmiş bu kız?" diye de hayıflanırdı. Kendisi son derece zarif bir bayan, eşi ise tam bir beyefendiydi oysa.

Adıyla seslenmez, "Nakıs" diye seslenirdi kızına.

Merak ettim, sözlüğe baktım, ne demek "nakıs" diye. "Bitmemiş, eksik, noksan, tam olmayan"mış anlamı.

O zaman anladım ne demek istediğini... Tek kelime ile özetlemişti "insana ait değerlerin" eksikliğini.

Mümkünse uzak durmalı diyorum "nakıslardan"... İç dünyalarındaki "eksikliği" başkalarına sergiledikleri "nobran davranışlarla" tamamladığını sananlardan.

Çünkü bu bir karakter meselesi... Karakter ise, göz rengi gibidir, değişmez".

Bu yapıdaki insanlara "nazik" davranırsınız, nezaketinizi alttan alma sanıp, daha çok yüklenirler.

Tepki verirseniz de... Olacakların, yaşayabileceklerinizin sınırı "insani ilişkiler çerçevesinde" değil... O'nun "nakıslığı ve nobranlığı" derecesindedir. Öyle çok "kırıcı kelime" bilir ve söylerler, demagoji yaparlar ki... Sanırsınız yaşamlarını, bu konuda "ihtisas" yapmak için "harcamışlar".

Keşke diyor gönül... Keşke, az biraz da "insana ait güzel değerleri" öğrenmeye çalışsalar "uzak durulasıcalar".

"Nakıs" oldukları için "nobran" olanlar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kelime daha ögrendim sayende "nakıs". Teşekkürler madamex:)) Sanal dünya gerçekten çok farklı bunu kabul etmemiz lazım. Burada beyan edilen fikirler ile zikirler bazen dediğin gibi çok farklı olabiliyor. Bu da bence doğal bir sonuç aslında. Kaçımız olduğumuz gibi yazıyoruz ya da yazdığımız gibi olabiliyoruz ki burada. Sevgilerimle:))

Haşim Arıkan 
 09.05.2008 23:16
Cevap :
Merhaba, Kişinin özgüveni-özsaygısı varsa ve de seviyorsa kendini, gerek duymayacaktır "farklı bir kişilikte" görünmeye. Yaşamda "kendisi dışında bir rol belirleyip"... O rolün repliklerini kullanmak... Peki ama, nereye kadar? Teşekkürler değerli katkınıza:) Mutlukalın:))  10.05.2008 12:45
 

Sadece benim yorumuma cevap yazılmamış. İnsan kuşkulanıyor, acaba bu yazıda kastetilenlerin biri ben miyim diye? Saygılar.

Eşit Ağırlık 
 01.05.2008 13:22
Cevap :
Merhaba, Tam sizin yorumunuza cevap yazmıştım... yorum/sorunuz geldi. Kuşkulanmayın lütfen... Siz değilsiniz. Olsanız cevap yazar ve bunu belirtirdim. Onlar kendilerini bilirler. Mutlukalın:))  01.05.2008 13:40
 

Eksikliklerini saldırganlıkla tamamlamaya çalışanların sayısı bizim toplumumuzda maalesef az değil. Zaten az olsa konuşmaya değmez. Bunların hiç olmadığı bir toplum düşünemiyorum. Sonuçta eğitimin, ekonomik ve sosyal şartların bunda çok büyük katkısı olmasına rağmen, yaratılıştan gelen özellikleri de yabana atmamak lazım. İnsanın bana göre sanki normal şartlarda iyilik ve kötülük üretecek genleri % 50-50 paylaştırılmış gibi. Şartlar yerine göre iyilik tarafını yerine göre kötülük tarafını geliştiriyor. Ancak zaman zaman iyilik tarafı doğuştan ağır basanlar olduğu gibi, kötülük tarafı ağır basanlar da var. Bilmiyorum, bir "imalat hatası" benzetmesi yapsak konuyu daha iyi anlatmış olur muyum? Bu düşüncem yaratılış felsefesine ve "yaratıcı" kavramına biraz ters düşüyor gibi. Ama, evrende anlayamadığımz o kadar çok karanlık noktalar var ki, bu da benim akıl erdiremediğim konulardan biri olabilir. Fazla takmaya gerek yok. Bilerek ve tedbirimizi alarak yaşayacağız. Selam ve saygılarımla...

Ahmet YILMAZ 
 01.05.2008 10:45
Cevap :
Merhaba, Sanırım "kendilerini geliştirmek yerine, farklı yaşamdakileri kendi "kadarları"na çekmeye çalışıyorlar". Çünkü daha fazlasını bilmiyorlar, yadırgıyorlar. Çok sevdiğim bir söz vardır; Boş başak dik durur, dolu başak eğilir". İşte "o kişilerin bu dik duruşu da, yeterli doluluğa (insani değerlere) sahip olmamaktan olsa gerek. "İmalat hatası" benzetmenizi sevdim:)) Değerli katkınıza teşekkürler. Mutlukalın:))  01.05.2008 12:18
 

Acıları ve sevinçleri çok güzel ifade eden; duygusallığı daha ilk cümlesinde göze çarpan bu yazıların sahibi, gelen yorumlara verilen yanıtları yazan kişiyle aynı kişi değil de ondan bu söylediğiniz şeyler. Kim bilir ki; nereden alıp yapıştıryor oraya o yazıları? Kopyala-yapıştır yazar diyorum ben onlara. Bırak avunsunlar, sevgiler...

MuDo 
 01.05.2008 10:31
Cevap :
Merhaba, Bu hiç aklıma gelmemişti... Yorumunuzu okuyunca "neden olmasın" dedim. Çünkü, bu kadar fark olamaz... Yazısının duygusallığı ile yorumlara verdiği sert cevaplar... Ve diğer yazılara yaptığı yorumlar arasında. Farklı iki kişi gibi. Teşekkürler değerli katkınıza:) Mutlukalın:))  01.05.2008 12:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 139
Toplam yorum
: 1165
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1885
Kayıt tarihi
: 12.04.07
 
 

Bana biri kendini anlat dese, susar kalırım. Her konuda çılgın bir istekle konuşan ben, işte o anda ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster