Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '21

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
65
 

Blogger anneler ve hataları

Bir evin bir kızıyım. Annem ben henüz 1 yaşındayken yüz felci geçirmiş. Anneannemin anlattığına göre; yüz felci sonrası bir anda rahatsızlanıyor ve ömrünün sonuna kadar devam ettiği psikolojik tedaviye başlıyor. Bu sebeptendir ki; tek çocuk olarak kaldım. Babam, annem, anneannem, dedem hepimiz birlikte yaşadık. Yani; 2 anne 2 baba ile büyüdüm. Sonradan "ama benim kardeşim yok" diye duygu sömürüsüyle bir köpek aldırmışlığım var, o ayrı konu. Bu anlattıklarım bir romanın birkaç satırlık özeti sadece. Siz neresinden tutarsanız tutun, "ben" çok büyük işler başarmış bir kız çocuğuyum, bunu bilin yeterli.
 
Bu blogu; caaanım oğlum Gökalp'e anılar biriktirmek için yazıyorum. Bir zamanlar; başka bir kimlikle ve başka bir yayın adresiyle buradaydım. Şimdi "anne blogger" kelimesini daha uygun bulduğum için bu şekilde devam ediyorum. Neden Bigudili Anne derseniz; dürüst olmak gerekirse bir tercih meselesi değildi. Zira; birçok kadın anne blogger'ın önüne gelebilecek kelimeleri çoktan tüketmişti. Nasıl mı? Anlatayım.
 
Blog nedir? Blog kişisel bir web güncesidir. Blogger nedir? Bu günceyi yazan, içerik sahibidir. İngilizcedeki "-er" eki ona bu vasfı kazandırmaz, bu işi gerçekten yapıyor olmak bu vasfı kazandırır. Yani ingilizcede de "-er" eki; işi yapan kişiyi ifade ederken kullanılır. Anladın? Aslına bakılırsa blog yazmayan (dolayısıyla blogger olmayan), birçok kadın, hatrı sayılır takipçisi olan sosyal medya hesabı (bkz. instagram) sahibiyse; zaten anne blogger'lığın kitabını yazmış oluyor. Bu arada bir süredir anne blogger'lar ile ilgili bir yazı hazırlıyorum. Detaylı bir içerik olması gerektiğini düşündüğüm için de tamamlayabilmek için biraz daha zamana ihtiyacım var. Malum, hem "anne", hem "blogger" olmaya çalışınca; hayat öyle sosyal medyada göründüğü gibi toz pembe olmuyor. Sürekli kirlenen çamaşırlar, dağ gibi bulaşıklar, bitmek bilmeyen bir dağınıklık... Sonra "amaaan blog yazacağıma çocuğumla çılgın partileyelim" tercihinde bulunuyor olmak... Bunu blog sloganımda da kullandım; ("sadece" anne olmaktan artakalan vakitlerde yazar). Nitekim; öyle.
 
Bana gelince; blogum da dahil olmak üzere hiçbir sosyal mecrada Gökalp'in (hatta hiçbirimizin) tek bir fotoğrafını göremezsiniz. Bu beni; herhangi biri/herhangi bir anne yapar ki; bence doğru olan da bu. Aklıma gelmişken; bilmem hiç dikkat ettiniz mi; bazı anneler bebeklerinin/çocuklarının fotoğraflarını yüzlerini emojilerle gizleyerek paylaşıyor. Aman yarabbim! Yahu; bir kere kim naaapsın senin kırkağaç kavunu suratlı bebeni; bu 1. Madem yüzünü kapatacaksın, o zaman ne amaçla paylaşıyor olabilirsin; bu da 2.
 
Yine bana gelince; siz benim kim olduğumu çok iyi bilirsiniz. (Hatta iyi bir çocuk çocuk olursanız, birgün ormanda şirinleri bile görebilirsiniz.) Ben; herhangi biriyim. Yalnız başına bir çocuk yetiştiren, iki üniversite mezunu, ingilizce bilen, ev hanımı anneyim. Çocuk gelişimi, psikolojisi vs. konularda uzman değilim. Pedagog ya da psikoloji mezunu değilim. Uzman anne de değilim. (Bu arada; instagram anneleri ya da bazı blogger annelerde en nefret ettiğim şey "uzman anne, en iyisini/doğrusunu bilen anne imajı çizmeye çalışmaları). Yeri gelmişken instagramda sahte psikologlar, pedagoglar,  hemşireler falan türemiş, dipnot ekleyeyim, aman diyim. Bu insanlar ne kadar gerçekler ve gerçekte ne kadar mutlular; dahası ne kadar "anneler", herşey anlattıkları veya fotoğrafladıkları kadar gerçek mi merak ediyorum. 
 
Bu yüzden kilit kelimeyi bulmuşum ben. Sadece anne olmaktan artakalan vakitlerde yazar. Yani ben sadece anneyim. Vaktim kalırsa da birşeyler yazar'ım. Yazdıklarım yaşadıklarım, yaşadıklarımız. Sıradan bir annenin güncelerini tutuyorum; önce oğlum sonra yolu buraya düşen herkes için. Bu sebeple anne blogger'ım. Kimseye annelik satmak için değil. 
 
Yine bana gelince; ben yaşadığı hayattan memnun olan biriyim. En önemlisi bu. Eğer yaşadığınız hayattan içten içe memnun değilseniz ve dahası memnunmuş gibi yapıyorsanız/yapmak zorunda kalıyorsanız zor durumda olduğunuz ve bir yalanı yaşadığınız anlamına gelir. 
 
Sahip olduğunuz ne ise; onun kıymetini anlamak için kalbinizin en derinlerini arayın. Önce maneviyat diyorum, anladın?
 
Yazıyorum buraya; dikkatli bakınız. Hergün birbirine benziyor... Evin içine hapsolduk falan filan. Çok yazdık, çok okuduk bunları. Ben başka birşey anlatacağım, sen ne anlaman gerektiğini bulacaksın...
 
Şimdi ben; 80lt hacimli bir kova aldım. Napıyorum? İçine su doldurup, gece yatmadan önce Gökalp'i yüzdürüyorum. Küvet yok bizde, duşakabin. Yazın da gidecek yazlık yok. 80lt kova, dikdörtgen, çok da sağlam, 85tl. Yani diyorum ki; bir yerlerden mutluluğun ciğerini söküp çıkartmak çok kolay diyorum.
 
Anlatabildim mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Emin ol çoğu çok bilmiş mutsuz ebeveynler , telefona bakmaktan çocuklarına ne zaman bakıyorlar bunlar

jale kasap 
 10.01.2021 20:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 65
Kayıt tarihi
: 22.09.20
 
 

Annelik serüveninden kişisel notlarını, günlüklerini, tecrübelerini paylaşır. Mükemmel, modern, süp..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster