Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '12

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
574
 

Blogger yazar, ne yazar?

Blogger yazar, ne yazar?
 

Logomuz, bizi temsil ediyor.


 Yazmak, beynimiz komutasında parmaklarımız ve tuşlarımızla birlikte çıktığımız bir yolculuktur.

Bu yolculukla beynimizin mevsimsel durumu okurlara sunulmaktadır.

Beynimiz baharsa, Milliyet bloglar gül bahçesi, yazarlar da gül fidanları...(nadiren ayrık otları),

Yaz mevsiminde deniz kum, güneş...

Sonbaharda dökülen yapraklarla birlikte ebediyen kaybettiklerimizdir gündemimiz,

Kışa gelince havalar soğumuştur. Kapanmışız sıcak odalara, kalmışız kendimizle...İşte bu durumda bize egemen olan kendi iç dünyamızdır.

Blog yazarı, dışarıda esen rüzgarın ardından yağan yağmurun bereket olarak canlılara geri döneceğini düşünüp şükreder. Şükrettikçe içini bir mutluluk kaplar...

Az evvel yağmaya başlayan karın bir süre sonra doğayı beyazlarla kapladığını görünce "aman Allah'ım bu ne güzellik" diye hayran hayran seyre dalar...Daldıkça gider bir yerlere, geçmişe, geleceğe, ama ille de güzel yerlere...Sonra esinleri gelir ve başlar blog yazmaya...

Hissettiği güzellikleri paylaşmak ister. O pozitif ruhundan taşanları üleşmek ister okurlarla...Yapısı böyledir, her daim güller açan gönlünü sığdıramadıkça içine, dizginleyemediği insancıl duygularını tuşları aracılığı ile yazar, yazar da yazar...

İşte bir blogger böyledir. (bana göre)

Blogger hissettiklerini yazar, hissetmediği bir şeyi yazmaya kalkarsa yavan olur, başarısız kalır...

Bloggerin yazılarında kendi yaşadıklarından kesitler vardır. Yazar, yaşadığı hoş olmayan şeyleri yazarken "ben" diyebilir mi?...Ali, Veli diye başkasına giydirerek yazar...(sonrasında kendileri teyit ediyorlar.)

Ama yaşamak istedikleri fakat bir türlü ulaşamadıkları ütopyalarını sanki yaşamışcasına "ben" diye yazarlar. Edebiyatın inceliğinde hangisinin gerçek, hangisinin gerçek dışı olduğu beyin süzgeci güçlü kişiler tarafından anlaşılmaktadır.

Milliyet bloglarda okur ve yazar olmak büyük ayrıcalık...Yazarken keyif alıyorsunuz, deşarj oluyorsunuz, okuyana keyif veriyorsunuz. Bu anlamda blog ortamının terapi merkezinden farkı var mı?

Sosyal aktivitelerin azaldığı, iletişimlerin kopma noktasına geldiği günümüzde, "kendimi boşlukta hissediyorum" diyenlere, Milliyet bloglarda yazmalarını tavsiye ediyorum.

Yazarken, sanal ortam diye, birilerini kırıp, incitmeye doğrudan veya ima yoluyla sataşma ve taciz hakkını sanal ortamın görünmezliğindeki karanlık güçten almamalarını öğütlüyorum.

Sanal yazı ortamının bir "itibar üretim yeri" özelliği taşımadığını, başkalarının omuzlarına basarak yükselmenin de mümkün olmadığı fikrinin belleklerde canlı tutulması gerektiğini vurguluyorum.

Bilhassa, ne niyetle yaklaşmak istediği bilinmeyen kuzu postuna bürünmüş kişilerle iletişime geçmeyiniz. Ve bir kez düşünün, "İllâ ki yüz yüze tanışmak" teklifleri ve israrları nedendir?

Son sıralarda gözlemlenen, sanal ortamı çıkar ilişkilerine yönlendirme çabalarını dikkate alarak, duygu sömürüleri ile merhamet duygularınızı harekete geçirmeyin, lütfen dikkat! derim...

Aksi durum, üyesi olduğumuz yazım sitesinin seviyesine ve saygınlığına gölge düşürmekten başka bir işe yaramaz...

Selam ve saygılarla...

Yurdagül Alkan.

Hanife ÇITA bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yurdagül hanım.yazılarınızı şevkle okumaya devam ediyorum sevgi ve sygıyla

Birsen yn 
 25.03.2014 19:27
Cevap :
Birsen hanım, yazılarımı şevkle okumanızdan mutlu oldum, daha güzel yazabilmek adına bana da şevk verdi yorumunuz, teşekkürler, sevgiler...  26.03.2014 17:03
 

Yazınızı bir kez daha okudum ve size sadece şunu soruyorum. Benim suçum neydi? Sizi bazı konularda ikaz ettiğim dönemlerde gözünüzü kör eden neydi? Şimdi sizden açık yüreklilikle bana karşı ne hissettiğinizi, benim yazdıklarımda ki gerçeklik payının ne olduğunu yazmanızı istiyorum. Zira ben çizgimden hiç sapmadan doğru bildiğim yolda insan kardeşlerimi uyarmaya devam ediyorum! Saygılar...

M.Talip Girgin 
 24.01.2012 15:27
Cevap :
Evvelki yorum ve cevaplarımda defalarca yazmışımdır ki, İslâmiyeti tam şekliyle hayat tarzı olarak benimseyen ve uygulayan biriyim. Toplumda güçsüzün, (güçsüz sandığım kişilerin) yanında olmuşumdur. Acıma ve merhamet duygularım yoğundur. Çaresizlikten bunalanlara imkanım nisbetinde elimi uzatırım, maddi ve manevi. Burada, üç kişiye elimi uzattım, ikisinde sorun yaşamadım. Sizin dostça ikazlarınızı önemsemeliydim. Şimdi “keşke” demenin bir manası yok. Doğru bilinen yolda insan kardeşleri uyarmak, muhakkak ki insani bir olaydır. Dostça saygılar…  25.01.2012 12:55
 

Merhaba sevgili Yurdagül abla, yine her zamanki gibi ders verir niteliğindeki harika yazılarınızdan bir tanesini daha okuma şerefine nail oldum. Milliyet bloga girdiğim günden bu zamana kadar geçen sürede birkaç blog yazarını örnek aldım kendime. Bu sayılı kişilerden bir tanesisin. Hatta en önce gelensin. Milliyet blogla gelişen dostluğumuz nedeniyle, milliyet blog yapımcılarına çok teşekkür ediyorum. Ki; bu sayede senin gibi mütevazi ve tek görevi insanlara iyilik yapmak olan bir kişiyle tanıştım. Bende en zor anlarımda tanıştım milliyet blogla. Adeta bir terapi gibi geldi bana. Yazmayı seven herkesin bu aileye katılmasını isterim. Yğreği sevgi dolu insan, iyiki seni tanımışım.. Selamlar saygılar..

Mustafa Tarkan 1968 
 23.01.2012 16:34
Cevap :
Değerli Tarkan, beni örnek aldığını söylemen ruhuma güç veriyor ayrıca doğrusunu söylemem gerekirse, çok onore oluyorum. Toplumda herkesin kendine örnek aldığı bir modeli vardır yani yaşam koçu...Benim de var. Örnek alınan kişi olumlu ve pozitif ve de başarılı ise, örnek alanın da aynısının olacağı tabiidir. Burada "örnekler" çok önemlidir...Buradaki güzel ve faydalı yazıları okumak terapi oluyor ancak; ipe sapa gelmez, içeriksiz vıt-vızır yazıları okumamak gerek çünkü okura birşey vermez...Ben faydalının yanındayım, teşekkürlerle birlikte çok çok selamlar gönderiyor ablan sana...  23.01.2012 19:06
 

Bir köşe yazısı niteliğinde makaleniz. Öğretici, yol gösterici. Meseleleri ortaya koyan. "Şıpın çareler göstermek yerine, düşünce payı bırakarak, neticeyi okura bırakma yaklaşımları. Üretiminizi, iyi sergilemişsiniz. (Bu yazıyı, haftaya Bloğun bültenlerinde biliniz.) İdare, bu tür yazıları seviyor. İdealleri ve biçimlendirmek istedikleri dünya ve görüşüne yakın bulduklarına uyguluyorlar. Bir nevi bu tür yazılarla, kendilerini teyit ediyorlar. Okurun "tuz" u, onlarca çok muteber. Bir de şu husus var. Yazının konusu,insanın fon'unda beliriyor. İnsanların algı alanlarındaki, geriden insanoğlunu idare eden algı çemberi vardır. O konuyu zaman zaman düşünürse yazar, oraya birer, ikişer satır, cümle, paragraf atar. Paragrafların çoğaldığını hissettiğinde de, oturur yazar. Hazne dolmuştur zira. "Fon'da yazmak, çok önemli ( Attila İlhan söylerdi) Yani, bir nevi, yazacaklarının satırbaşlarını belirlemek veya düşünmek. Bu hassa sizde var. Bu yazınzda, bunu gördüm. Selam ve saygılarla..

Muzaffer Cellek 
 22.01.2012 18:06
Cevap :
Çok muhterem Üstadım, Sizden böylesine güzel, övgü dolu bir yorum almakla ne denli mutlu olduğumu izaha kelimeler yetersiz kaldı. Beni onore ettiniz, dilerim lâyık olmaya çalışırım...Bir şeyi itiraf etmek istiyorum, öylesine ince ve hassasiyetle yorumluyosunuz ki, yazarda (bende) birkaç gün motivasyon yüklemesi yapıyor, iyi ki varsınız, iyi ki bloglardasınız...Sizinle aynı sitede yazıyor olmaktan gurur duyuyorum, Selamlarım ve derin saygılarımla...  23.01.2012 17:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 329
Toplam yorum
: 5744
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1675
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster