Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ağustos '11

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
548
 

Bloglar neden eskisi kadar okunmuyor?

Bloglar neden eskisi kadar okunmuyor?
 

Plagiarism, Türkçede intihal anlamına gelmektedir.


Tabi okunmaz. Eskiden bir avuç MB üyesi vardı ve hem okurduk hem yazardık. Şimdi o kadar çok MB üyesi var ki hangi birini takip edeceğiz? O kadar güzel yazılar yazılıyor ki, ama bir o kadar da süratli değişiyor ana sayfadaki "en yeniler". Hangi birine yetişeceğiz?

Bunun yanında, aslında değinmek istediğim bir başka mesele var. Önceden beri takip ettiğim blog yazarlarının dışında mümkün olduğunca "daha yeni" yazarlara da tıklıyorum. Bir çoğu alanında yetkin, kaliteli kalemden çıktığı belli olan verimli yazılar oluyor. Ancak bazıları da oldukça güzel başlayıp sonlara doğru bende soru işareti uyandırıyor, ben de eski hafiyelik günlerimden kalma bir alışkanlıkla şüphelendiğim bir blogdan bir cümle alıp tırnak içinde arama motoruna yazdığımda, hayretler içerisinde ekrana bakakalıyorum.

Evet, bire bir alıntı o kadar çok blog var ki bu ortamda, bir bilseniz siz de hayrete düşersiniz.

İntihallerle dolu yazıları tespit etmek mi benim işim? Elbette hayır. Ama bir yazıyı beğenip, yazarına övgü dolu yorumlar yazıyoruz, ve aslında bu sahtekârlıktan bihaber o yazarı "blog habercim" listesine ekliyoruz. Ve o kişinin aslında o "mükemmel" yazılarını başka yerden "kopyala+yapıştır" şeklinde yayına aldığının farkına da asla varamıyoruz. Kendi fikir ve yeteneğiyle özgün yazılar yazanlara haksızlık etmiş olmuyor muyuz böylelikle?

Bir zamanlar intihal meraklısı sahte yazarları ihbar etmişliğim vardı, hani şu hafiyelik dönemlerimde. Ancak o tamamen kişisel bir olaydı, açıklamama lüzum yok; şimdi tespit ettiklerim ise kişisel anlamda problem yaşadığım kişiler olmadığı için (daha doğrusu tanımadığım kişiler olduğu için) editörleri de rahatsız etmek istemedim açıkçası. Sonuçta 7000'den fazla yazarı kim nasıl takip edecek? Hepimiz blog okumayı bırakıp hafiyelik mi yapalım yani?

Sadece takip ettiğim blog yazarları konusunda daha dikkatli olmak için şüphe duyduğum yazılarda bu hafiyelik işlemime devam edeceğim ve bazı yazarları (!) kendi kara listeme alarak hiçbir şekilde tıklamayacağım. Kendi hallerinde takılsınlar. Ben onları okumuşum, okumamışım zaten bir önemi de yok. Anlayamadığım, nasıl bir anlayış ve zihin yapısı başkalarının emeklerini üstlenebiliyor ki? Bununla ilgili tam da "cuk" oturan bir atasözümüz var ama eğer burada yazarsam çok ayıp olacak gibi geliyor!...

Ama üretmek bambaşka bir şey. İlk yazdığım bloğumu hatırlıyorum da; heyecanla yayına aldıktan bir süre sonra ilk yorumun gelmesi, sonrakilerin de benzer heyecanla devam etmesi bambaşka bir şey. Sonuçta "benim" emek ve zaman harcayarak ürettiğim, "bana" ait olan bir şeyin beğenilmesi... Başka yerden kopyalayıp yapıştırsam ve yorumlar gelse aynı heyecanı duyamazdım ki!

İşte bloglardaki kaliteyi düşüren bu tip insanlar yüzünden de okunma sayıları azalmış olabilir diye düşünüyorum. Düşünsenize, başlığı ve resmi ilginç bulup tıklıyoruz, ama karşımıza her ansiklopedide bulabileceğimiz dilde bilimsel bir makale çıkıyor. Ya da internetten alınmış bir yemek tarifi. Hiçbir özgünlük yok, hiçbir öznel yargı yok... Bomboş!

Ya da gayet nitelikli bir yazı ama aslında başkasına ait... Yani içeriği dopdolu ama yayınlayan kişi bomboş! Özenti!

Bu gibi durumlar beni okumaktan soğutuyor açıkçası. Bu yüzden hep aynı yazarları okuyorum belki de. Güvendiğim yazarları... Bana bir şeyler katacağına inandığım yazarları. Ve inanın bana, hiç sıkılmıyorum aynı kişileri okumaktan! Onları seviyorum! Tarzlarını seviyorum!

MB ailesinden kim kimle tartışmış, kim kimin tavuğuna "kışt" demiş, kim kimin pilavına kaşık atmış bunlar beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Okuyorum sadece, vaktim varsa ya da o konuda bir fikrim varsa yorum yazıyorum, ve vakit buldukça blog yazıyorum. İster okunsuuuuun ister okunmasın. Ama sonuçta onları "ben" yazıyorum!

<özlem boral="" ulugöl="">

Not: Sevgili "pencere cicegi" rumuzlu arkadaşımızın yazısında blogların okunma sayısının azaldığı ile ilgili görüşlerini açıklayan blog yazısı için kendisine teşekkür ederim, bana ilham verdiği için...

(http://blog.milliyet.com.tr/Bloglar_neden_okunmuyor_/Blog/?BlogNo=318298)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Selamlar, üzerinden çok geçmiş ama konu itibariyle hala güncel olan bu yazıyı, sayfalar arasında gezinirken tesadüfen gördüm. Haklısınız diyorum kesinlikle hemde, ayrıca pencere çiçeğinin yorumu varmı die baktım bama bulmadım, zira çok yoğun kendisi son 2 yıldır falan, hem okuyor hem hobileri var, hem meslek hayatının staj dönemlerini öğrencilikte atmaya çalışıyor, onun adına ben yorum yazmak istedim.Annesiyim onun:))Selam ve sevgilerimle.

Nuray Ors 
 30.03.2012 0:07
Cevap :
Teşekkür ederim değerli yorumunuz için. Pencere çiçeğinin işi zormuş gerçekten, Allah yardımcısı olsun. Sevgiler  09.04.2012 16:44
 

dikkatli gözlere de her zaman özenirsiniz:-) Yüzde yüz anlaştık. Çok teşekkürler, OynamıYorum. Bu yazışmamızın MB için yapıcı bir örnek olduğuna inanıyorum.

pirmete 
 04.09.2011 14:31
Cevap :
Eğer yanlış anlamadıysam son cümlenizde kesinlikle hemfikiriz :) Çok sevindim...  04.09.2011 19:36
 

Yazınızın içeriğine tereddütsüz katılıyorum. Dil konusunda bir ayrıntı dikkatimi çekti: Bir yerde "daha yeni yazarlara da tıklıyorum" diyorsunuz (tıklamak + -e hali), bir başka yerde de "bazı yazarları kendi kara listenize alarak hiçbir şekilde tıklamayacağınızı" belirtiyorsunuz (tıklamak + -i hali). Nereye gelmek istediğimi hemen sezdiniz, değil mi? Ellemek ve tıklamak prensipte aynı şey. Benim "Dairelerime ellemeyin" başlıklı yazımdaki yorumlaşmamızda anlaşamamıştık bu konuda. Orada benim anlatmak istediğim şeyin örneğini sizin bu yazınızda görüverdim. Kitabi doğrusu sizin dediğiniz gibidir. Ama öteki de doğrudur. Dilde mutlak diye bir şey yoktur. Dil ferman dinlemez. Dost selamlarım ve saygılarımla, güzel bir pazar günü dileklerimle.

pirmete 
 04.09.2011 12:16
Cevap :
Bana kapak oldu :) Ben anlatım bozukluğu yapmışım kabul ediyorum, dilimiz konusunda yetkili biri olduğumu asla iddia etmedim ancaK TDK ve eski Türkçe öğretmenim "ellemek" fiilinin geçişli bir fiil olduğunu söylüyor. Benim cümlemin doğrusu "bazı yazarları kendi kara listeme alarak onlara hiçbir şekilde tıklamayacağım" şeklinde olmalıydı. Ama dikkatinizden kaçmamış olmasına çok sevindim, dikkatli gözlere her zaman özenmişimdir; teşekkür ederim :) Ben de size güzel bir pazar günü diliyorum...  04.09.2011 13:11
 

Gerçek bir blog yazmak,insanın saatlerini alıyor...Yazısına göz nurunu,alın terini,beyin enerjisini yükleyen yazarın özgünlüğü okuyucunun damağında tad bırakıyor...Çalıntı,kazıntı,kopyacı,dalavereci,habbeci,hubbeci,sinirli,kavgacı,simitçi,kahveci,gazozcu vb. tipler, toplumumuzdan MB'ye de sirayet ediyorlar...Camın arkasına gizlenip kirli ruh halini buraya yapıştırıyor...Kaale alınmadıklarında çekip gidiyorlar ;ya da kendileri gibileriyle kısır döngülerinde tatminleşip duruyorlar...Ancak MB mahallesine zararları dokunuyor...gerçek okur-yazarların da kaçmasına ;az okunmamıza neden oluyorlar.Bu güzel yazınız için de teşekkür eder,selam ve saygılarımı iletirim...

Mesut Selek 
 05.08.2011 14:52
Cevap :
Göz nuru... Alın teri... Beyin enerjisi... Üçünden de yoksun olmak ne acıtıcıdır kim bilir değil mi? Ne yaparsak yapalım, "hata bildir" butonunda tıklasak da nesilleri tükenmez, biri gider biri gelir. Az ya da çok okunmaktan ziyade, emek verenlerin, yüreğini ortaya koyanların hakkına göz dikilmiş olması beni yoruyor. Yorumunuz için teşekkür ederim... Saygılarımla.  05.08.2011 14:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 964
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 1849
Kayıt tarihi
: 19.08.06
 
 

Ortada bir problem görüyorsak bu bizim de problemimizdir. Ve eğer 'birisi'nin bu konuda bir şeyle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster