Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mayıs '13

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
331
 

Blogları makulleştirmek..?

Blogları makulleştirmek..?
 

Arada sırada MB arkadaşlarımızda özellikle duayenlerimizde , “Şu MB’yi nasıl adam ederiz?” hevesi veya isteği uyanıyor ve ondan sonra haydi bakalım araştırmalara, soruşturmalara girişiyorlar. Ve kendilerince bazı sonuçlara varıp, ondan sonra Editörlere haber uçurmaya çalışıyorlar . “Bak biz neler bulduk, siz de biraz kulak verseniz, sizin iyiliğinize olur…” mealinde mesajlar uçuyor.

Editör takımı dinliyor mu, dinlemiyor mu bilinmez. Fakat bana göre onların cephesinden sadece : “ Kıh… Kıh…Kıh…!” sesleri  yükseliyor.

Her  ciddi sayılan toplantıdan; her ciddi Blog onarma yazısından sonra  yeniden: “Kıh… Kıh…Kıh…!” sesleri  … ?))

Niye ?

Çünkü buradaki müşterilere, müşteri gözüyle değil, belli ki figüran gözüyle bakılıyor. MB’nin kahraman erleri her gün muntazam olarak yazılarını yazacaklar … Artık gününe göre 500’mü olur, 1000’mi olur müşteri çekecekler… Onlar için önemli olan yazıların okunma sayısı değil, reklamlardan gelen para miktarı; rant o rant işte…

Onun için, Blog yazarları ne kadar kahramanlık yaparlarsa yapsınlar, ağzıyla kuş tutsunlar; pek fazla da önemi yok asıl önemli olan “Ne kadar reklam alınmış…” Asıl müşteriler onlar. Kimler reklam veriyor. Kimler potansiyel müşteri, kimler kopuyor. Bunlar ince hesaplar …”

Yoksa senin yazını 50-100 kişi okumuş onun pek de kıymeti harbiyesi yok. Tabii, daha çok insan okusa daha iyi olur ama, ortalama bir rakam her zaman bellidir.

Sen ister Siyaset üzerine yaz; en önemli olayları yorumla… Konunun hiç önemi yok. İki önemli nokta var. Noktaları, virgülleri doğru yere koy… İki, kimsenin arına, namusuna dokunma… Bunlar esas… Gerisi sana kalmış.

Zaten gerisine, siyasetçiler bile aldırış etmiyor. Senin en şiddetli yazını en fazla kaç kişi okuyor (500 kişi) , oysa bir gazetenin 50 bin müşterisi var..?  Onun için basın-yayın alanında, medyada senin esamin okunmaz arkadaş.

Onun için “Biz şöyle yazıyoruz… Biz böyle yazıyoruz…” taktaklarından vazgeçin. Buradaki milletin yaptığı kendi kendini tatmindir. Bazılarının dediği gibi, “Emekliler kahvesinde sohbettir…”

Bazı gençler mahalle arasındaki duvarlara yazılar yazarak, resimler yaparak bilmeyenlere “Grafiti” dersi verirken ve karşılık beklemezken; bazıları da kentlerdeki Tuvaletlerin kapılarına en son erotik mesajlarını döktürürken hiç de karşılık beklemezler.

Bizim yazdıklarımız, söylediklerimiz çok mu kıymetli.. Kıymetli ya… Çünkü , “Kuzguna yavrusu Anka görünür!” Öylesine kıymetli.

Haydi kimsenin burada hevesini kırmayalım. Herkes toplantılarını yapsın; Anayasalarını geliştirsin; kendi kendilerine “Geliştirme önlemlerini” alsın ve tartışsınlar sonra kararlara varsınlar. Sonra ne olacak…

Editörler Heyeti’nden yükselen : “Kıh…Kıh…Kıh…!” ?)) sesleri…

Yaptığımız iyi bir iş; aslında kutsal bir iş… Yazı yazıyoruz. Şiir yazıyoruz… Siyaset adamlarını akla, mantığa davet ediyoruz…” Az iş mi?

Ama bazıları da diyebilirler ki : “Kim ne eder Yalova…” Hadi , ağzımdan çıkmasın kötü sözler…

Ben şahsen, denize atılan bir taşın yarattığı halkaların yayıla yayıla Okyanus’un öteki yakasına kadar gittiğine inanırım.

Yazılan bir söz de öyledir. İyi, değerli ve doğru bir sözse, gider sahibini 1000 km öteden bulup vurur.

Hadi bana en doğru, en özgün, en güzel yazıyı gösterin… O kişiyi , Şap, diye alnından öpeyim… Başka bir ödül verilebilse, zaten MB yetkilileri de verirdi. Boş verin…

Bazen tarlalarda veya deniz boyunca boşuna koşmak bile insana yararlıdır… Nefesini açar. İşte o kadar.

Cemile Torun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın hocam, yılların tecrübesiyle geniş perspektiften bakış açınızla yazdığınız yukarıdaki sözleriniz çok büyük ölçüde gerçek. Biz burada hobi anlamında yazıyoruz, kimse bizi zorlamıyor, yazmaya devam edin, kalın veya gidin demiyor. Toplantıların da onları ilgilendirdiğini düşünmüyorum. Toplantıların bir amacının olduğu da yok ama yazılarıyla birbirlerini tanıyan kişiler gerçeğinde yüz yüze tanışmak istiyorlar, merak gidermekten başka bir şey değil.Milliyet blogların serbest kürsü olduğu doğrudur. Blog sitesine girdiğimde bizimkiler bana " anne yine kahvehanedesin" diyorlar yani blog sitesini kahvehaneye" benzetiyorlar. Selam ve saygılarımla...

Yurdagül Alkan 
 09.05.2013 17:44
Cevap :
Evet Sayın Alkan "Bizim Cafe"... Yazıyoruz, denemeler, öyküler, anılar, şiirler... Bir nevi doyum. Bir çeşit iletişim. Bence de çağdaş ve güzel bir iletişim yolu (tabii kötüye kullanılmazsa...)burayı değiştirmeye veya onarmaya çalışmak biraz aşırı işgüzarlık. Bu istek ev sahibinden gelse anlarım. Fakat onlar işini biliyor görünüyorlar. Yapacak başka bir şey yok. Saygılar, selamlar efendim.   09.05.2013 21:17
 

:))) haklısınız valla SayınHocam...Ben Şehsen:)))...çok gülüyorum bugünlerde...en içten saygı ve gülüşlerimle...eyvallah...

nedim üstün 
 05.05.2013 12:44
Cevap :
Eyvallah Nedim bey.. Gülmek iyidir. Büyük çalap ağlayanlardan etmesin; neşene neşe katsın. Ben, şahsen, gülmek taraflısıyım. Ne o zırıl... zırıl . Haydaaa...  05.05.2013 14:02
 

Kimse kendini vazgeçilmez sanmasın; koca şairleri,yazarları gün geliyor unutuyorlar. Burada kendini imparator sanıp insanları iyi-kötü- en en- diye yorumlamaya çalışanlar oldu.Sadece tepki gördüler; kim kimden üstün? Böyle bir durum sözkonusu bile olamaz. Sadece yazıyoruz işte. Kim bilir belki de "deniz yıldızı" hikâyesini düşünüyoruzdur yazarken! Selamlar ile Sağlıcakla

SAHAFÇA 
 05.05.2013 11:34
Cevap :
İşte o kadar.. Yazmak, başlı başına bir "erdem"dir bana göre de. Ve insanlar ikiye ayrılır: Şiir/yazanlar ve yazamayanlar.. Kutlarım; teşekkür ederim.  05.05.2013 14:04
 

Erdal bey blog konusunda son derece akılcı ve gerçekçi bu yazıdan dolayı sizi kutlarım. % 100 haklısınız MB yönetimi haklı olarak bu sitenin ÇOK tıklanmasını isterler çünkü onların başarısı sitenin tıklanmasıyla doğru orantılıdır. Biz yazarlarda aynı şekilde kişisel olarak ÇOK tıklanmak isteriz çünkü bizde yazdığımız fikir ve düşüncelerimizin takdir edilmesini, hatta benimsenmesini isteriz. Kısacası karşılıklı menfaatlerin döndüğü bir borsada işlem görüyoruz ve herkes kendi başarısından sorumludur. Ancak şu var ben yaptığımız işin kutsal bir iş olduğunu düşünmüyorum. Biz kendi kendimizi tatmin ediyoruz, olay bence bundan ibaret. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 05.05.2013 11:11
Cevap :
O konuda da haklısınız. "Yazmak" kutsal bir iş mi? Belki iyi bir iş; takdir edilecek bir iş ama kutsallık biraz kuşkulu. Düşüncelerinizden ve katkılarınızdan ötürü teşekkür ediyorum. Kavga etmeden tartışmalıyız. İyi günler; başarılar.  06.05.2013 14:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 752
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster