Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mayıs '13

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
53
 

Bodrum Lounge

Claude Monet'in "Gün Doğumu" tablosu gibi başlıyorum güne, ormanın ortasında minicik bir sahil köyünden çıkıyorum yola her sabah. Her gün Bodrum-Gümbet arasındaki tek yönlü ara sokaktan yürüyorum. Artık yol üzerindeki esnafla yüz aşinalığımız başlamıştı. Eskisi gibi kim bu yabancı gibilerinden bakmıyorlardı bana, hatta farkında olmadan selamlaşıyorduk baş ucumuzla.
Yol üzerinde bir sürü eczane vardı, bi de son bir haftadır kesiştiğimiz antika dükkanındaki hatun. Sanki her sabah kapıda dikilip benim geçişimi bekliyor, her akşam da makyajını tazeleyip aynı saatte güzergahıma çıkıp bana doğru yürüyordu. Geçen gün iş çıkışı, aynı şekil makyaj ve cafcaflı bir elbise giymiş karşıma çıktı, göz göze birbirimize doğru yürüyorduk, onu geçince bikaç adım sonra arkamı dönüp baktım ona, bunu beklemiyordu heralde, rotasını değiştirip arkamdan geliyormuş, baktığımı görünce ne yapacağını şaşırdı, beni de bi gülme tuttu. Hatunu rezil etmemek için yoluma devam ettim.
Sabahları otostop çektiğimde kimse durmazsa, akşamları da iş çıkışı eve dönerken mutlaka geçerim burdan, otogara kadar gider bu yol. Son bikaç gündür hep meyhanelerin olduğu sokağa sapıyorum otogara gitmekten vazcayıp. Bazen bi kadeh rakı, bazen de şarap içiyordum. Şevket abi icabına bakıyordu hesabın sağ olsun. Bazen de ben ona ısmarlıyordum, ne kadar ısrar etse de böylece mahcubiyet altında bırakmıyordum kendimi. Aslına bakarsanız yalnız adamın içkisi şaraptır, o yüzden şarabı daha çok tutuyordum ama şevket abiyle oldu mu muhabbetle rakı güzel gidiyordu.
Mazotumu aldıktan sonra, akşam güneşi henüz batmamışken marinaya doğru alıyordum voltamı. Dünya dillerinden bir kolaj sergisi geziyormuşum gibi oluyordu, bu yabancı fısıltılar hoş bi melodi oluşturuyordu kulağımda. Oradan mendireğe geçiyor, kale dibine oturup yatları seyre dalıyorum bir süre. Gustav Klimt'in çok ünlü "kiss" tablosunu geçiriyorum kafamdan. Eski sevgilimi andırıyordu ordaki kadın. Buranın da kapanmasına 5 dakika kala ordan çıkıp azmakbaşını ziyaret ediyorum. Sahildeki barların çekiciliğine kapılıp oturuveriyorum bitanesine. Halikarnas diskoya karşı bir bira içip akşam sefası yapıyorum gönlümce ve ordan da zengin kalkışı yapıyorum. Hava kararmaya başlıyor zaten, Güvercinliğe dönme vaktidir artık.
Minibüse son anda geç kaldım. Otogar çıkışı arkasından koştum, el salladım, ıslık çaldım ama durmadı. ben de bi sonrakini beklemek için bi banka oturdum. O arada cep müsveddesi yaptığım not defterimi çıkarıp karalamaya başladım. Kalem ve kağıdın birbirine değmesi, bana ateş ve barutun buluşmasındaki patlamaları andırıyordu her seferinde..

Halikarnas Şarapçısı
Bodrum 2013/05

'Şarapsal Hikayeler Serisi'

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 149
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 239
Kayıt tarihi
: 03.05.11
 
 

1987 Bandırma doğumlu yazar; İzmir, İstanbul, Ankara ve Bodrum'da yaşadıktan sonra tekrar İzmir'e..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster