Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ağustos '13

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
486
 

Boğazda balık tutmak

Boğazda balık tutmak
 

balıkçı


Boğaz kıyısında balık tutmak ne keyiflidir. Pek çoğunuz belki denemediniz.

Balık tutanları seyretmek de güzeldir. Renk, neşe ve hareket katarlar manzaraya. 

Bu iş pozitif enerji verir insana. Balık avlayanlar mutludur, heyecanlıdır, keyiflidir, ayrı bir sosyalleşmedir bu.

Bu anlattıklarım, hep eski yıllara ait bir hikayedir.

Şimdilerde bunun yerine alışveriş merkezlerinde taban tepmek, alışveriş çılgınlığını seyretmek daha caziptir. Kafelerden birinde oturup pahalı ve alengirli kahvelerden yudumlamak ise daha havalı.

1965-1985 yıllarında, şimdi ortalıkta kıyamet gibi envai çeşidi bulunan olta kamışları henüz yoktu. Bir mantar parçasına sarılmış misinanın ucundaki çapari bir kaç kez sallayıp hızlıca savurarak fırlatılırdı.

Ortaokul çağındayken yazın, hemen her gün babamla birlikte boğaza balığa giderdik. Pek elimiz boş döndüğümüz olmazdı.

Bazen çapariyle istavrit tutmaktan sıkılınca değişiklik olsun diye, sinek iğnesi adı verilen iğne ile yapılmış yemli olta ile belirli yerlerde bulunan izmarit tutmaya karar verir, boğazın o mevkiine yerleşirdik.

Bu oltaya iskele ayaklarından güçlükle kopardığımız midyelerden minik parçalar yapar iğnenin ucuna onu takardık.

Yazın çok sıcak günlerinde. Güneş altında balık tutarken sıcaktan bunaldığımızda denize atlar iki dakika serinlerdik. Boğazın Avrupa yakasında denize girmediğim yer kalmamıştı. Deniz gözlüğü (şnorkel)  ile dalıp midye topladığım yerde kalmamıştı. Ama boğazın kıyı midyeleri kumluydu, yani içinde minik inciler olurdu. Yenmezdi onlar. Ancak kıyıdan biraz uzaklaşıp derinden toplananlar yenirdi.

İlkokulun son ve ortaokulun yılları yazlar hep bu eğlenceyle geçti. Bu işten hiç sıkılmaz ertesi günü iple çekerdim. Babamda çok severdi bu işi, güzel arkadaşlık ederdik.

Bir keresinde kalender ordu evinin sağ tarafında gene istavrit avlıyoruz, baktık denizde biraz ileride bir şapırtıdır gidiyor, oldukça geniş bir alandaki o şapırtı gittikçe kıyıya yaklaştı. Bu bir “oynaktı” o da ne demek derseniz?

Çok büyük bir istavrit sürüsünü alttan gurup halinde lüfer balığı sıkıştırınca balıklar kendilerini suyun dışına doğru zıplayarak kurtulmaya çalışınca oluşan tablo idi.

Biz izlerken istavritler hep bir araya sıkışmış, karaya kadar gelmiş, kaçacak yer bulamayınca zıplayıp duruyorlar.

Bizim yanımızda babamın eski kayığından kalma büyük bir balık kepçesi vardı. Babam “bırak dedi oltayı, al bakayım şu kepçeyi, hadi şimdi topla bakalım balıkları.”

Ben oynağın içine kepçeyi her daldırışımda yaklaşık bir kilo kadar balık doluyor, babamda bana balık kovamızı uzatıyordu.

Sonunda yeter hadi dedi babam “işin tadını kaçırmayalım” 

O akşam bütün akraba ve konu komşuya taze istavrit dağıtma görevi de bana düştü. Soranlara nasıl tuttuğumuzu anlatarak işi tamamladım.

O zaman istavrit balıkçı tezgahlarında satılmazdı. Hele lokantada görülmüş şey değildi. Çünkü uskumru, lüfer, tekir, kalkan, palamut bol iken sıra ona gelmezdi.

Şimdi istavrit kızarma kokusu burnuma gelir gibi oldu. Ağzımın suyu aktı. Hemen çaresine bakmalı.

İleride bu günleri de aramayız umarım.

Ağzınızın tadı bol olsun.

Bülent Selen

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de on beş yirmi gündür İstanbul'daydım Beşiktaş'tan Bebeğe kadar balık yakalayanları severek izledim Ama benim Çeşme Ilıca'da yakaladıklarım Çipura, levrek bir başka. Selamlar.

Şahin ÖZŞAHİN 
 31.08.2013 14:37
Cevap :
Evet hala sürdürülüyor bu. Kısmetiniz bol olsun. Selamlar  31.08.2013 18:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 88
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 957
Kayıt tarihi
: 09.07.10
 
 

Marmara Üniversitesinde  İşletme okudu. İstanbul Üniversitesinde yüksek lisans yaptı.  Dış Ticare..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster