Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sonsuzluk (Osman Özeker)

http://blog.milliyet.com.tr/yasev

15 Kasım '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
353
 

Boğazlıyan kaymakamından Derik kaymakamına

Boğazlıyan kaymakamından Derik kaymakamına
 

Boğazlıyan kaymakamımız Kemal Bey, 1. Dünya Savaşı'nın son yııllarında, Boğazlıyan'da görev yapmıış, halkına, devletine bağlı bir kaymakamımızdı.
Henüz 35 yaşındaki kaymakamımızın bölgesinde bulunan Ermeniler, Rusya'nın da desteği ile Türk köylerinde insanlık dışı katliamlar yapmaktadır. Durumu gören Osmanlı hükümeti çare olarak Ermenilerin Suriye sınıırına nakledilmesi talimatını kaymakam Kemal Bey'e verir..
Kemal bey bu talimat üzerine anarşi çıkaran, Türk köylerini basan Ermenilerin Suriye sınırına naklini sağlar. Kemal Bey'in bu uygulaması eleştiri konusu olur, Ermenilere nakil esnasında işkence yaptırdığı, bir çok Ermeninin öldürüldüğü iddia edilir.
 
Boğazlıyan kaymakamı Ermenilere kötü davranılmadığını, devletin emirlerini yerine getirdiğini savunmasına rağmen Harp Divanıına verilir ve 10 Nisan 1919 tarihinde İstanbul Beyazıt'ta kurulan sehbada idam edilir. Kemal Bey'in idamı işgal altındaki İstanbul'da infial yaratır, binlerce İstanbullu cenazesine katılır.
 
Boğazlıyan’ın genç kaymakamının cenaze töreni “işgal altındaki” İstanbul halkını ve Türk askerini bütünleştirmiş, “şartlar ve ahval ne olursa olsun” birlik ve beraberliğin önemi ortaya konmuştur.
 
Osmanlının işgal yıllarında yaşanan bu olay, özellikle de “cenaze töreni” sonradan yürütülecek “milli mücadeleye” ayrı bir güç katmıştır.
 
Daha sonraki yıllarda bu kahraman kaymakamımıza cumhuriyet hükümeti gerekli değeri vermiş, bizzat Atatürk'ün talimatııyla çıkarılan bir yasa ile Genç kaymakam Kemal Bey "İlk milli Şehidimiz" olarak ilan edilmiştir.
 
İlk Milli şehidimizin ilanından bu yana 97 yıl geçti. Bu geçen yıllarda ; dün olduğu gibi bugün de vatan hainleri, bölücü terör örgütleri boş durmamış, bir çok askerimizi, memurumuzu, polisimizi katlede gelmiştir.
 
Geçen hafta hain PKK terörü tarafından hunharca şehit edilen Derik Kaymakamımız Muhammet Fatih Safitürk'de devleti ve milleti için mücadele veren, teröre teröristte müsamaha etmeyen soyadı gibi "Safi Türk" olan bir kaymakamımızdı.
Güneydoğu'da yaşanan terör olaylarına devletin ve milletin desteğiyle geçit vermeyen, özellikle Derikliler tarafından çok sayılan ve sevilen kaymakamımız maalesef kaymakamlık bünyesinde "memur" kisfesine bürünmüş hain PKK'lıların makam odasına koydukları bomba ile şehit edilmiştir.
 
Dün halkı tarafından sevilen, sayılan gencecik Kaymakam Kemal Bey,
Bugün o genç yaşına rağmen devleti ve milleti için mücadele verirken şehit edilen kaymakam Muhammet Fatih Safitürk.
 
Dün içimizde yıllarca barındırdığımıız, en zayıf ve güçsüz dönemimizde ihanet eden Ermeniler, bugün, bin yıldır birlikte yaşadığımız ancak içlerindeki ihaneti bir türlü eritemediğimiz sözde Kürt savunucusu, bölücü terör örgütü PKK:
 
Bu devlet artık içindeki haini de, satılmışı da, katili de iyi bilmektedir. Özellikle Güneydoğu'da yuvalanan hain odakları tüm yerel yönetimlere, Kamuya sızmış, hain örgüte yardım ve yataklık yapmakta, bunu da bu millet görmektedir. Kamuda "FETÖ" hainleri temizlenirken, PKK yandaşı hainlerde bir an önce temizlenmeli, meclis uzantııları hak ettikleri cezayı almalıdır.
 
Derik şehidimiz Safitürk'ün soyadı bana Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in "Sakarya" isimli o muhteşem şiirini hatırlattı. 
 
Sizleri "Sakarya" şiiriyle başbaşa bırakırken bu vatan için, millet için ve bayrak için şehit düşen tüm şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum.
                          
SAKARYA ŞİİRİ
 
 
İnsan bu, su misâli, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
 
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
 
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
 
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinât;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
 
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
 
çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
 
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakarya'nın, Türk târihi vurulur.
 
Eyvâh, eyvâh, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük?
Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük! ..
 
Ne ağır imtihândır, başındaki, Sakarya!
Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
 
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
 
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
 
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşânlara kaçmış eski güneşleri an!
 
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
 
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
 
Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedâyı: Allah bir!
 
Osman Özeker   (Sonsuzluk)    15.11. 2016

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 282
Toplam yorum
: 232
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 2940
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

1949 Konya Ereğli doğumlu olup, halen İzmir'de oturmaktayım. A.Ü. Eğitim Fakûltesi mezunuyum  Ata..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster