Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
349
 

Boğmayan sulara

Boğmayan sulara
 

Yeşerme umudumu kenara bırakıp arkama bakmadan ilerliyorum. Sadece düşünüyorum diyeceğim ama artık düşünmüyorum da. Alışmak zorunda olduklarım canımın canına okuyacak dereceye gelince kendimi buluyorum ve artık toparlanma vakti , haydi kalk gidelim diyorum. Tek istediğim gitmek, gitmemiz artık. N'olur hayır deme dedim. Ama herşey istediğimiz gibi olsaydı her birimiz şu hayatta Tanrı olmaz mıydık? İşte bunu engelleyen şeyler, bizi alışmak zorunda olduklarımızla yüzleştiriyor. Öyle ki bunlar da bizi "olgun" dediğimiz varlıklara dönüştürüyor.Ama haksızlık bu bu yaşta.


Neden bana kimse demedi?


Niçin anlatmadınız anne bunun bu kadar acı verdiğini?


Benim seçimimi sordunuz mu sanki?


Omuzlarımın taşımakla yükümlü olduğu acıyı neden kalbim de çekmek zorunda peki?


Onun suçu ne lütfen söyleyin.


Ben bile kendime her gün defalarca kızarken, onun bana kızmaması mı gerekir ?


Sessizliği dinliyorum. Gelmesini beklediğim cevaplar için... Ama bu da bir alışılagelmişlik ki karşılık bulamıyorum. Körebe oynar gibiyim sanki. Gözlerim kapalı. Ellerim tutacak güvenilir birşey ararken çarptığım kişilerin gölgeleri belirir birer birer. Üzdüm sizi. Kırdım. Üzgünüm. Bakmayın kusuruma bu körebe oyununda. Bu oyun misali oynadığım dünyada. Yoksa benle oynadığı ve her takıldığım engelde arkamdan alay edercesine gülen yuvarlak bozuntusunda mı desem?


Doğu ve batı gibi farklı olan şeyleri birleşecek gibi göstermek akıl karı değil belli. Evet, dünya yuvarlak, eninde sonunda doğu da batıya kavuşur . Ama bu bir bahane değil mi? Herşeyin ucu birbirine böyle kolayca bağlansaydı imkansızlıklar olur muydu?


Zorlamak anlamsız. Israr gereksiz ve incitici. Heves kalmadı artık, gitti. Ne varsa uçtu gitti sanki. Öyle bir andayım ki hepsinin geri gelmesini bekliyorum. Gelecek biliyorum. Bekliyorum büyük bir umutla. Bıraktım herşeyimi... İçimde bir kıvılcım... Daha da parlamak için ateş almayı bekliyorum. Küllenmeyecek sonsuz bir ateş adeta istediğim.

Kaybolan ne varsa geri getirecek kendi gelişiyle. Herşeyi değiştirecek, biliyorum. İnanmak istiyorum. Kendimi inandırıyorum. Bunu yitirmek istemiyorum.Yitirmemek tek dileğim.


...


Yada bunların hepsi yalan.

Sadece kendimi kandırıyorum.


Kalbimi sürüklüyorum peşimden.

Ruhum mahkum bana , nereye gitsem geliyor benimle.

Aklım bıkmış bu sarmallarla oynamaktan.

Düşünce dizimi acıtan , kanatan bir oyun gibi zararlı oldu artık hayatıma.

Kan revan içinde her yerim.

İsyankar varlığım bu inatçılığa.

Yolverin artık.

Açılmak

istiyorum

boğmayan

sulara.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 510
Kayıt tarihi
: 16.10.07
 
 

Aslen Kayserili olup İstanbul'da doğmuş fakat şu anda okulu gereği Eskişehir'de ikamet eden bir üniv..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster