Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ekim '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
88
 

BÖLGESEL YÖNETİM ŞEKİLLERİ

Aslında işin özü başkadır çoğu zaman da biz yanlış anlarız, anlamışızdır. Hayata dair, özellikle de iş hayatına dair yeterince tecrübesi olanlar bilirler. Bazen birileri insanı öyle doldurur ki kendinizi bir anda hiç tanımadığınız insanlardan nefret eder bulursunuz. Bizde çoğu durum aslında böyle idare edilir. İş hayatında özellikle birçokları tecrübe etmiştir aslında kendisine düşman, üstelik de son derece kötü bir insan sandığı kişilerin aslında yakından tanımaya başladıkça işin aslının başka olduğunu, kötü sandığı kişinin değil asıl kötünün kendisini dolduran olduğunu anlaması iş işten geçmeden anlaşıldıysa ne ala, eğer iş işten geçtikten sonra anlaşıldıysa geçmişler olsun, daimi bir düşman kazandınız!!!

Dedim ya bizde işlerin çoğu aslında böyle halledilir. İşin vahim tarafı bizim toplumda bu numara halen en kullanışlı numaradır. Sağ-sol, Alevi-Sünni, Fenerli-Cimbom’lu hatta mahalle köylere kadar inen bu öteki hissi, karşı taraf ne dediyse tam tersini yapmak üzere insanlarımızı zekice konumlandırmış adeta beyinler kendi iradeleriyle ilişki kuramaz duruma getirilmiştir. Üzülerek görüyorum ki birçok kız ve erkek ebeveyni için çocuğunu evlendirirken bir seçme seçilme kriteri haline getirilmiş bu nefret, öteki durumu ne yazık ki aday yurtdışı birisi ise hemen hiçbir itirazla karşılaşmazken, mevzu bu ülkenin sınırları içinde bir şehrin insanıysa eleme, elenme sebebi olan yüzlerce neden ortaya çıkabilmektedir. Halen bu durumun devam etmesi bizi birbirimizden ayırırken bizi kurdukları düşmanlıklar üzerinden yöneten bir avuç insanın eline müthiş fırsatlar sunmaktadır. Öyle ki seçimlerde özellikle kullanılan bu numara her zaman işe yaramış, yaramaya devam etmektedir.

Tanımadığı insanlarımıza karşı hınç ve nefretle doldurulan vatandaşlarımız kendilerini bir takımın sözde üyesi olduklarını düşündüklerinden tıpkı holigan bir futbol taraftarı mantığıyla kendi takımı oyuncusunun hile yapmasını nasıl normal karşılıyorsa artık işi kendi insanın çalmasını da hoş karşılatacak hale getirmiştir ki bu gerçekten bir millete indirilebilecek en ağır darbe olsa gerek!

“Uyandırma kerizi, bulandırma denizi”derler, herkes sözde kendi tarafının duygularını kontrol ettikten ve karşıtlık üzerinden kurdukları düşmanlıklar üzerinden insanları kontrol ettikleri için fazla bir şey yapmadan durumu idare ettikleri gibi sistemi bir ağalık düzenine çevirmeyi başarmışlardır ki bizde bir yere gelenler ölmeden o yerden kalkamaz hale gelmişlerdir. Yüz yaşında politikacıları dünyanın neresinde görürüz elbette az gelişmiş ülkelerinde. Yenilen çekilir, yerine yenileri gelir. Bizde karşıtlık üzerine kurulan ilişkiler hemen her konuya uyarlanabilir ve uyarlanmaktadır. Kaynakları kıt olan ve sürekli yağmalanan umut vaat etmeyen yerlerde, özellikle de adaletin umut vermediği toplumlarda herkes ayakta durabilmek için bir gruba üye olma zorunluluğu taşımaktadır ki özellikle bu sorunun çözülmesi gerekirken, grup üyelerinin dertleri ise aslında bu sorunun çözülmesi değil, kendi lehine çözülmesidir ve bu kendi lehi durumunda sınır da yoktur.

Mevzu çıkar olunca kardeş kardeşin gözünün yaşına bakmıyorsa elbette başkalarından medet umulamaz. Adalet hissi öncelikle ailede öğretilmelidir ancak kendi hayatı boyunca adaleti özümsememiş bir toplum kendisinden sonraki bireylere adaleti nasıl öğretecektir bu cevapsız ve de aslında cevabı da umursanmayan bir sorudur…

Bu işler ne zaman düzelir, bence yakın gelecekte düzelecek gibi görünmüyor.

Bir grup kendi üyelerinin yaptığı her gayri yasal, gayri ahlaki davranışı eleştirmek bir yana onun yanında kalmaya devam ediyorsa burada yapılabilecek pek bir şey yoktur. Sadece ülke içinde değil bölge devletleri de aynı durumda ve bölgeyi yönetenler bölge devletleri arasında öyle derin kan davaları inşa etmiş ve etmeye devam ediyorlar ki şu anda birbirinin tıpkısı olan, kültürleri nerdeyse aynı olan halklar ve halkların yaşadığı devletler neredeyse birbirleriyle büyük abiler olmadan ilişki kuramıyorlar. Geçenlerde Ermeni halkını görüyorum, daha önce Ermenistan’da yapılan bir röportajı izlememiş olmam sebebiyle şaşırarak gördüm; ne kadar da bize benziyorlar. Ermenistan’daki insanların bizim sokaktaki insanımızın tıpkısının aynı olması ama öte yandan da halkların da devletler gibi birbirine düşman olması durumu mükemmelce planlanmış bir icra programının parçası olsa gerek. Öte yandan Kurtuluş Savaşına neden olan Yunan Mezalimi de bir başka planın parçası olsa gerek. Bugün düşünen herkes aşağı yukarı biliyor ki, şimdilerde Fransa-ABD-Almanya(finansçı) ekseninde ve emrinde hareket eden Yunanistan o zaman da İngilizler başta olmak üzere Fransızların emirlerini icra etmekteydiler. Yoksa ne o zaman ne de şimdi desteksiz ayakta duramayan bu toplumlar silahlarını aldıkları ülkelerin daha da önemlisi borçlandıkları patronlarının emirlerini yerine getirirken ön cephede kahramanlık hikâyeleri masal tadında anlatılmaya devam ediliyor. Bölge aynı bölge, insanlar aynı insanlar, içerde ve çevrede durum aşağı yukarı aynı da biz buralara nasıl gelmiştik?

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1837
Toplam yorum
: 295
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 171
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster