Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Eylül '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
216
 

Bolu

Bolu
 

Gölcük (www.gizlicennetler.com


Bolu’nun 5 km kadar güneyinde kaplıcalar vardır. Kıbrısçık’ı Bolu’ya bağlayan yol, kaplıcalardan sonra dikleşir. Kıvrıla kıvrıla Aladağlardan Ayaş üzerinden Ankara’ya ulaşır. Gölcük, Aladağlara gitmeden bir tepe üzerindeki küçük bir göldür. 

Gölcüke gitmeden solda “Yozgat Köyü” yazısıyla karşılaşıyoruz. Bu yöne gitmeye karar veriyoruz. Biraz ilerleyince bir kaya parçasının yolu kapattığını görüyoruz. Arabadan inip yürüyoruz. Sanki önümüze yemyeşil bir halı serilmiş. Nisan yağmurlarıyla suya doyan çimenler, papatya, nevruzlar, sümbüller... Mayıs'ın ilk ışıklarıyla bize gülümsüyor. Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın “sümbül”lü dizelerini anımsatıyor.

Uçun kuşlar uçun doğduğum yere

Şimdi dağlarında mor sümbüller vardır.

Çamların arasında çimenler, yeşil bir bahçe oluşturmuş. İzlemeye doyamıyoruz. Vadinin derinliklerinden gelen çıngırak sesleri, kuş cıvıltılarına karışarak hiçbir çalgının oluşturamadığı bir armoniye dönüşüyor. Koyulu, açıklı yeşil ağaçlara güneş altın ışıklarını saçıyor. Dalların arasından süzülen ışıklar, çimenler üzerinde oynaşıyor, az ilerideki yalağa dökülüyor. Yalağın karşısındaki yayla evleri sessizliğe gömülmüş, bomboş. Burada doğanın büyüsünü biz bozuyoruz. Odun toplayarak “Köroğlu Kasabı”dan aldığımız, tuzlamayı unuttuğumuz etleri pişirip yiyoruz. Akşama doğru göğün maviliği yavaş yavaş kayboluyor, yerine yağmur yüklü bulutlar alıyor. Tül gibi ince bir sis kaplıyor; dağları, tepeleri, yaylayı... Dudaklarımdan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şu dizeleri dökülüyor:

Mavi maviydi gökyüzü.

Bulut beyaz beyazdı.

Boşluğu ve üzüntüsü.

İçinde ne garip bir yazdı.

Bolu’dan Kıbrısçık’a, Seben’e giden yol, Karacasu Beldesi’ne kadar ovadan geçiyor. Bu ova oldukça verimli. Patates, şeker pancarı, buğday, arpa ve tütün üretiliyor. Karacasudan sonra arabamız dağa tırmanıyor. Bu yol, fundalıkların, çam ormanlarının arasından geçerek kıvrıla kıvrıla Gölcük’e; bir taraftan Seben’e diğer taraftan Kıbrısçık’a uzanıyor.

 Gölcük, küçük bir göl. Çevresini, yarım saatte dolaşabilir; çeşmelerden akan sulardan kana kana içebilirsiniz. Gölün kıyısındaki Orman Bakanlığı villasına imrenerek bakarsınız. Çevresindeki çamlarla ve gölle uyum içindedir. Kendine özgü bir mimarisi vardır. Burası, her mevsimde başka güzelliktedir. Kışın çamların dallarında biriken karlar, uzaktan beyaz çiçek gibi görünür. İzlemeye doyamazsınız. Bu güzelliği, yerlere atılan naylon poşetler, kâğıtlar, yemek artıkları, mangallardan çıkan dumanlar bozar. Doğal kaynaklarımız hiç tükenmeyeceğini sanırız. Oysa ormanlar, dağlar her gün biraz daha yıpranmakta, yok olmaktadır. Sait Faik Abasıyanık, “Son Kuşlar” adlı öyküsünde, son yıllarda kuşların gelmediğinden yakınıyor. “Seneler var ki kuşlar gelmiyor. Güzün o güzel günlerini penceremden görür görmez Konstantin’in bulunabileceği sırtları hesaplayarak yollara çıkıyorum. Bir kuşun cıvıltısını duysam kanım donuyor, yüreğim atmıyor. Hâlbuki sonbahar, kocayemişleri, beyaz, esmer bulutları, yakmayan güneşi, durgun maviliği, bol yeşili ile kuşlarla beraber olunca insana barış, şiir, edebiyat, resim, müzik, mesut insanlarla dolu anlaşmış, hırstan arınmış bir dünya düşündürüyor.

Tarım ilaçlarıyla, avcılıkla kuşları tükettik. Yurdun en ücra köşelerinde, yol yolak olmayan yörelerde bile av hayvanları azaldı. Ormanlar, yangınlarla kesimlerle tükeniyor. Nerede, orman içinde bir duman görsem ödüm kopuyor, içim cız ediyor. Bizden sonra gelecek kuşakların yurdumun güzelliklerini göremeyeceklerini düşünüyor; kaygılanıyorum.

Gölcük’ün güneydoğusunda Aladağ, daha ilerisinde de Köroğlu Dağları vardır. Bu bölgenin en yüksek tepesi olan Köroğlu Tepesi 2499 metredir. Köroğlu bu dağlara güvenerek Bolu Bey’ine kafa tutmuş. Şiirlerinde bakın ne diyor

 

Benden selam olsun Bolu Beyi’ne

Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır.

Ok gıcırtısından kalkan sesinden

Dağlar seda verip seslenmelidir.

 

Diğer bir dörtlüğünde de şöyle diyor.

 

Hemen Mevlâ ile sana dayandım

Arkam sensin, kal’am sensin dağlar hey

Yoktur senden gayrı kolum kanadım

Arkam sensin, kal’am sensin dağlar hey

 

 

 

 

Erdal Ceyhan, Şennur Köseli bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kıymetli Öğretmenimiz,Sayın Hüseyin Başdoğan: Hocam inanın görselde ki yeri gördüm. Nedendir bilmiyorum ben Boluyu çok seviyorum.Doğanın güzelliği bir başka.İstanbul'a gidiş ve dönüşlerde hep Bolu'da dinlenmiş ve yeşili seyretmişim. Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 16.09.2014 16:29
Cevap :
Mehmet Bey, Ülkemizde ormanlar,yeşillikler rant kaynağı oldu.Açgözlü,doyumsuz sermaye ve insanlarca yok ediliyor.İstanbul'da orman kalmadı,kesildi.Bir taraftan da hükümet,havaalanı,köprü yapacağım diye kesiyor.Su havzalarına apartmanlar dikildi. Bir gün Abant,Gölcük gibi dinlenme yerlerindeki ormanların kesilip yerine yazlıklar yapılacağından korkuyorum.Selam ve saygılarımla.  17.09.2014 12:34
 

Ne güzel bir gezi.. Bolu'nun içine uğramadınız mı?

Erdal Ceyhan 
 16.09.2014 5:17
Cevap :
Erdal, Emekli olduktan sonra bir yıl Bilkent Üniversitesi'nde zorunlu Türkçe dersleri okutmanlığı yaptım.(Her hâlde iyi okutamadık ki ikinci yıl vermediler).Anadil eğitimi,ilköğretimde verilemezse üniversitede nasıl verilir? Emekliliğimin ikinci yılında yazlıkan dönünce Bolu'da bir dershaneye haftada üç gün gittim.Bolu deyince Abant ve Gölcük daha ilgi çekici geldi.O nedenle Gölcük'ü betimlemeye çalıştım.Selam ve sevgilerimle.   17.09.2014 10:45
 

Çok teşekkürler Sayın Başdoğan ,emeğinize sağlık.Benden selam olsun size.

Şennur Köseli 
 15.09.2014 20:22
Cevap :
Şenur Hanım, İlginize teşekkür ederim.Sağ olun.Selamlar.  15.09.2014 21:24
 

Şairlerle yazarlarla birlikte gezmişsiniz,güzel olmuş...

Kerim Korkut 
 15.09.2014 19:44
Cevap :
Bolu'nun dış görümünü tanıtmaya çalıştım.İlgine teşekkür ederim.Selamlar.  15.09.2014 21:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 342
Toplam yorum
: 1222
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2177
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster