Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '15

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
103
 

Bölünmez, bağımsız, hür ve çağdaş bir Türkiye

Bölünmez, bağımsız, hür ve çağdaş bir Türkiye
 

28 Haziran 1914’te Avusturya-Macaristan Veliaht Prensi, Saraybosna’da bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülür. 

28 Temmuz 1914- Prensin öldürülmesi, Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasına bahane olur. 

3 Kasım 1914- İngiliz ve Fransız savaş gemileri Çanakkale Tabyalarını topa tutar. 

5 Kasım 1914- İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti'ne savaş ilan eder. 

Bu gelişmelerin zorunlu sonucunda Osmanlı İmparatorluğu, Almanya ve Avusturya- Macaristan yanında savaşa girer. Bunun üzerine İngiltere Savaş Bakanı Lord Kitchener şöyle bir açıklama yapar: 

“Türkiye’yi yok edinceye kadar savaşacağız!”

Kitchener’ın bu cümlesi, prensin öldürülmesinin bir bahane olduğunu, savaşın geri planındaki asıl amacın Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamak, topraklarının, yer altı ve yerüstü zenginliklerinin üzerine oturmak olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Zira Türkiye’ye hâkim olan bir emperyalist ülke, Ortadoğu ve Balkanlar’ı; Boğazlar vasıtasıyla da Kafkaslar ve tüm Asya’yı kontrol altına alabilecektir. 

İşte büyük plan buydu! 

Zavallı Anadolu, dört yıl boyunca beş cepheye kan ve can pompalamak suretiyle bu planın hayata geçmesini engelledi. 

Büyük oyunu bozacak ilk adım, 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak basmasıyla atıldı. 

Samsun’dan sonra Türk’ün makûs talihine “Dur!” diyecek hayatî kararlar, ardı ardına alınmaya başlandı: 

-Amasya Genelgesi (21-22 Haziran 1919)

Ulusal egemenliğe dayanan, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini oluşturan ilk kuruluş belgesi yayınlandı.  Birinci madde ile tehlikenin boyutu gözler önüne serildi: 

1.Madde: Vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı tehlikededir.

-Erzurum Kongresi (23 Temmuz-7 Ağustos 1919) ile payitaht’a ve tüm dünyaya bir mesaj verildi: 

1. Madde: Vatan bir bütündür, parçalanamaz 

-Sivas Kongresi (4 Eylül 1919 - 11 Eylül 1919) ile de yine payitahta ve tüm dünyaya; 

1.Madde: Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, ayrılamaz

Mesajı, bir kez daha ve kararlılıkla ilan edildi. 

Ankara’nın ısrarı üzerine İstanbul hükûmeti, İngilizlerin izniyle, seçim yapılmasını kabul etti. 12 Ocak 1920’de Osmanlı Meclisi, İstanbul’da toplandı. Esasları Erzurum ve Sivas Kongreleri ile Ankara’da oluşturulup belirlenmiş olan Millî Ant’ı (Misak-ı Milli’yi) kabul ve ilan etti. Millî Ant’ın özü yine aynıydı: 

“Bölünmez, bağımsız, hür ve çağdaş bir Türkiye”

Bu karar işgalcileri rahatsız eder ve Ankara’ya gözdağı vermek üzere İstanbul’da yönetime resmen el koyarlar. Bazı milletvekillerini, askerleri ve yazarları tutuklar ve hepsini Malta’ya sürerler. Vahidettin’in yeniden iş başına getirdiği sadrazam Damat Ferit ise Kuva-yı Milliyecilere ve askerlere savaş açar. 

Milletvekilleri ve subaylar İstanbul’dan kaçarak Ankara’ya gelirler. 

23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açılır. Mustafa Kemal Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına seçilir. 

TBMM, 20 Ocak 1921 tarihinde çıkarttığı ilk anayasanın birinci maddesinde, Cumhuriyet rejimi ile ilgili şu karara imza atılır: 

1.Madde:Egemenlik, kayıtsız ve şartsız milletindir”

*

Buraya kadar anlattıklarımızdan hareketle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temelleri: 

1.Vatanın bölünmez bütünlüğü

2.Milletin egemenliği 

Esaslarına dayanır. 

Bu esaslar hem o günlerin, “Türkiye’yi yok edinceye kadar savaşacağız!” diyenlerine, hem de,böl, parçala ve yönet zihniyetinin bugünkü iç ve dış temsilcilerine verilen tokat niteliğinde bir cevaptır. 

Hiç kimse hayale kapılmasın! 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, vatanı ve milleti ile bölünmez bir bütündür; Egemenlik ise kayıtsız şartsız milletindir. 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!

 

Tülay Hergünlü

İstanbul, 22 Nisan 2015 

 

 

Not: Yazı hazırlanırken, Turgut Özakman’ın, “Şu Çılgın Türkler” isimli eserinden yararlanılmıştır.

 

  

NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İngiliz devleti ve onun yardakçıları hala kuyruk acılarını çıkaramadıklarından ülkemizi gerekli zaman ve zemini bulduklarında sıkıştırmaya çalışıyorlar. Ermeni yalanları, tarihle yüzleşmeye korkan emperyalist saldırganlarca en son emelleri olan toprak alıncaya kadar sürecek görünüyor. Öyle ki kendi ülkelerine 'Batı Ermenistan'derler. Çünkü doğusunu bizim topraklarımız diye kabullenirler. Kuvayı Milliye ve cumhuriyetimizin kurtarıcı ve kurucu iradesi onlara gerekli dersi 95 yıl evvel vermişti. Meydanlarda bu toprakları savaşla alamayanlar bu gün masada kazanmak hevesindeler. Düşündürücü olan bu zihniyetlere ülkemizden de katılımın sağlanması ve giderek artmasıdır. Zaman ve zemin çok önemli...

Yalnıztürk 
 24.04.2015 11:23
Cevap :
Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Bekledikleri zamanı ve zemini elde ettiler. Bize düşen, bu fırsatı onlara vermemektir. Esenlikler dilerim.  27.04.2015 13:15
 

Tülaycığım! Ulusal Egemenlik ve çocuk bayramı hepimize kutlu olsun.Bu bayramı Türk çocuklarına hediye eden rahmetli Atamız nurlar içinde yatsın.Sevgilerimle öptüm.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 23.04.2015 20:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 489
Toplam yorum
: 631
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 1109
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Ankara doğumluyum. İstanbul'da uzun yıllar özel sektörde çalıştım. Halen, kayıtlı-ruhsatlı malî m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster