Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ağustos '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
113
 

Bombalar patladığında…

Bombalar patladığında…
 

Toplum olarak gidişatın iyiliğinden, geleceğin selametinden; kısaca hayallerimizi süsleyen güzel yarınlardan giderek uzağa düştüğümüzün farkında mısınız?

Bize yön veren siyasi öncüler gerçekleri perdelemek yerine, içinde bulunduğumuz sıkıntılı hali görmeliler…

Son Gaziantep olayı, önceki diğer toplu yok etmeye yönelik eylemler ve yurdun dört bir yanında inanç ve aidiyet üzerinden yapılan tahrik girişimleri…

Beraberinde gelecekte muhtemelen olacak diğer benzeri gelişmeler, hepimizi şimdiden ürkütüyor. Yarınlara dair endişelerimizin artmasına yol açıyor.

İşin kötüsü toplumda saflar belirginleştikçe; kimimiz kötülükleri ve yanlışı hararetle lanetlerken, bazılarımız sesiz kalarak olanları onaylamayı yeğliyor.

Bu korkunç gidişatın ileride ortaya çıkaracağı istenmeyen felaketleri algılamamak, akıl körlüğüyle izah edilebilir, ancak.

Gelinen yerde “kim ne yapmaya çalışıyor!” Yapılanlara dair “neden ve niçin” sorularının cevaplarını artık irdelemek zorundayız.

Duygusal yaklaşımlarla bir tarafta yer almak, o tarafın doğrularını tabu gibi kabul ederek sorgulamamak mevcut sorunlarımızı çözemez.

Daha beter sıkıntıları ve karmaşayı artırmaya hizmet eder. Böylece doğruların yanlışlardan ayrıt edilmesi de zorlaşır.

Hali hazırda toplumumuzda inanç, kimlik ve aidiyetler üzerine oluşmuş çok çeşitli düşünce ve ayrışmalar mevcut.

Bunlara bağlı olarak fikir ve görüşlerin ortaya atılış şekli, olaylara yaklaşım ve tavırlar da çeşitlenmiş durumda.

Dahası sağlıksız değerlendirmelerle oluşan tutarsız düşünce ortamları, kimin tam olarak neyi doğu bulduğunu belirsiz hale getirmiş.

Ortaya çıkan manzarada bitmeyen tartışmalar, sonu belirsiz istekler ve karşılıklı gelecekle ilgili oluşan kaygılardan başka bir şey yok!

Yurdun her hangi bir yerinde, bomba yüklü araçları korkusuzca kalabalıkların üzerine sürenlere sormak gerekir:

Bombalar, kalabalığı oluşturanlardan kimin hangi inanç veya aidiyette olduğunu nasıl ayrıt edebilir ki!

Patladığında, Kürt, Türk, Çerkez ya da Arap demeden, oradaki herkesi yok etmez mi?

Bu noktada bir başka soru daha sormak gerekir. Patlamalardan oluşacak yaralanma ve ölümlerden kim ya da kimler hoşnut kalabilirler?

Kürtler mi, Türkler mi, yoksa Aleviler ya da Suniler mi? Sanmıyorum. Bence hiç biri gerçek manada olanları tasvip etmez.

O zaman kim, ya da hangi güç bu olanlara (toplu kıyımlara) hem fikren, hem de vicdanen onay veriyor/verebiliyor?

İşte, hepimizin asıl sorgulaması gereken bunlardır.

Net cevaplara ulaştığımızda; karmaşa ve kavgalar bitecek, hepimizin içinde yer aldığı “Türkiye” adlı gemi sağ salim yoluna devam edebilecektir.

Umarım hep birlikte kısa zamanda bunu başarırız… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 251
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 431
Kayıt tarihi
: 29.12.07
 
 

Emekli; Öğretmen, Yönetici ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster