Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '14

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
117
 

Bonzai Kabusu ve Aile Kavramının, Ailenin Önemi

Bonzai Kabusu ve Aile Kavramının, Ailenin Önemi
 

Onlar, ülkemizin geleceği... "Yürekleri karalar"dan onları korumamız, boynumuzun borcu...


 

Bir facebook paylaşımında diyor ki "Çocuğunuzu terbiye etmeyin kendinizi edin, o zaman, çocuğunuz zaten gerekeni alacaktır"

Bugün okullar açıldı, tüm okulları İmam Hatip statüsüne dönüştürmeyi hedefleyen çark kendini iyiden iyiye belli etmeye başladı... Sayın Milli Eğitim Bakanı, her okulda mescit olması konusundaki yenilikle ilgili olarak "mekanlar sağlanacak ama ibadet zorunlu değil" diyor gazetecilere. Eh,  şimdilik öyle, seçimleri  kazandıklarında Muharrem İnce'nin deyimiyle "O zaman göreceğiz ülkenin halini..."  Epeydir bindiğimiz "alâmet"in  ne zaman, nasıl "kıyamet"e gideceğini veya bir umut  kaleden döneceğini  göreceğiz millet olarak...

İnsanımız,  zengini ile fakiri ile yaşlısı genci ile  bir bunalımlı dönem içinde , özellikle ikibin'li yıllar başladıktan sonra... Büyük çoğunluk;  bir şaşkınlık,  gelecekle ilgili tarifsiz endişeler içinde, kaygılı  umutsuz , günü kurtarma çabasında, robotvari bir biçimde yaşamını sürdürmede... Büyüklerin  bu  durumundan;  bebekler, okul öncesi çocuklar  da etkileniyor, daha hayatın başında  dünyanın  ağırlığını minik bedenlerinin içindeki ruhlarında hissediyorlar... Biraz daha büyük olan ilk öğretim ,lise çağındakiler ise, bu havayı  yaşamakla kalmıyor, "nasıl baş edeceğim", "nasıl üstesinden geleceğim " soruları ile iki büklüm oluyorlar. Çare olarak da,  uyuşturucu  maddeleri görüyorlar...

Aile birliği bozulan çoğu batı toplumu , çocuklarına  her türlü olanağı sağlayan, yaşamı kolaylaştıran  devlet desteğinin  çocuklarının  mutlu bireyler olması için yeterli olmadığının ayırdına vardı son yıllarda. Bu yüzden,   şimdilerde,  aile  ön plana çıkmaya  başladı...

Aile demek, kişinin  arkasını  huzurla dayadığı  dağdır ...   Başına  istenmeyen bir durum geldiğinde güvenebileceği sığınabileceği limandır ... Belki yüreği belki bedeni  örselenir  kimi zaman orada ama insan  bilir ki, her türlü yarasının sarılacağı onarılacağı  sıcak bir çatıdır aile... Ya da, öyle olması gerekir...  Bütün  yaşanılan  bu olumsuz  hayat şartlarına karşın yine de Türk aile yapısı,  köhne ama sağlam temelli bir ev gibi  ayakta durmaya çalışıyor  gözlemlerime göre...

 Çocukları ile ne kadar kavga etse, onların arkadaşlarına geliş-gidiş saatlerine alışkanlıklarına müdahale etse de , anne-babalar  onlara sevgilerini her koşulda arkalarında olduklarını  hissettirebilmelidirler. Bu sevgiyi, güveni  algılayan  çocuk,  illâ ki  yüreğinin bir köşesinde kendini  endişe ve sevgi ile izleyen  o bakışları fark edecektir. Bu; onun yere sağlam basması,yanlış arkadaşlardan uyuşturucu gibi sigara alkol gibi zararlılardan kendini koruyabilmesi için  en sağlam "set"i olacaktır...

 Çalışan anne,  eve gereken miktarda girmeyen  para, anne-baba anlaşmazlıkları, hastalık özürlülük gibi elde olmayan nedenler  çocukların mutsuz,  geçimsiz, saldırgan olmaları için  zemin hazırlayan   etkenlerdir. Evin içinde nasıl bir sorun  hakim olursa olsun  , çocuklarımıza kaliteli zaman dilimleri  bulmaya  özen göstermeliyiz diye düşünüyorum.  Bu;  bir arkadaşı veya öğretmeni ile ilgili bir soru veya okuduğu kitabın konusu  veya kantinde ne yediği ile ilgili bir soru olabilir. Sıkmadan , süreye değil kaliteye önem vererek  oluşturmaya çalıştığımız bu iletişim meyvesini mutlaka verir. Çocuk kendisi ile ilgilenildiğini , izlenildiğini  , önemsendiğini fark eder.  Anne-kız gidilen bir etkinlik,  baba-oğul gidilen bir maç ömür boyu unutulmaz... 

İletişim  kavga ile tartışma ile de olsa , mutlaka sağlanmalı,  çocuklara  yalnızlık duygusu tattırmaktan  kaçınılmalı...2007'den sonra  görülmeye başlanan, sentetik uyuşturucu olarak  bilgilendiğimiz bonzai yüzünden ölen,  hastanelerde tedavi  gören  çocukları  okudukça, izledikçe  ülkenin geleceği ile ilgili  az da olsa var olan umutlarımız  kararıyor. 

UBAM(uyuşturucu bağımlılığı ve alkolle mücadele)  diye bir derneğin bu tür bağımlı gençleri tekrar hayata döndürmeyi, topluma kazandırmayı başardığını öğrendim internetten. Hatta  sağlıklarına kavuşan eski bağımlılara orada yeni gelenlerin rehabilatesi  için görev veriyorlarmış.  İşte  bu  durumda da, kişinin ailesine olan güveni,bağlılığı çok önemli.  Bağımlıların, aile desteği ve  hala  koruyabildiği mevcut olan iradesi ile  bu kabustan kurtulabilmesi mümkün oluyormuş . Bu öyle kötü bir illet ki, tedavi olduktan seneler sonra bile  zayıf bir  anında, başa çıkmakta zorlandığı bir sorunla karşılaştığında kişiyi, tekrar esir alabiliyor. Psikolog olan kızım, " Otuz yıl  kullanmayıp otuz birinci yıl yeniden başlayan  vakalar var"  dedi.  Bu  hastalığa tutulmadan önceki  evrede de hastalık sürecinde de, anne, baba, eş, kardeş  en temel unsurlar  kişiler için.   Bir kadın...  Ubam'a ulaşıncaya kadar  eşi için verdiği mücadeleyi anlatıyor.  Kendi düzeni, ruh sağlığı  tehlikeye girmesine rağmen mücadeleyi bırakmıyor, sonunda hiçbir ilaç kullanmaya gerek kalmayacak şekilde sağlığına kavuşuyor kocası. 

 Terör örgütleri ve  diğer toplum dışı unsurlar için biçilmiş kaftan uyuşturucu... Alıştır  o maddeye, istediğin gibi yönet insancıkları.  İnsan  tacirleri için  bundan  daha  sağlam zincir  var  mı... 

Analar babalar  ,  dikkat edin çocuklarınıza...  Son zamanlarda  iştahsız, sinirli, göz altları mor mu çocuğunuzun...  Arkadaşları kim... Onları çağırın evinize tanıyın, izleyin hissettirmeden. 

Sonra  vakit geçtiğinde... Sadece siz değil, millet olarak  hepimiz  üzüleceğiz... 

NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Nur Hanım'cım, ülkemiz çok berbat bir ahvalde maalesef. Nerdeyse herkesin elinin altında bir silah, çok sıradan bir vesileyle bile bir bakmışız adam çok rahat karşısındakini öldürüveriyor. Ortalık resmen Texasa döndü. Bir taraftan böyle, bir taraftan çeşitli ihmal, umursamazlık ve ahlaksızlıklarla iş yeri yada trafik, şu bu "güya kazaları", hukuksuzluklar, diğer taraftan uyuşturucu ve işte şu bonzai illeti derken insanlar genç-yaşlı patır patır ölüyor-öldürülüyor. Hele ki çocuklar-gençler zaten çok kolay tuzağa düşerler. Batı ve batı hayranlığı/köleliği en sonunda güzelim toplumumuzu da çürütmeyi başardı. Devletin ve toplumun hiçbir kurumu üstüne düşeni layıkıyla yapmıyor. Sanki bu kurumlar ve birileri çocukları-gençleri-insanları korumak kollamak için değil de özellikle öldürmek-zehirlemek-yok etmek için var gibiler! Onun için, aile tabii ki çok önemli ama aileler de esasen çaresiz. Çünkü böyle bir ahvalde yalnızca ailenin sevgisi-denetimi-ilgisi bile yetmez ne yazık ki. Slmlr

Filiz Alev 
 16.09.2014 7:43
Cevap :
Ülkemizin panaromasını çizdiğiniz değerli yorumunuz için sağ olun Filiz Hanım. Ben yine de umut etmek istiyorum. Halkımız, önünde sonunda görecek doğruları.Karanlığın sabaha en yakın olacağı zamanı bekliyoruz çoğumuz. Amerika-İsrail, Fransa,İngiltere ve diğerlerinin ,ülkemizin parçalanması için gizli açık kurdukları tuzaklar içinde kültürümüzü yozlaştırmanın, bizi biz olmaktan çıkarmanın ön planda olduğunu herkes biliyor.Atatürk'lü yıllardan sonra ülkemizin yöneticileri onlara elini vermiş, şimdi kolumuzu alamıyoruz... Ailenin çocuk üzerinde, tek başına etkili olması zor elbette. Devletin devlet olması gerekir ama en azından kişi sendelediğinde, hayata tutunması zorlaştığında arkasındaki desteğe güvenebilmeli yani ailesine.Bu da toplum düzeni için küçümsenmeyecek bir faktör diye düşünüyorum.Sevgilerimle, selamlar...  16.09.2014 16:57
 

Ah sevgili Kardeşim ah, Allah yavrularımızı bonzai illetinden korusun. Okullar açıldı özellikle ailelerin ve okul idarelerinin bu hususta çok dikkatli olmaları, çocuklarını yakından takip edip, onlara arkadaşça yaklaşmaları gerek.Selam ve sevgiler, sağlık ve mutluluklarım la öptüm sizi.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 15.09.2014 17:53
Cevap :
Aminn,değerli arkadaşım... Öğretmen ve idarecileri de siyasi görüşler doğrultusunda böldüler; ister istemez eğitimci de olsalar,bu moral bozucu ortam çalışma verimlerini düşürür diye düşünüyorum. Yine de özverili eğitimcilerimizin bu illetin önünü kesmede etkileri olacaktır mutlaka... Sevgilerimle,selamlar...  16.09.2014 17:03
 

Son bir kaç gündür Koton marka reklam filmindeki imaj tarz meselesi de aslında bir bu kadar vahim! Belki aşırı tepki verdiğimi düşünebilirsiniz reklama ama maalesef böyle.Sadece uyuşturucular değil,imaj,marka,tüketime teşvik de çocuklarımızı bizden alıp götürüyor...

Ahmet Gürdal 
 15.09.2014 15:56
Cevap :
Bahsettiğiniz reklamı izlemedim ama reklamlar denetimden kaçıyor mu yoksa bilerek göz mü yumuluyor bilmiyorum. Çok azı hariç verdikleri mesajlar, yönlendirmeler yanlış bence de. Parasal üstünlüğü hedef olarak gösteren yanıltıcı imajlar belleklere kazınmak isteniyor. Evet bu anlamda düşünüldüğünde, tüketim hastalığı da bir uyuşturucu gibi...Saygı ve selamlar...  15.09.2014 21:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 305
Toplam yorum
: 746
Toplam mesaj
: 87
Ort. okunma sayısı
: 1319
Kayıt tarihi
: 08.08.07
 
 

Emekli Türkçe öğretmeniyim.Şimdi Marmara Üniversitesi bünyesinde bulunan, Atatürk Eğitim Enstitüs..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster