Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
641
 

Boooozaaaaaaaa

Boooozaaaaaaaa
 

O gece, anlayamadığım bir şekilde, avazı çıktığı kadar biri bağırıyordu dışarıda. Ev sakinleri sakince televizyon seyrederken. Kimsenin umrunda değildi, duymuyorlardı sanki. Acaba sadece ben mi duyuyorum diye korktum. Ses gittikçe yaklaşıyor, yaklaştıkça daha çok bağırıyordu.

Dayanamayıp, çekinerek sordum babama ”kim bağırıyor baba dışarda”. Babam tatlı bir gülümsemeyle “bozacı” dedi. Hiç bir fikrim yoktu, neydi bu boza? İçilecek birşey olduğunu anneme sorarken anladım “içer misin” diye. Cevap verdim hemen “ben içerim”…

Ses uzaklaşıyordu, ama daha fazla bağırdığını hissediyordum. Babam pencereyi açtı, nazire yapar gibi çağırdı bozacıyı bağırarak. Gecenin bir vakti sokakta bağıran adamlar, biri babam. Tuhafıma gitmiş ve şaşırmıştım. Adam kapıya geldiğinde, büyük bir merakla kapıya koştum. Sanki insanüstü birşey görecektim. İnce yapılı, zayıftan bir adamdı. Konuşurken bile sesi zor çıkan bu adam, nasıl bu kadar bağırabiliyordu. Asık suratlı, kaba birine benziyordu; poşetinde duran paket paket leblebiler gibi. O akşam bozayı pek sevmedim. Kaba leblebileri yedim…

Şimdilerde pek raslamadığım bozacılar, sonraları hep imrendiğim insanlar oldu. Gecenin bir vakti avazı çıktığı kadar bağıran, boza istiyenlerin haricinde kimsenin umrunda olmadığı, 150 gram kaba adamlar. Bazen onların boza değilde başka birşey bağırdıklarını düşünürdüm. Büyük bir fırsattı bu bence. Onlar gibi gece sokakta bağırmak istediğim zamanlar çok oldu. Bağırdığın kelime “boza” olsa bile. Önemli değildi kelime ilk defa, bağırmanın yanında. O kelimeylede olsa, bağırmak önemliydi. Sevincimi, aşkımı, hüznümü “boza” diye bağırmak.

Birkaç akşam denemedim değil. Bozayı seven birkaç kişi deli gözüyle baktı sadece boza almak için camlarını açtıklarında. Birşey daha farkettim! Gündüzleri senden kaçacak delik arıyan sokak köpekleri, o karanlık ve kimsesiz sokaktan geçerken kaçmazlar. Güvendikleri gece mi, yoksa ıssız sokak mı? Kırmızı gözlerini dikerler üstüne, korkarsın ama belli etmemeye çalışırsın. Öyle derler “korktuğunu anlarsa saldırır”. Hayatımızda ne kadar çok sokak köpeği var.

Adımların büyür, o sokak daha uzun gelir sana. Sokaktaki arabaları kesersin gözünle saldırırsa üzerine çıkarım diye. “Hooosşttt” demeyi göze alamazsın. Ya saldırırsa? Onlardan kurtulmanın bir yolunu bulmuştum. “Boooooozaaaaaa” diye bağırırsan kaçıyorlar. Hiç sevmiyorlar bozayı ve bozacıyı. Sokak köpeklerini kovaladığım için, doya doya bağırabildiğim için, vefa borcum var bozacılara. Yılda beş on kez ödüyorum birkaç litre. Kapıma gelmese de artık, Ben gidiyorum vefa bozacısına.

Vefa borcu…
Vefa bozası…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

2005 in kışı. 'Radyoda Opera' yı dinliyorum. Memlektim Çankırı'da 33 yılım geçti duymadım. Daha sonra yaşamım Antalya'da devam ediyor; 'o sesi' hiç duymamıştım. Dinlemekte olduğum opera da alakasız yerlerde uzaktan sesler geliyor. Ses düzeni köşelere yerleştirilmiş olduğundan yanılmamı kolaylaştırıyor. (ben öyle hissediyorum) ama ne dediği anlaşılmıyor... pes bir ses.. Basbariton ses gittikçe yakınlaşıyor ama ben hala sözcükleri anlamıyorum. (O ana kadar ensede boza pişirmek deyiminden başka da bozayı bilmiyorum) Artık ses iyice yaklaştı, dışardan geliyor artık kesinleşmişti. Çıktım iyice kulakmverdim: "Boooozaaaaa" , bunu anladım bir sözcük daha eklemekteydi ama şu an anımsayamadım. Adamın yolunu kestim; 'Kardeşim, 10 dakikadır ses düzenimde senin sesini aramaktayım. Beni yanılttın' dedim. Boza kültürüm olmadığından, o gün ve sonralarda bir kaçkez ses olarak duydum o anonsu. Ama hala tadına bakacak kadar merak edemedim bir türlü. Sizin yazınızdan cesaretle anımı paylaşmak iste

Hasan Hüseyin Dulun 
 04.07.2007 9:13
Cevap :
Paylaştığınız hikaye için teşekkür ederim :) sevgilerimle :)  04.07.2007 10:48
 

diyor başlığım ama sen bana bakma. Bozayı deli severim ben. Hem de nasıl sevdim bil bakalım. Senin hikayenin aynısı. Aramıza hoş geldin. Görüşmek üzere...

Pelin KALYONCU 
 14.06.2007 16:28
Cevap :
Senin hikayenin aynısı deyince,bende yazılarının arasında bu hikayeye benzer yazı arıyorum 20 dakikadır.:)) bu kadarmı yanlış okunur :))) Ama iyi oldu "boza mı bu havada?" başlığını ararken bir sürü ilginç başlık gördüm yazılarında :)  14.06.2007 17:31
 

Ritmi yakalamış gibiyim yazılarındaki. Bu kadar akıcı olması yazılarını müziğe dönüştürüyor... Köpekler ve gece yakışıyorlar birbirlerine , insan onların arasına çok sonraları dahil oldu... ELİNİZE SAĞLIK ...HOŞGELDİN..

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 10.06.2007 10:46
Cevap :
Yazılarımı, ritmini sevdiğin bir müziğe benzetmen değişik, çok hoşuma gitti :) yazmak bazen müziğin bile seni dinlemesidir. :) Beğenin mutlu etti beni.. İlgin için teşekkür ederim..sevgilerimle,  11.06.2007 13:51
 

Deneme yazmak için konu değil anlatımdır önemli olan derler, güzel bir anlatım olmuş, tebrikler. Bir ricam var boza severlerden, nasıl içilir boza? Sıcak mı soğuk mu? Çok boza yazısı okudum, ama nasıl içilir? sorusunun yanıtını okuyamadım, örneğin tarçın konulması gerektiğini de, buradan öğrendim? Peki leblebi neyin fesi? Saygı ve sevgiyle

ZAKKUM 
 03.06.2007 1:00
Cevap :
Soğuk içilir..Koyu kıvamdaki bozayı biraz irice bir bardağa doldurup üzerine istiğe göre tarçın ve leblebi koyarak götüreceksin :) ilginiz için teşekkür ederim...  05.06.2007 14:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 63
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 520
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Yaş 35 /İyi dost, herkesin bir dostu olmalıdır en azından... Aldanmak, aldatılmak, yalan söylenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster