Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mayıs '19

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
106
 

Borç Yiyen, Taş Yesin!

Borç verme, birikimi olanın olmayana vermesidir. Bir kişi o halde neden borç alır? Bunun çeşitli nedenleri olabilir, hadi kafa yoralım ve bir insan neden borç ister ona bakalım.

-Yaşlıdır, düşkündür, bir felakete uğramıştır. Hayatta kalabilmek için başkalarının vereceği şeylere ihtiyacı vardır.

Bu durumda borç veren çeşitli nedenlerle kendi birikimlerinden bir kısmını paylaşır veya borç verir. Paylaşır çünkü akrabasıdır, aynı toplumun bireyidir, toplumsal bir olaydır, kendi hayat standartlarında kötü yönde herhangi bir değişikliğe neden olmayacak para veya şey hibe eder.

Siz neden ve kim veya kimlere ne karşılığında borç veriyorsunuz? Sizler de benim gibi aşağı yukarı aynı nedenden ötürü borç verirsiniz

                -Borç alır çünkü kumarbazdır, bağımlıdır, batmıştır. Böyle biri güvenilmezdir. Bu kişiye borç verirken daha dikkatli olmak gerekir. Verilen borç kişi candan dost dahi olsa geri gelme ihtimali düşüktür. Bu durumda ya hayat standardınızı düşürmeyecek bir rakam verilebilir; bu niyetle veriliyorsa o zaman bu borç değil, hibe veya bağış olur. Ama bu durumda da borç verenin kendi birikimini böyle birine vermesi de pek akıllıca değildir. Çünkü kendi dişinden tırnağından bir şekilde artırdığını bu kişiye bağışlamakla kendi kendine, ailesine kötülük yapmış olur.   O zaman ne yapmalı da o parayı mümkünse geri almalı, senet ve senetle birlikte kefil alınabilir. Kefil bulabilen borç da bulabilir. Kefil zaten borcu üstlenen demektir. Bu durum dahi çelişkili olsa da o zaman kefilin gerçekten o borcu ödeyebilecek maddi bir gelire, mülke sahip olması gerekir. Bu durumda söz konusu kişi geliri olduğu halde ona borç vermiyorsa neden ben vereyim şeklinde bir çelişkiye neden olsa da diğer durumdan daha sağlamdır.

                -Borç alır çünkü aileden biridir, aileler birbirleriyle eskiden dayanışırlardı. O yüzden söz konusu para ile ev, araba veya iş kuracak bir yakına borç vermek normal karşılanır. Bu durumda ortaya çıkacak durumlar da olumsuzluk durumunda iç açıcı şeyler olmayacaktır. Beklenti ile verilen borçlar asla dönmeyebileceği için verilen borcun gelmeyebileceği de akıldan çıkarılmamalıdır. Bu durumun yine bir şekilde huzursuzluğa neden olacağı açıktır. Ancak, para bir şekilde ailede kalacağı için üstünde durmaya fazlaca gerek yoktur. Buradaki husus bir şekilde bir tarafın sürekli alıcı diğer tarafın sürekli verici pozisyonunda olması halinde sorun yaratmaya müsait olduğudur.   Hele ki bir tarafın akıl ve mantık dışı işler yapması durumunda aile içinde er geç sorun çıkacağı açıktır.

                -Görüldüğü gibi birikimler; tasarruflar, insanların canından kanından bir şeylerin feda edilerek kazanıldığı biriktirildiği, risklere girilerek ortaya çıkarılan mallardır, paradır, eşyadır. Bu değerler hiç tanımadığımız bir ülkenin vatandaşlarına verilmek istendiğinde elbette onlar lüks içinde yaşasınlar diye biz onlara borç vermeyiz.

O halde bizim de bu verdiğimiz borçlar dolayısıyla; onların gerisinde, onlardan daha düşük hayat standartlarında yaşamamamız gerekir, onların bizim verdiğimiz borçla silahlanıp bize saldırıp borçlarını ödememezlik yapmamalarının güvence altına alınması lazım, verdiğimiz borçlar mümkünse bize borç verdiklerimizden daha büyük fayda söz hakkı sağlaması lazım, … gibi birçok madde sıralanabilir. En nihayetinde bir yabancıya borç verildiğinde çok daha dikkatli olunmak zorundadır.

Dış destek, dışarıdan gelen her tür para ve zenginlik zenginliğini artırmak için gelmiyorsa ne için gelmektedir? Kapitalistler, emperyalist kapitalistler aptal mıdır ki sizin yan komşunuza vereceğinin beş yüz lira borç için bile bir sürü endişeniz varken, söz konusu dış yatırım daha doğrusu borç ne için verilmektedir diye düşünmek lazımdır.

-Borç alan o halde ürettiğini artırmak zorundadır. Eskiden on saat çalışıyorsa borcunu ödemek için on beş saat çalışmalıdır.

- Borç alan lüks tüketimi bırakmalıdır. Borçlu, borçlu gibi yaşamalı, hayat standardını aşağı taşımalıdır.

-Hem borçlu hem de haklı olunmaz, alacaklıya göre borçlu genellikle haksızdır.

-Borçlu olmak zordur. Bir aile reisi hem borç alıyor hem de lüks yaşamından herhangi bir feragat etmiyorsa bilinmelidir ki o ailenin geleceği karanlıktır, ya en güzel kızı, ya da en güzel tarlayı, bağı feda edecektir. Söz konusu ülke olunca ne değişiyor…?

 

Canmehmet bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1127
Toplam yorum
: 166
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 205
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster