Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '15

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
680
 

Börek Hikayesi

Börek Hikayesi
 

        ( Bu öykünün esin kaynağı, Ayşegül Hayvar Hanım'ın bu konuda yazmış olduğu blog oldu. Kendilerine teşekkür ediyorum.)                         

     Her zamanki gibi işten eve yorgun argın döndüm…

Duşumu alıp, eşimin hazırladığı o nefis yemekleri ailecek iştahla yedik…

Televizyonun başına geçip sevdiğimiz dizi filmi izlemeye başladık…

Ailece alışkanlığımızdır. Çayımızı hemen yemekten sonra değil de iki saat sonra içeriz…

Eşim bir bardak çayı elime tutuşturuverdi. Hiç böyle yapmazdı. Bu işte bir gariplik vardı. Çaydan bir yudum çektim. Çay nefisti. Gayri ihtiyari olarak elim bir tabak aradı. İçinde şöyle sıcacık peynirli, ıspanaklı böreklerin olduğu tabağı… Ortalıkta tabak mabak yoktu… Göz ucuyla şöyle hanıma baktım. Hiç oralı değildi. Üstelik de süzülüp duruyordu… Çocuklar da dizi filme kendilerini kaptırmış, gözleri hiçbir şeyi görmüyordu… Çaydan bir yudum daha çektim ama çay bana çok kötü gelmeye başladı… Yıllardır çayımı hep böreklerle içmeye alışmıştım…

Hay Allah, bugün bir aksilik vardı. İş yerinde de işler pek iyi gitmemişti… Evde un mu bitmişti acaba…

Şöyle çayımı karıştırıyormuş numarasıyla biraz fazla ses çıkardım ve eşime baktım… O da, ne oluyor der gibi kafasını şöyle bir salladı… Öf be, bu börek nasıl bir tutku yaratırmış insanda, çay bir türlü boğazımdan geçmiyor. Sonra bir şey unutmuş gibi hissediyorum kendimi… Bugün börek yemezsem karnım hiç doymayacak ve keyfim de yerine gelmeyecek gibi…

Bu işte bir iş var ya hayırlısıyla… Gözüm diziyi falan görmüyor… Şekerim mi düştü acaba… Eşimin gözlerine bakmaya çalışıyorum ama o hep benden gözlerini kaçırıyor gibi… Boğazımı temizliyor numarasıyla şöyle kuvvetlice bir öksürdüm…

Eşimle göz göze geldik… Eşimin gözlerinde hınzırca bir gülümseme vardı… Bu gülümsemeden cesaret alarak, çocuklar görmeden sesiz film oynuyor gibi havada tabak çatal resmi çizdim ve çatalı ağzıma götürmeye başladım…

Eşim dalga geçer gibi gülümseyerek ve ağzını yaydırarak:

— “Ay! ben seni anladım. Senin canın peynirli börek istiyor” Dedi.

Eşim öteden beri hep anlayışlıdır. Benim canımın ne istediğini hemen bilir… Galiba bir sürpriz yapacak. Ben yine de gülümseyerek, galiba un ve peynir kalmadı evde dedim…

— Hayır, hepsi var. Dedi.

Kafam iyice karıştı. Yoksa yine eşimin doğum gününü mü, yoksa evlilik yıl dönümümüzü mü unutmuştum…

Ben sormaya hazırlanıyordum ki:

“Sen, haberlerde duymadın mı ?” Dedi…

Ne oldu hanım, börek sağlığa zararlı mıymış? Bendeki göbekleri o mu yapıyormuş yoksa dememle birlikte, Eşim: (Yüksek bir sesle, biraz da kızar gibi)

—“Yok, öyle değil be adam”… Dedi.

Olacak gibi değil, eşim bana ilk defa böyle yüksek sesle ve kızar gibi konuşuyordu… Üstelik böyle ifadeler de onun üslubu değildi… Olmaz olaydı şu peynirli börek… Durup dururken hanımla aramız açılacak…

Ben de hiç alışık olmadığım bir tarzda sesimi yükselterek biraz da dalga geçer gibi:

—Öyle değil de ne ya be ” Dedim…

Eşim: (Bu sefer tatlı tatlı gülümseyerek sevecen bir tavırla) “Sen hiç gündemi takip etmiyorsun. Türkiye’nin gündeminde börek var” Dedi:

Hanım börek deyince midem guruldamaya gözlerim kararmaya başladı. Kendimi zor tutuyorum ama şu böreğin gündem yaratmasını da merak ediyorum…

Ellerimi çeneme dayayarak, eşimi can kulağıyla dinlemeye başladım.

Eşim: “Yeni Seçim Hükümetinde, Aile ve Sosyal Politikalardan sorumlu Bakan Ayşe Gürcan “Eğer Müslüman bir kadın, börek yapmasını bilmiyorsa; o aile dağılmaya mahkûmdur” Demiş.

Hay Allah, bu nasıl bir tutku, canım daha çok börek istemeye başladı. Gözlerim de kararıyor şimdi. Odaya da bir sessizlik çöktü. Bir yandan Aileden yani bizden sorumlu Bakanın söyledikleri bir yandan da yiyemediğim böreklerden dolayı iyice rahatsız oldum…

Sessizce yerimden kalktım ve yatak odasına yöneldim…

Yatağa uzandım ama bir türlü gözüme uyku girmiyor. Hep arkada bir şey unutmuş gibiyim… Bakanın söylediklerini ve börekleri düşünürken uyuya kalmışım…

     Rüyamda börek falan gördüğümü düşünmeyin… Erken yattığım için erken uyandım… Eşim ve çocuklar mışıl mışıl uyuyorlardı. Onlara şöyle sevgiyle bir baktım… İş yerim çok yakın olduğu halde her zaman arabamla iş yerine gidiyordum. Vakit erken olduğu için yürüyerek iş yerine gitmeye karar verdim. Yürüdükçe açıldım ve dolambaçlı yollardan giderek yolumu uzattım…

Mesai başladığında mesai arkadaşlarım bana tuhaf tuhaf bakıyorlardı… Çok samimi olduğum ve devamlı şakalaştığım Ali :(Hınzırca gülümseyerek) Yoksa dün akşam börek yiyemedin mi? Demesiyle tüm arkadaşlar kahkahaya boğuldu… Ben de nezaketen gülümseye çalıştım ama biraz da bozulmuştum. İmdadıma Murat yetişti. “Merak etme abi biz de yiyemedik” Dedi. Birkaç masa arkada çalışan Ümit söze karıştı: “Hanımlar, haberleşmişler; Bakan’ın inadına artık börek yapmayacaklarmış” Dedi. Hem durmadan gülüyorum hem de peynirli börekler gözümün önüne geliyor... Günüm hep gülmekle geçti ve verimli bir mesai geçirdim…

Arkadaşlar, mesai bitiminde arabalarına almak istediler ama ben binmedim. Aynı dolambaçlı yollardan yaya olarak evin yolunu tuttum…

Sanki üzerimden bir yük kalkmış gibiydi. Kendimi çok dingin hissediyordum. Yürüdüğüm için miydi, yoksa börek yemediğim için miydi bilemiyorum…

Eşim öperek karşıladı beni… Arkadaşlarla yaptıkları plan gereği, Aileden sorumlu Bakanı protesto için bir ay börek yapmayacaklarını söyledi… Doğrusu benim gibi börek hastası için bu zor bir durumdu ama bugün kendimi çok mutlu ve dingin hissettiğim için protestonuza katılıyorum hanım dedim…

     Bir ay boyunca erken kalktım. İş yerine yürüyerek gittim ve geldim. Göbeğim biraz erir gibi oldu, tartıldım tam iki kilo vermişim.  Bu süre içinde de haliyle hiç börek yemedim…

Bir aylık süreyi unutmuştum, aklımdan da çıkmıştı. Yürüyüşleri alışkanlık haline getirmiştim.

İş bitiminde eve döndüğümde kapıyı açar açmaz içerden o tanıdığım peynirli börek kokuları gelmeye başlamıştı. Ne sevineceğimi anladım ne de üzüleceğimi. İşte, öylesine garip bir duygu sardı içimi…

Akşam yemeğinde sonra rutin olarak beğendiğimiz diziyi izlerken, çaylarımız da hazırdı. Çayımı yudumlamaya devam ederken diziyi izlemeye devam ediyordum…

Bu sefer Hanım, boğazına bir şey durmuş gibi dikkat çekecek şekilde bir öksürdü. Haliyle hanımla göz göze geldik. O da sesiz film oynar gibi tabak, çatal yaptı ve çatalı habire ağzına götürüp getiriyordu. Elbette bende jeton düştü. Önümdeki tabakta peynirli böreklerim öylece duruyordu. Ellerim peynirli böreğe gitmedi. Eşim de üstelemedi…

Yürüyüşlerim devam etti, börek yemedim ve sağlığım yerine geldi…

Aileden sorumlu Bakanımız bilmeyerek bize bir iyilik yapmış oldu. Ailecek kendilerine teşekkür ediyoruz. Ailecek sağlığımız yerine geldi…

 

 

Ayşegül HAYVAR bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öykünüz güzel olmuş. Bakın işte ne güzel. Böreksiz bir yaşam, sağlığı da beraberinde getiriyormuş. Beyefendiler bir anlasa, aslında eşlerinin yaptığı kısıtlamaların onların hayrına olduğunu hayat tadından yenmeyecek. Bu arada benim eşim çok güzel börek yapar laf aramızda. Sağ olsun onun sayesinde börek hasretimizi gideririz zaman zaman. Tabii hazır yufkayla...:) Bakan da sağ olsun, bizi gülümsetti bu sıkıntılı günlerde...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 01.09.2015 12:05
Cevap :
Teşekkürlerimle...  01.09.2015 17:44
 

borek diye sayikliyani benim memlekete yolla hocam, havasini alsin, arkasina bakmadan gider valla !

Newyorker 
 01.09.2015 4:39
Cevap :
Merhaba, aynen öyle yapmalı...Teşekkürler  01.09.2015 12:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1370
Toplam yorum
: 1901
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1015
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster