Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '09

 
Kategori
Borsa
Okunma Sayısı
11227
 

Borsayı hangi stratejiyle oynarsam daha çok kazanırım?

Borsayı hangi stratejiyle oynarsam daha çok kazanırım?
 

Ed Saykota ve onun trading felsefesi üzerine yazılmış bir yazı bu. Ed Saykato’nın kim olduğundan bahsetmek gerekirse, borsanın az da olsa teknik tarafı ile ilgilenen herkesin tanıdığı bir isim o. “Borsa Sihirbazları” adlı kitapta belirttiği görüşleriyle, haklı bir şöhrete kavuşmuş bir isim aynı zamanda. Başarılarından bahsetmek gerekirse, vadeli piyasalarda ilk defa bilgisayar yardımıyla yapılan trading sistemini tasarlamış ve geliştirmiştir. Kendi sistematik yaklaşımını kullanarak, bir kaç müşteriye ve kendine ait parayla işlem yapmıştır. Seykota’nın yönettiği hesapların ettiği karlar ise inanılmaz boyuttadır. Örneğin, 1972 yılında, müşterilerinden birinin 5000$ ile başlayan hesabına, 1988 yılında nakit bazında %250000’lik bir artış kazandırmıştır. Çekilen paralarla normale getirilen hesap, aslında kuramsal olarak yüzde bir kaç milyon artmıştır. Bu kadar kısa sürede, böylesine başarı elde eden başka bir borsa oyuncusu yoktur.

Seykota’nın en önemli özelliği zeka ve duyarlılığın mükemmel bir birleşimine sahip olmasıydı. MIT’de elektrik mühendisliği eğitimi almasının getirdiği analitik düşünme yeteneğini çok başarılı bir şekilde borsaya adapte etmişti. Borsaya ciddi anlamda başlangıcı, Richard Donchian tarafından yazılan ve mekanik bir trend takip edici sistemin piyasaları alt edeceğinden bahseden bir yazıyı okumasıyla başlıyor Seykota’nın. Böyle bir şeyin olmasının imkaansız olduğunu düşündüğü için de bilgisayar programları yazarak, kuramları test etmeye başlıyor. Kuramın doğruluğunu gördüğünde ise büyük bir şaşkınlık yaşıyor. Bunun da etkisiyle zamanın tümünü borsa oynayarak geçirmeye karar veriyor. Daha sonra da bilgisayarları kullanarak kendi sistemini geliştiriyor.

Seykota’nın uzun vadede ayakta kalmasının ve başarılı olmasının sırrı, teknik sistemlerle içiçe geçmiş para yönetimi tekniklerini kullanmasıyla yakından ilgilidir. Ona göre, bir tecrübeli borsacılar vardır, bir de cesur borsacılar. Ancak hem tecrübeli hem de cesur borsacı sayısı çok çok azdır. Kullandığı mekanik sistemlerde işin püf noktalarını daha fazla hesaba katması, onu zaman geçtikçe daha da başarılı bir borsa oyuncusu haline getirmiştir. Seykota, bilinçli olsa da olmasa da yapılan bütün işlemlerin belli bir sisteme dayandığını söyler. Ona göre iyi sistemlerin çoğu da belli bir trendi takip etmeye dayanır. Hayatın kendisi de belli bir trendi takip eder. Kuşların her kış güneye göç etmesinin ise bunun için iyi bir örnek oluşturduğunu söyler. Şirketler trendlerini belirler ve ürünlerini bu trende göre ayarlarlar. Seykota’nın bana göre en radikal görüşü, temel verilerin gereksiz olduğunu söylemesidir. Ona göre piyasa tüm haberleri zaten iskonto etmiştir. Bu yüzden temel analiz için “temel gereksiz” gibi bir tanımlamada bulunmuştur ki bu birçok sabit fikirli borsa oyunucusunu tam anlamıyla şaşkına uğratmıştır.

Seykota kendisini bir trend trader’ı olarak tanımlıyor.Belirleyici kriterlerini ise, önem sıralarına göre: 1)Uzun vadeli trend
2)Mevcut grafik formasyonu
3)Alım veya satım yapılması için iyi bir noktanın belirlenmesi
olarak söylüyor. Kesinlikle vurguladığı şey belirli bir dip veya tepe seçmeye çalışmadığı. Yani satın alma işlemi yaparken, seçtiği nokta genellikle piyasanın üzerinde oluyor. Olası riskleri azaltmak amacıyla, piyasa temposunun yapacağı işlem yönünde olmasına özen gösteriyor.

Yaptığı işlemlerden bahsederken, kendisini en fazla etkileyen trading deneyimlerinin genelde olumsuz olduğundan bahsediyor. En az gurur kadar umut, endişe ve hırs duygularının yaptığımız işleri etkilediğini söylüyor. Bunu kanıtlamak için ise borsada yaptığı en büyük hataların, hissi davranarak girdiği pozisyonlardan kaynaklanmasını örnek gösteriyor.

Bana göre Seykota’nın trading felsefesinden öğrenilmesi gereken en önemli şey ‘Zararı Kısa Kesme’ prensibidir. Bir kayıplar silsilesi sırasında kesinlikle yapılması gereken şey beklemektir. Böyle bir zaman diliminde işlem yapmaya çalışmak insanı manevi olarak yıkarken, bir pozisyonu arkadan kovalamaya çalışmak tam anlamıyla ölümcüldür. Seykota’nın felsefesinden kesinlikle örnek alınması gereken bir diğer nokta da pozisyona girerken nerede çıkılacağının belirlenmesidir. Trend doğru yönde hareket ettiği sürece, stopların yerini değiştirerek, kağıt üzerinde karları kilitleme stratejini kullanmak akıllıcadır.

Elde ettiği başarıları neye bağladığı sorulduğuna, borsayı gerçekten sevmesinin başarısının arkasındaki sebep olduğunu söyler. Borsa oynamanın onun için bir hobi ya da kariyer tercihi olmadığı, tamamen bir tutku olduğunu söylemesi de oldukça etkileyidir. Bu anlamda ortalama bir borsa oyuncusuna yaptığı öneri ise oldukça anlamlıdır. Ortalama bir trader kendi adına işlem yapacak müthiş bir trader bulmalı ve sonra da gidip gerçekten çok zevk alacağı bir şeyler yapmasını söyler Ed Seykota. Ayrıca söylediği hisse senedi piyasasını anlamaya çalışmanın anlamsız bir çaba olduğu gerçeğinin ise kesinlikle kabullenilmesi gerekir. Bu konuda, “Hisse senedi piyasasınını anlamaya çalışmakla müziği anlamaya çalışmak arasında çok da fazla fark yok.” diye konuşmuştur. Önemli olan piyasaları anlamak değil para kazanmaktır.

Ed Seykota’nın savunduğu en ilginç görüş ise, kazansın veya kaybetsin, herkesin piyasadan neyi beklerse onu alacağıdır. Bu görüşü desteklemek için verdiği örnek de oldukça etkileyicidir. Bildiği bir trader arkadaşının her büyük boğa hareketinin başlangıcına yakın piyasaya girdiğini ve 10.000$’ını birkaç ay içinde çeyrek milyon dolara çıkarttığını söyler. Sonra aynı kişinin, kişiliğini değiştirdiğinden ve kazandığı herşeyi tekrar kaybettiğinden bahseder. Bir seferinde bu arkadaşıyla beraber işlem yapmaya karar verdiğini, ancak arkadaşında aynı değişimi gözlemleyince, beraber borsa oynamayı bıraktığını anlatır. Bu süreçte kendisi parasını iki katına çıkarırken, arkadaşı bir süre sonra yine elindekileri kaybeder. Bunun üzerine ona kendi yöntemini anlattığından, hatta yönetim ücreti bile ödediğinden bahseder. Bütün bunlara rağmen, arkadaşının daha farklı davranması mümkün olmaz.Arkadaşının böyle davranmasının arkasında yatan sebebi ise ilginin merkezinde olmanın çekiciliği olarak tanımlar. Yani belli bir düzeyden bakıldığında, arkadaşının da istediğini elde ettiğini söylemek mümkündür. Dikkat çekici ve ilginç bir yapıya sahip borsa oyuncularının sadece para kazanmak için değil, muhtemelen heyecan duymak için de bu işi yaptıklarından bahseder ki bence bu görüşünde de sonuna kadar haklı.

Sonuç olarak Ed Seykota bir çok yönden örnek alınması gereken harika bir borsa oyuncusu. Bana göre onun felsefesini akıllıca uygulayabilenler, kesinlikle bu oyunda kazanan tarafta yer alacaklar.

http://www.mumtazdemirci.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4475
Kayıt tarihi
: 26.02.09
 
 

Konuşmayı seven, kafasında kendi doğruları olan, boş durmaktan nefret eden biriyim. Elektronik benim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster